Bu haber kez okundu.

Türkiye'nin jeopolitik önemi artıyor
Çevresindeki dinamik ortam, Türkiye'yi zorlu jeostratejik tercihlerle karşı karşıya bırakıyor. Kararlar, dayatmalara değil, ülke çıkarlarına ve bölge dengelerine dayanan vizyonla alınmalı ~|~

Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana 10?15 yıl geçmiş olmasına rağmen ABD, küresel üstünlüğünü sürdürebilmesi için gerekli olan Avrasya enerji kaynaklarının ve güzergâhlarının kontrol edilmesi istikametindeki gayretlerinde istediği sonuçları alamadı, bu amaçlarla kullandığı konvansiyonel askeri gücü Afganistan'da ve Irak'ta tıkandı.

İran ise ABD için Avrasya jeostratejisi içinde Basra Körfezi enerji kaynaklarının ve Hürmüz Boğazı'nın güvenliği bakımından mutlaka aşılması gereken önemli ve öncelikli hedef ülke olma niteliği taşıyor. İran enerjisinin kontrol dışında, yükselen güç Çin'in ekonomisini beslememesi de gerekiyor. Enerji zengini İran, nükleer programından çok küresel enerji dengeleri içindeki yeri ve önemiyle öne çıkıyor. İran krizi, kendisini angaje eden ABD için küresel psikolojik ve jeostratejik etkinliğinin sürdürülmesi bakımından bir sınav niteliği de taşıyor.

Afganistan'da, Irak'ta bocalayan ve İran hedefini henüz aşamayan ABD'nin gerçek rakipleri Çin ve Rusya'ya karşı ciddi tedbirler geliştiremediği de gözlemleniyor. Bu nedenle ABD'nin, küresel jeostratejisi içinde, kendisini dengeleyecek veya engelleyebilecek güçlerin ve koalisyonların oluşmasını önleme gayretlerinin de zora girdiği söylenebilir. Çünkü, Rusya ve Çin artık sadece Avrasya'da değil küresel ölçekte ABD çıkarlarına ters düşen inisiyatifler kullanmaya başladılar. Bu iki dev gücün Şanghay İşbirliği Örgütü içinde birlikte hareket etmesi önümüzdeki süreçte ABD çıkarlarını daha da zora sokacak gibi görünüyor. Şanghay İşbirliği Örgütü ve bu örgüt içinde işbirliği yapan Çin ve Rusya, enerji kaynaklarının kontrolü mücadelesinde de giderek ABD'nin rakiplerine dönüşüyor.

Yükselen güçlerden Rusya
Rusya, Avrasya'da yeniden yükselişe geçen bir güç olma özelliğini giderek geliştirirken, küresel enerji dengeleri içindeki rolünü de artırıyor. Doğalgaz rezervlerine sahip ülkeler içinde birinci sırada yer alan Rusya ile ikinci sıradaki İran, birlikte hareket etmeleri halinde doğalgaz tekeli oluşturma imkânını yakalayabilecekler. Ayrıca Rusya, Avrupa'yı besleyen bir başka önemli doğalgaz kaynağı olan Cezayir ile de birlikte hareket etme istikametinde ilişkilerini geliştirerek kozunu güçlendiriyor.Avrasya'nın yükselen gücü Çin, 10 yıldır süregelen yüzde 10'luk ekonomik büyümesi ve modernize ettiği askeri gücü, sabırlı ve dikkatli, ancak taviz vermeyen jeostratejisiyle dikkatleri çekiyor.

Çin'in ekonomik büyümesini ve yükselişini sürdürmesi enerji güvenliğine bağlı. Japonya'yı geçerek ABD'den sonra ikinci büyük petrol ithalatçısı konumuna gelen Çin, enerji güvenliği için çoklu inisiyatifler geliştiriyor. Kazakistan petrolü Çin'e akmaya başladı. Çin ile Rusya arasında Sibirya petrolünün Çin'e akıtılması için çalışmalar sürdürülüyor. Ayrıca, Çin'in Orta Asya, Ortadoğu, enerji zengini Afrika ülkelerindeki inisiyatifleri hızla gelişiyor. Bütün bu gelişmeler ve Güney Amerika'daki değişimler ABD'nin enerji kaynaklarını kontrol ederek küresel üstünlüğünü sürdürme gayretlerinin giderek zora girdiğini gösteriyor.

Enerjinin küresel jeopolitiğin temel unsurunu oluşturduğu bu şartlarda, coğrafi konumu ve jeostratejik yetenekleri nedeniyle Türkiye'nin ABD için jeopolitik?jeostratejik önemi giderek artıyor. Çünkü ABD, enerji köprüsü oluşturma potansiyeli ile küresel enerji dengeleri içinde değer kazanan Türkiye'nin, İran'daki rejim değiştirme gayretlerine önemli katkılarda da bulunabileceğini; Karadeniz'de işbirliği yaptığı takdirde Rusya'yı çevreleme, enerji güzergâhlarını denetim altına alma girişimlerini kolaylaştırabileceğini biliyor.

ABD, Hazar Havzası enerjisini Rusya'yı baypas ederek Türkiye üzerinden Batı'ya aktarmak istediği ve Rusya'dan Türkiye'ye girerek Batı'ya açılması planlanan enerji yollarını çıkarlarına ters gördüğü için de Türkiye ile ilişkilerine önem veriyor.
ABD, küresel üstünlüğünü sürdürme gayretlerinde Türkiye'nin sağlayabileceği katkıların farkında; ancak ABD, Türkiye'nin artık her zaman ihtiyaç duyduğu kadar yanında olmadığının, hatta bazı durumlarda karşısında olduğunun da farkında. ABD, hamlelerine daha fazla destek sağlamak, özellikle de katkısıyla İran'a müdahaleyi kolaylaştırmak için Türkiye'de iç dinamiklerin değişmesini arzu ediyor. Çözebilmek için, Türkiye'deki gelişmelere bu açıdan da bakmak gerekiyor. Çevresinde gelişen dinamik ortam Türkiye'yi ciddi ve zorlu jeostratejik tercihlerle karşı karşıya bırakıyor.
Doğru tercihler için sadece günün değil, geleceğin koşullarını da dikkate alan; dayatmalara değil, Türkiye'nin çıkarlarına ve bölgesel dengelere dayanan doğru vizyonların geliştirilmesi giderek önem kazanıyor.

Nejat Eslen/ Radikal
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100