Bu haber kez okundu.

Üniter yapı korunmalı
RECEP BAHAR/İSTANBUL
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, Meltem TV'de Muharrem Bayraktar'ın hazırlayıp sunduğu Diyalog programında kurmaylarıyla birlikte sorulara cevap verdi. Başbakan Davutoğlu'nun açıkladığı 'Aile Paketi'ne değinen BTP Lideri, bunların hepsinin hikâye olduğunu, vermelerinin asla mümkün olmadığını belirtti. Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: "Biz bunu söylüyoruz ama bizim kaynağımız var. Nasıl ve ne şekilde vereceğimizi de matematiksel olarak izah ediyoruz. Bunlar bunu ne ile verecekler? Aldıkları borçla, milletin sırtına yükledikleri vergiyle... Ne kadar verebilir? 5-6 ay verebilir. Daha fazla veremezler, memleketi batırırlar. Çünkü vermek istediklerinin kaynağını bulamazlar. Oysa bizim elimizde Milli Ekonomi Modeli tezi var. Yeraltı kaynaklarımızı devreye sokacağız, parayı buradan kazanacağız. İkinci olarak yüksek geliri olan vatandaşımızdan vergi alacağız. Üçüncü olarak devletlerin para basma hakkı var, bunu devreye koyacağız. Türkiye Cumhuriyeti 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana para basma hakkını devreye koymamıştır. 2. Dünya Savaşı'na kadar devlet Hazine'ye altın koyar, bunun karşılığında parasını piyasaya sürerdi. 2. Dünya Savaşı'ndan sonraki yıllarda ABD, 'ne altını, benim dolarımı kasanıza koyacaksınız, bunun mukabili paranızı devreye sokacaksınız' dedi. Bu da devamlı borçlu olmayı gerektiriyor. Bu gidişat, bir milleti ve devleti yokluğa mahkûm eder. Borçla bir millet ne kadar gidebilir? Halbuki bizim sistemde bir tek kuruş borç almadan kendi kaynaklarınla rahatlıkla ayakların üzerinde durabiliyorsun. Herkese ihtiyacı nispetinde, hatta daha fazlasını maaş olarak verebiliyorsun. Çünkü gelirin var. Bunların sisteminde devletin geliri yok, bizimkinde var. Bu gidişatın sonu ciddi şekilde batıştır."

Şimdi ayıkma zamanı

BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, ilk günden itibaren bunları millete çok anlattıklarını ifade ederek, şöyle devam etti: "Bakın şimdi bunlar inkâr edilecek, yarın bunların tamamı çalınacak... Sadece bu seçim için değil, geçmiş seçimlerde de böyle. Biz millete bir kulağından dedik, öbür kulağından çıktı. Benim anlamadığım nokta bu... Şu anda sadece Türkiye değil yüzlerce ülke Milli Ekonomi Modeli'ni alıp uyguluyor. Peki, Türk milleti neyi bekliyor? Bunu sorgulayalım. Ben 'bu işi biliyorum, bu işi yapacağız' diyorum; sallıyor kafasını, yine bildiğini okuyor. Üç-beş kuruşluk menfaate sandıkta seni satıyor. Bunları konuşmak gerekiyor. Milletin ayıkması şart, namaz kılması gibi kendine farz. Nasıl ki namazı kılmak herkesin üzerine farz-ı ayn, milletin ayıkması da farz-ı ayn. Senin o kadar bilgin var, hiçbirini hayata geçiremiyorsun. Biz de Ruslar geliyor, onlarla konuşuyoruz, onlara faydalı oluyoruz. Ayrıca gidilecek başka kapı olmadığını dünya iktisatçıları itiraf ediyor."

Güneydoğu insanı kan kardeşimiz

Güneydoğu'da son dönemde yaşanan gelişmelere de değinen Prof. Dr. Haydar Baş, şunları söyledi: "Güneydoğu insanı, benim insanım. Bunlardan kan kardeşlikten de ilerideyiz. Burada bazı insanlar mahkemesini kurmuş, valisini ya da kaymakamını tayin etmiş. Polisi, jandarması var... Bu insana ümitsizliği sen verdin; açılım açılım dedin, hiçbir şey vermedin. Türkiye'yi bu hale getiren, ülkeyi resmen bölenler, bu ülkenin 13 yıllık kaderine hükmeden insanlar... Bunların söz söyleme hakları da yok. Peki, bunun önüne nasıl geçecekler? Allah'ın izniyle biz o kardeşlerimizle anlaşacağız, bunun önüne geçeceğiz. Biz tek milletiz, bir bileğiz, bir yüreğiz. Bu kardeşlerimizi aldattılar. Şuraya adımla imza atıyorum: Eğer böyle devam ederse, bu kardeşlerimizin kaderi aynen Filistin'in kaderi gibi olur. Allah muhafaza etsin. Onlar da huzur bulamayacaklar. Öte yandan adamlar Büyük İsrail'in temelini attılar, Barzani'yi işin başına geçirdiler. O büyük harita, bizim haberimiz olmadan genişliyor. Ancak testerenin ağzına giden de bizim Güneydoğumuzdaki kardeşlerimiz oluyor. Bunların da ayıkması şarttır. Onların kaderi Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarıyla bir olmaktır. Onlara huzuru, saadeti, mutluluğu, bolluğu, dostluğu yaşatacak olan da bizim kadromuzdur. Bunda kuşkuları olmasın. Benim manevi büyüklerim Kürt. Sen beni nasıl ayrı görebilirsin? Bunları bilmiyor arkadaşlarımız. Onun için bizim kaderimiz bunlarla bir ve beraber olmaktır. Bunu yaptığımızda hem Mustafa Kemal Atatürk'ün arzu ettiği bağımsızlığa kavuşacağız, hem de bir ve beraber olacağız. Üniter yapıyı bozmak hiç kimsenin yararına değil. Elimizden çıktığında, bir daha toparlamak asla mümkün olamaz. Avucunun içindeki kuşun kaçmasına benzer."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100