14 Kasım 2006 Salı 00:00
449 Okunma
Uydurma hastalıklar...
Dr. Murat Kınıkoğlu, Akşam gazetesinde 22 Ekim'de yeralan önemli yazısında, tıp sektörününün nasıl hastalık icat ettiğine değniyor. Önemli bir yazı olduğu için gecikmeli de olsa alıntılıyoruz ~|~

Bugün, bildiğim kadarıyla ilk defa Sayın Ali Saydam'ın ülkemiz gündemine taşıdığı, esasında son birkaç yıldır Batı tıp dünyasında tartışılan bir 'hastalık uydurma' öyküsünden bahsedeceğim. Konu biraz sıkıcı ama size henüz 'metabolik sendrom' tanısı konmadıysa bile önümüzde ki yıllarda büyük ihtimalle konacağı için dikkatle okuyun...

Önce 'metabolik sendrom nedir?' sorusuna cevap verelim. Aşağıdaki risk faktörlerinden herhangi üçü sizde varsa metabolik sendrom tanısı alıyorsunuz.
1) Trigliserid seviyesi yüksekliği,
2) HDL seviyesi düşüklüğü,
3) Karın bölgesinde yağlanma,
4) Şeker hastalığına yatkınlık ve
5) Tansiyon temayülü. Gördüğünüz gibi bu tanımı doğru kabul edersek Türkiye'de 50 yaş üzerindeki her üç kişiden ikisinin hasta olduğunu söyleyebiliriz (büyük bir müşteri potansiyeli).

Tahmin edebileceğiniz gibi 'ilaç sektörünün' ciro ve karını artırması için satışı yani müşteri sayısını artırması gerekiyor. Bunun birkaç yolu var;

(1) Hastalık tanımlarını daha geniş insan gruplarını içine alacak şekilde değiştirmek. (Kolesterol normalinin zaman içinde 250' den 180'e inmesi, yüksek tansiyon eşiğinin 140/90'dan 120/80'e inmesi gibi...)

(2) Çeşitli kampanyalar ve tanıtım broşürleri ile insanlara hastalıklarını öğretmek veya hasta olduklarının farkına varmalarını sağlamak. ('Sağlıklı olduğunuzu düşünüyorsanız, yeterince test yaptırmamışsınız demektir...' Dr. Bob Rango)

(3) Yeni hastalıklar uydurmak!...

Kimin işine geliyor?

Yeni bir hastalığın uydurulması, sırt sırta verip çalışan üç büyük sektörün de işine geliyor.
(1) Yeni hastalık demek 'yeni ilaçlar' demektir bu yüzden ilaç firmalarının işine geliyor (2) Yeni hastalık; yeni 'laboratuvar tetkikleri' demektir, bu yüzden başta laboratuvar kitleri satanlar olmak üzere tıbbi cihaz üreticilerinin ve laboratuvarların işine geliyor.
(3) Yeni hastalık demek yeni hastalar demektir ki itiraf edeyim, en başta biz doktorların işine geliyor. İşte bu üçlü yararlanım dolayısı ile 'uydurma hastalıklar' ne kadar saçma olurlarsa olsunlar topluma kolaylıkla kabul ettiriliyorlar; aynı şimdi anlatacağım, aslında hastalık olmayan 'metabolik sendrom' gibi...
Peki, 'metabolik sendrom' hastalığı nasıl ve neden uyduruldu?

Zayıflama ilacı üzerinde çalışan ilaç firmalarından biri, 1996 yılında 'rimonabant ' adını verdiği bir etken madde?ilaç buluyor. Deneyler, bu ilacın mevcut zayıflama ilaçlarından daha etkili olduğunu ve aynı zamanda HDL kolesterol seviyesini artırıp, insülin direncini de yükselttiğini gösterince yetkililer 'Acaba bu üç faktörü içeren yeni bir hastalık tanımlayamaz mıyız?' diye düşünüyorlar ve nur topu gibi bir yeni hastalığımız oluyor: Metabolik sendrom. O tarihten itibaren ülkemiz de dahil olmak üzere dünyadaki tüm doktorlara, yayınlar, konferanslar ve kongreler yolu ile bu yeni hastalığın eğitimi veriliyor. Amaç; ileride satışa sunulacak ilaca uygun olarak geliştirilen bu yeni hastalığın doktorlara ve topluma öğretilmesi. Pek çok doktorun aklına yatmamasına rağmen firmanın organize ettiği muazzam kampanyaya kimse karşı gelemiyor ta ki Amerikan Diyabet Derneği Başkanı Richard Kahn, Kral'ın çıplak olduğunu söyleyene kadar.

Şu anda Avrupa da satışta olan Rimonabant etken maddeli ilaç, Amerika'da satılmak için FDA'dan onay almayı bekliyor. Onay aldığı takdirde?ki büyük olasılıkla alacak?bir anda sadece Amerika da yukarda saydığım özellikleri tutan 50 milyon kişilik bir müşteri portföyü ve 18 milyar dolarlık bir pazar ortaya çıkacak. Bizim ülkede de bu uydurma hastalığın 10 milyon kişilik bir müşteri portföyü ve milyarlarca dolarlık satış potansiyeli var..

Peki ne yapmalı?

Sevgili okurlarım; esasında 'metabolik sendrom' gibi uydurma bir teşhisten, doktorlardan, pahalı ilaçlardan uzak durmak istiyorsanız her zaman tekrar ettiğim birkaç basit noktaya dikkat etmeniz kafi. Bir kez daha hatırlatayım:

1) Sigara içmeyin
2) Kilonuz boyunuzu geçmesin (1.70 cm.?70 kg.)
3) Her gün 45 dakika koşun veya hızlı tempoda yürüyün.
4)Tuz, tatlı ve yağdan uzak durun. Bu kadar basit...
Hawaii Üniversitesi'nde yapılan bir çalışmada yeme alışkanlıkları ile ilgili olarak 200 bin kişi ileriye yönelik takibe alınıyor. Sonuç: Bu tip işlenmiş et ürünlerini yiyen kişilerde pankreas kanserinin çok yüksek oranda arttığı gösteriliyor. Dikkat!... İşlenmiş, paketli et ürünlerini fazla tüketmeyin. Unutmayın; sodium nitrit özellikle çocuklar ve bebekler için çok tehlikeli.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121