05 Eylül 2005 Pazartesi 00:00
204 Okunma
Türk'ün AB ile imtihanı

Başımıza geçirilen asıl çuval, Avrupa Birliği'ne girme paranoyasıdır. Çünkü bu bir enstantane olay, bir an içinde gelip geçmiş bir iş değildir. Yıllardır devam eden, mütemadiyen işleyen bir yara gibi, Türk Milleti'nin ve Türk Devleti'nin aleyhinde cereyan edip duran bir program halini almıştır.
Çünkü bu kadar hararetli ve sevdalı bir aday karşısında AB, gönlündeki bütün emelleri gerçekleştirmek, Türkiye'yi sömürgeleştirmek için fırsat yakalamış veya yaratmıştır, bunu da bırakacak değildir.

~|~  
Kıbrıs Rum kesiminin beraat ettirilmesi, KKTC'nin ise tam aksine mahkum edilmesi, Ermenistan meselesinin, Fener ekümenikliğinin ve Pontus hülyasının, nihayet benzerlerinin 24 kısmının tekmili birden gösterime giren Zorro'nun kara kamçısı filmi gibi ortaya sürülmesi ve AKP iktidarının bütün bunlara rağmen her şeye boyun eğer görünmesi, yeni bir şey de değildir.
Yıllardır gözlerimizin önünde cereyan etti ve biz karşı çıktık, dövündük, herkesle kötü olduk, halbuki Büyük Medya ve küçük yalakalarla bilcümle Karen Fogg Çocukları, alkışlarla desteklediler. Şimdi Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın ve Genelkurmay Başkanı'nın açıklamalarından sonra nihayet bazı Kandıralılar da, durup, yahu nereye gidiyoruz ve acaba bu işin çaresi nedir, diye sormaya, güya düşünmeye başladılar. Yine de iyiye alamet.
Çare bellidir
Bazı okuyucularım da büyük bir samimiyetle, Ergun Bey, manzarayı uzun zamandır çok güzel çiziyorsunuz, görüşleriniz ve gösterdikleriniz hem doğru, hem de her gün daha belirgin hale geliyor. Ama çare göstermiyorsunuz diyor. Efendim, biz icra makamı değiliz. Politikayı, devlet idaresini, hükümet etmeyi de en iyi biz biliriz iddiasıyla ortaya çıkmadığımız gibi, bunca sakatlıklardan sonra da hala en iyi biz biliriz diye ortalıklarda dolaşmıyoruz. Biz ancak gördüğümüz aksaklık, şaşkınlık ve zavallılıklara ayna tutarız.
Amma, eğer aranıyorsa çare ortada. Çare belli. Fakat çare arayanlara bakıyorum çareyi belli yerinde değil de olmaz yerlerde, adeta bulamamak için arıyorlar ve tabii bulamıyorlar. Bütün bunlar başımıza AB sevdası yüzünden gelmedi mi? O halde çare açık. AB sevdasından vazgeçmek. İşte çare, üstelik anında görüntü. Mesela AİHM kararlarını askıya alalım kafi. Üst tarafını kendilerine bırakalım. Bakalım ne yapacaklar? Müzakerelere başlamayacaklar değil mi? O kadardır gidecekleri nokta. Hatta AB'ye almayacaklarını bile ifade edemezler ve konjonktüre göre kendileri bile üyelik vermeye talip olabilirler.
Diyelim ki almadılar. Dünyanın sonu mu?
Endişeyi atalım
ÜSTELİK zaten almayacakları şimdiden haritanın en görünen noktası. Eğer almadıkları taktirde, milletimiz yok olacak, devletimiz batacaksa zaten batmışız demektir. Niye alsınlar ki? Şu günkü durumdan daha kötü ne olabilir ki? Hiç olmazsa neyin ne olduğunu biliriz.
Her şeyden önce üzerimizdeki şu 'Ya bizi AB'ye almazlarsa' endişesini ve baskısını atalım. Şu aşağılık duygusundan kurtulalım. Kendimizi ve gücümüzü de mübalağa etmeye gerek yok. Gerçekler kafi. Bunu yaptığımız, AB'yi şaşırttığımız anda herhalde hiçbir şey şu anki kadar karanlık ve karışık olmaz. Yani ilk elde anlamamız gereken şey Türk Milleti'nin meselesinin AB'ye alınıp alınmamak olmadığı, ayakları üzerinde durmak ve bunun için elinden gelen gayreti göstermesi olduğudur. Elbette bunun için gerekli fedakarlıkları da yüklenmesi lazımdır. İçimizden bazıları, haysiyet, şeref, sömürülmek bahasına rahat yaşamayı her şeye tercih ediyorlar. Belki rahat çalabilmeye devam ümitleri de var. Ama, tarih, sosyoloji, fizik ve ekonomi kanunları, fedakarlık ve alınteri dökmeden, meşakkat çekmeden hiçbir virajın dönülemeyeceğini ve hiçbir hedefe erişilemeyeceğini göstermektedir. Bundan seksen sene önce de Türk'ü ateşle imtihan etmişlerdi. Şimdi de AB ile imtihan ediyorlar. O gün yanılmışlardı, bugün de yanılıyorlar. Bu fedakarlığı göze aldığımız zaman AB de şaşacak, biz de. Ama onlar ve Karen Fogg Çocukları hayıflanarak şaşacaklar.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100