19 Temmuz 2006 Çarşamba 00:00
278 Okunma
Türkiye'nin kendini savunma hakkı yok mu?
Milliyet'ten Can Dündar, ABD Büyükelçisi Wilson'un açıklamaları üzerine "Hangi ülkelerin kendini savunma hakkı vardır?" diye soruyor ~|~

Pazar gecesi CNBC?e'de Amerikan dizisi "24"ün nefes kesen bir bölümü vardı.
Arap teröristler, Amerikan Başkanı'nın uçağını düşürdü. Başkan yaralandı. ABD'deki nükleer silahlara dair bilgilerin saklandığı çanta teröristlerce kaçırıldı. Büyük bir felaket kapıdaydı.

Antiterör birimi, teröristlerden birini yakaladı. Çantayı kaçıran lider Habib Marvan'a ulaşmak için sorguya aldı. Marvan, vakit kazanmak için "Küresel Af Örgütü"nden zanlıya avukat istetti.

Tam işkence başlayacakken avukat devreye girdi ve yargı kararıyla zanlıyı kurtardı.
Amerika büyük tehdit altında iken "şu insan hakkı palavrası yüzünden" eldeki tek kozu kullanamıyorlardı.
Yetkililer acz içindeydi.
Bunun üzerine antiterör ekibinin ası Jack Bauer bir çare buldu.
Şefine gidip istifasını verdi.
"Zanlıyı salıverin. Ben dışarıda sorgulayacağım" dedi. Böylece sorgudan devlet sorumlu olmayacaktı.
Zanlı bırakıldı.
Bauer kendisini kapıdaki arabada sorguya aldı. Birkaç parmağını kırınca çantanın yerini öğrendi.
Böylece Amerika büyük felaketten kurtuldu.

İşte ABD'nin mantığı

ABD'nin mantığını bu dizilerden anlamak mümkün...
Bu diziler, sokaktaki adama politik demeçlerin veremediği mesajı da şırıngalıyor.
O mesaj şudur:
"Demokrasi, özgürlük, insan hakları... Bunlar terörün ekmeğine yağ süren yalanlar... Güvenliğimiz tehdit altındayken bu yalana kanamayız. Bir terörist için milyonları tehlikeye atamayız. Güvenlik için de gerekiyorsa işkence de yaparız, işgal de..."
Dizideki zihniyeti genellerseniz ABD'nin Irak'taki işgalini ve uyguladığı vahşeti anlamanız kolaylaşır. İsrail'in iki askerinin kaçırılmasını bahane edip Lübnan'a girmesini ve kıyıma girişmesini de anlayabilirsiniz.
Bakın dün Amerikan elçisi Ross Wilson'a sordular:
"İsrail'in Lübnan'a girmesine ne diyorsunuz?"
Cevap:
"Ülkelerin kendini savunma hakkı vardır."
Sordular:
"Ya Türkiye kendini savunmak için sınır ötesi harekât yaparsa..."
Cevap:
"Başka çözüm yolları da var. Onlar denenmeli..."
Saysalar da bilsek, hangi ülkelerin kendini savunma hakkı olduğunu?..
***
Bu, "Ben yaparsam adil olur, başkası yaparsa katil olur" düşüncesi... Bu çifte standartlar, bu zulme yeşil ışık yakmalar, hem Amerika'ya nefreti körüklüyor hem de Hamas, Hizbullah gibi örgütlere desteği büyütüyor.
Bunu görmemekte ısrar ediyorlar.
Bu ısrar, çatışmaları kışkırttığı gibi, kazanılmış hakların da elimizden alınmasına, yazmanın, örgütlenmenin, muhalefetin önüne yeni barikatlar konmasına, terörün zafer kazanmasına yol açıyor.
Korkarım, Batı'dan esen ve İsrail'i kanatlandıran "güvenlik devleti" rüzgârı, son PKK saldırılarıyla Türkiye'de de fırtınaya dönüşecek.
Barışçıl çözüm umutları toprağa gömülürken ilk akla gelen çözüm yine askeri operasyon, ifade ve gösteri hürriyetinin baltalanması, sorgu sürelerinin biraz daha uzatılıp savunma hakkının iyiden iyiye daraltılması türünden önlemler olacak.
"Ülke çıkarı için birkaç parmak kırılsa ne olur" diyen "özel harp zihniyeti", terör örgütleriyle el ele dünyayı hepten kana bulayacak.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100