Bu haber kez okundu.

Türkiye'yi parçalamak
Gül ile Rice, ABD Türkiye ortak! vizyonu belgesini görüşürken, aynı günlerde Amerikan Ordu gazetesinde, E. Albay Ralph Peters Ortadoğu'da haritanın yeniden çizilmesi gerektiğini belirten bir yazı yazarak Türkiye topraklarının bir kısmının paylaşılmasını teklif etmiş. Cumhuriyet de bunu manşete çekmiş. ~|~

Bu haberde temelde bir yenilik yoktur. Yüzyıllardır Türkiye parçalanmak bölünmek istenmektedir ve ömrümüz boyunca biz bu konuyu dile getirmişizdir. Herkes susmuş işine, ticaretine bakmıştır.

Asırlardır bu böyledir. Haçlı seferleri de Türkiye'yi, doğmadan boğmak içindi. Son Haçlı seferi olan 1. Dünya Savaşı da Osmanlı Devleti'ni parçalayıp bölüşmek içindi. Nitekim bölüştüler de ama, Toyenbee'nin tespit ettiği gibi "Osmanlı'nın altı yüzyıl idare ettiğini, yirmibeş yıl idare edemeyip" çekilmek zorunda kaldılar.
Ne var ki cinayet işlemekten vazgeçemeyen katiller gibi, Sovyet İmparatorluğu'nun dağılışından sonra yeniden Ortadoğu'ya döndüler. Bu sefer aktörler biraz değişik. Nitekim, E. Albay Ralph Peters, Ortadoğu'nun sınırları Avrupalılarca çizildiği için yanlıştır diyerek "Bir de ABD çizsin bakalım" demeye getiriyor.

Zaten ABD, Osmanlı Devleti zamanında da hastaneleri, kolejleri, Ermeni asıllı diplomatları, yani misyoner teşkilâtı ile Türkiye'deydi. Zaten, Türkiye'yi parçalamayı düşünenler arasında bulunan Rusya o günlerde başa güreşiyordu, Almanlar'a karşı Fransa ve İngiltere'nin yanında savaşa girmek için Rus Dışişleri Bakanı Sazanov, İstanbul'un Rusya'ya bırakılmasını şart koşmuş ve her iki devletle bu konuda anlaşma yaptıktan sonra savaşa girmişti.

Bunu bilen Almanlar da Mehmetçik, Mustafa Kemal'in emrinde Anafartalar'da onbin şehit verdiği günlerde (10?13 Ağustos 1915) Ruslar'a el altından "Sen savaşı terk et, İstanbul'u biz sana verelim" teklifinde bulunuyorlardı.

İşgal yöntemi değişti
HAÇLI seferleri ve benzerleri silahla, topla, tankla oluyordu. Şimdi, gözlerine kestirdikleri devletleri önce başka usullerle yumuşatıp sonra istila ediyorlar. İçerden tam bağlayabilirlerse o zaman savaşa hiç lüzum yok. Bunun kolay yolu IMF ve AB'yi yem diye kullanmak, bankaları ve arsaları satın almak, bir de ülke içinde kendilerine muhtaç ve muti, bir siyasi grubun ikbalini sigorta ederek işlerini yürütmek. Medya zaten ellerinde.

Bugün, Sevr günlerinden daha ciddi bir tehlike karşısındayız. O gün Türkiye'yi parçalamak istiyorlardı. Bugün ise hazmetmek emelindeler. Fener Papazı'nı bunun için kullanıyorlar. Karakin efendiyi "Ermeni soy kırımını tanıyın" diye bunun için öttürüyorlar. AB yetkilileri bunun için önümüze yüzlerce engel yığıyor. ABD bunun için PKK meselesinde yan çiziyor. Bu konjonktür dolayısıyla Zebari efendi, burada başka, Atina'da başka konuşabiliyor. Papa "Ermeni soy kırımını tanıyın" diyebiliyor. Ahmet Hakan bunun için "Ayasofya'yı Hıristiyanlar'a iade etmek İslam'a daha yakışır" gibi süslü lâflar sıralıyor.

Türkiye'nin ABD ile ortak vizyonu olamaz. Sayın Gül, Rice'a ne kadar "Kondi", o da Sayın Gül'e "Apdi" dese de bu böyle. Çünkü ABD, ortağı İngiltere'nin verdiği akla uyarak Ortadoğu'yu parçalayıp yutmak istiyor. Buna tek engel de Türkiye. Kilit taşı nasıl kubbeyi tutarsa Türkiye de Ortadoğu'yu tutuyor. Onun için Türkiye'yi kırmadan kırılgan hale getirmek, işi halletmek istiyorlar. Ama onların ve ikballerini onlara bağlayanların hesapları geçen yüzyılda da tutmamıştı. Şimdi de tutmayacak. Tarih böyle söylüyor. Irak'taki kan bataklığı da...

Ergun Göze/ Tercüman
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100