15 Mart 2007 Perşembe 00:00
322 Okunma
Türkiye'yi yoluyorlar
İktisat terminolojisindeki adıyla 'fon yöneticileri', bilinen ismiyle 'sicak para tüccarları' yüksek faiz veren Türkiye'yi kaz gibi yoluyor. Murat Yetkin yazıyor ~|~

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olması konusuyla en az ilgilenen kesim, herhalde Türkiye'de devlet kâğıtlarına oynayarak para kazanan yabancı fonlar; yaygın deyimiyle sıcak parayı yönetenler. Geçtiğimiz hafta Londra'da Deutsche Bank'ın düzenlediği Avrupa'da yükselen pazarlardaki risk durumunu masaya yatıran toplantılar çerçevesindeki temaslardan edindiğim izlenim bu.

Türkiye'yi yiyorlar

Japonya gibi para fazlası olan ülkelerde bazen sıfıra dek düşen, genelde çok düşük faizlerle borçlanıp, Türk Lirası satın alıp, Türkiye'de yüzde 18?19 faizle Hazine kâğıtları alan bu fon yöneticilerinin umurunda olan bir tek şey var: Türkiye'de faizlerin düşmemesi. Milyarlarca dolarlık fon yöneten böyle bir uzmanın söylediği "Bizim için Türkiye'de önemli olan fazilerin düşmemesi. Bize şu anda Türkiye kadar kazandıran ülke yok" demesini önemli saymak gerekiyor. Önceliği kısa günün kârı olan bu yaklaşım sahiplerinin, Türkiye'de cumhurbaşkanlığı seçimi sırasında ve sonrasında yaşanmasından endişe edilen gerilimi, faizleri daha da yükseltebileceğinden dolayı, risk değil fırsat olarak görmeleri de beklenebilir.

Türkiye'de hisse senedi yatırımı yapan uluslararası finans şirketleri bir gerilim ihtimaline daha özenli ve dikkatli bakıyor, yakından izliyorlar. Siyasi gerilimin borsayı düşürmesi, dolayısıyla hisse senetlerinin değerini azaltması ihtimali üzerinde duruluyor, Türkiye'nin uzun dönemde Avrupa Birliği'nin siyasi ve ekonomik ekseninde kalmasına önem veriliyor.
Deutsche Bank toplantıları öncesinde, yine İngiltere'de Wilton Park toplantılarında gözlediğimiz manzara, bundan biraz daha farklı idi. Erdoğan'ın cumhurbaşkanı olup olmayacağı ciddi bir merak konsuydu. Türkiye'nin bu tartışmalar sonucu alacağı istikamet de öyle.

Türkiye'nin genel istikametinde, yani laik, demokratik, sosyal hukuk devleti olarak AB çerçevesinde kalmasının yurtdışından Türkiye'ye bakan pek çok çevrenin arzusu olduğu görülüyor. İstanbul'da geçen hafta yapılan Enerji Arenası toplantılarında, pek çok stratejinin Türkiye'nin işbirliği ve genel gidişatı üzerine kurulduğu da görülebildi; buna ABD ve AB'nin Kafkaslar, Orta Asya ve Ortadoğu ile ilişkileri dahil. Türkiye'nin Batı sisteminden, geleneksel Ortadoğu sistemine kaymasından dile getirilmeyen bir endişe var. Bu endişe yaygın olmasa da, karar mekanizmalarında mevcut.

AB dışladı

Acaba 25 Mart'ta Berlin'de yapılacak AB'nin 50'nci yaşgünü toplantılarına, Türkiye'nin çağrılmamasında böyle bir endişe rol oynamış mıdır? Bu bir işaret sayılabilir mi? Gerçi toplantıya yalnızca Türkiye çağrılmıyor değil. Dönem Başkanı Almanya'nın Şansölyesi Angela Merkel 'Yalnızca üyeleri çağırıyoruz' diyerek, iki aday üyeyi, Türkiye ile birlikte Hırvatistan'ı da davet listesinden dışlıyor. Ama bu Hırvatistan'ın Türkiye nârına ilk yanışı değil. AB'nin, Avrupa ruhuna aykırı bir siyasi çizgiyi, seçim kazanarak işbaşına gelmiş olmasına rağmen nasıl dışladığına daha önce Avusturya seçimlerinde Jörg Heider örneğinde görmüştük. Başbakan Erdoğan'ın adaylığı konusunda bu kadar ketum davranmasında ABD kaynaklı sinyallerin karışıklığı, AB kaynaklı sinyallerin karışıklığından daha çok rol oynuyor gibi görünüyor. Ama asıl unsur, Türkiye kaynaklı işaretler.

Erdoğan'ın son Bakü seyahatinde gazetecilerin "Sürpriz olabilir mi?" sorusuna, "Hayır, sürpriz olamaz" demesini herhalde soruyu soranlar dahil kimse beklemiyordu. Belli ki habere başlık sıkıntısına çare olarak düşünülüp, zekice tasarlanmış bir soruya yanıttı. Ama Erdoğan gerçekten bir sürpriz yapabilir mi? Yani gerçekten son 10 yılda hızlanan siyasi performansının son halkasına ulaşmaktan, cumhurbaşkanı olmaktan kendisini alıkoyabilir mi?
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121