Bu haber kez okundu.

Türkiye içeri, İngiltere dışarı!
RECEP BAHAR / İSTANBUL
Türkiye, 1959 yılından bu yana ‘uzun, ince bir yola' dönüşen Avrupa Birliği'nden vazgeçmiyor. İlk kapısını çaldığımızda adı Avrupa Ekonomik Topluluğu (AET) idi. Türkiye ile AB arasındaki halen daha en güçlü anlaşma olan Ankara Anlaşması'nı ise 12 Aralık 1963 yılında imzaladık. O anlaşmanın altında dönemin Başbakanı İsmet İnönü'nün yanı sıra AET'in o zamanki üyeleri Almanya, Hollanda, İtalya, Fransa, Lüksemburg ve Belçika'nın devlet başkanı, kral ya da başbakanlarının imzasını taşıyordu. Türkiye, AB'ye ilk resmi başvurusunu yaptığında ise Birliğin adı Avrupa Topluluğu (AT) olarak değişmişti. Terörist başı Abdullah Öcalan'ın “Yargıtay tarafından onanan idam kararının Başbakanlıkta bekletilmesi karşılığında” lütfedilen adaylık statüsü 11 Aralık 1999'da Türkiye'ye verildiğinde artık uzun, ince yolun uzcundaki tünelin adı Avrupa Topluluğu olmuştu. Türkiye'nin 17 Aralık 2004'te müzakerelere başlayacağı kabul edildi ve 3 Ekim 2005'te ise devam edip etmeyeceği muğlaklığını muhafaza eden müzakereler başladı.

Kriz Birliği yamultunca…

Yunanistan'da 2009 yılında patlak veren ekonomik kriz; Portekiz, İspanya ve İtalya'yı da etkisi altına alınca AB'nin artık ‘gerileme devri'ne girdiği yaygın olarak kabul edilmeye başlandı. Bu süreçte öncelikle Yunanistan'ın AB'den atılması konuşuldu. Ayrıca 2009 yılında kabul edilen Lizbon Anlaşması ile “üye ülkelerin Birliği terketmesi”ne imkân tanındı. Böylece “girmekle çıkmak” eşitlenmiş oldu.

İngiltere boşanmak istiyor
Başbakan Recep tayip Erdoğan'ın ifadesiyle 2003 yılında AB ile “Katolik nikâhı” kıymak için her türlü tavizi veren AKP Yönetimi, İrlanda'nın dönem başkanlığında AB'ye girmek için vites büyütmeye hazırlanırken, Ankara'yı demoralize edebilecek haber İngiltere'den geldi. Zaten İngilizler geride bıraktığımız yılın son demlerinde “Türkiye AB'ye girsin, biz çıkalım” şeklinde propagandaya başlamışlardı bile ancak meselenin en üst düzeyde seslendirilmesi Pazartesi günü gerçekleşti.
İngiltere Başbakanı David Cameron, ülkesinin AB'den ayrılmasının İngiltere'yi çökertmeyeceğini ilan etti. Cameron daha da ileri giderek, “Ülkemin AB ile ilişkisini yeniden müzakere etme stratejisinin riskli ya da tehlikeli olduğunu kabul etmiyorum” dedi.

İlk çıkış referandumu
Cameron, kısa bir süre içinde olmasa bile İngiltere'yi AB'den koparacak referandum sandığını halkın önüne koymayı düşündüğünü ilan etti. Başbakan, İngiliz halkının önemli bir çoğunluğunun yanında olduğunu dile getirdi. İngiltere'de AB'nin geleceğinden kuşkulanan önemli bir kitle bulunuyor. Bunlara “Euro-sceptics yani AB'den şüphelenenler” deniyor. Aslında İngiltere tek para birimine yani Euro'ya dahil olmadığı için Avrupa'yı kasıp kavuran krizden daha az etkilendi. Buna rağmen Cameron, AB üyelerinin yollarına ‘ulus-devlet' olarak devam etmesini istiyor. Bunun anlamı şu: Elveda AB.
Netice olarak İngiltere'nin AB üyeliğini sorgulamasının anlamı Türkiye için de çok büyük zira Birliğe 1973 yılında katılan bir ülkenin 40 yıl sonra AB'den ayrılmasının yalın bir anlamı var: “Avrupa Birliği, beklentilerimize cevap vermedi, bize bir şey katmadı. Bundan sonra katmayacaktır aksine bizden çok şey alıp götürecektir.”
AB'yi 1957 yılında 6 ülke kurdu. Hırvatistan ile birlikte bugüne kadar 22 ülke Birliğe katıldı. Sırada Türkiye ve çok sayıda Balkan ülkesi var. Eğer İngiltere çıkarsa, AB'den ayrılan ilk ülke olarak tarihe geçecek.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.