Bu haber kez okundu.

Vakıf üniversiteleri?
Vakıf üniversitelerinin sayısı hızla artıyor. YÖK'ten yeni onaylar çıkmış. En sonuncusunu kuyumcular kuracakmış. Ne güzel. Üniversite kurucularının listesi daha da renkleniyor... ~|~


Üniversite önünde bu kadar yığılma varken, yeni üniversiteler kurulmasın demek haksızlık olur. Elbette kurulmalı. Devlet üniversiteleri de, vakıf üniversiteleri de. Ama bunun bir de kuralı olmalı. Her isteyen istediği yere, kendi tercihlerine göre kolayca üniversite kuramamalı...

Kontenjanlar artmıyor
Son beş yılda, devlet üniversiteleri gibi, vakıf üniversitelerinin sayısı da neredeyse ikiye katlandı. Ama kontenjan artışı yüzde 10 bile değil. Zaman içerisinde artar yaklaşımı da çok doğru değil, çünkü, yıllar geçtikçe kontenjanlar artmıyor, tam aksine, şişirilmiş kontenjanlar eritildikçe azalmalar oluyor.
İşte bu yüzden, yeni kurulan tüm üniversiteler için ciddi kriterler getirilmelidir.
Vakıf üniversitelerinin yarıdan fazlası İstanbul'da. Bu tempoda gidilirse, İstanbul'daki üniversite sayısı yakında 50'ye rahat çıkar. Bu da kimseyi şaşırtmasın.
Peki, iyi mi olur, kötü mü?
Artıları da var, eksileri de.
Kurucular avantajlı, çünkü öğrenci de var, hoca da. Kamusal yarar açısından bakıldığında ise bir noktadan sonra çok fazla bir getirisinin olduğunu söylemek abartı olur. Birçok üniversitenin İstanbul'da olup olmaması fazla bir şey değiştirmez. Ama farklı bölgelerde olsalar, eminim ki, ülke yararı açısından, bugün yarattıkları katma değerin çok daha fazlasını sağlayabilirler.
Türkiye'de üniversitelerin bir reyting sıralaması yok. Statü farklılıkları da. 500 profesörü olan da aynı diplomayı veriyor, beş profesörü olan da. Uluslararası tek yayını bulunmayan bir üniversiteden mezun olan da aynı işe talip oluyor, binlerce yayını olandan da. Üstelik torpilini bulan daha iyi işe bile giriyor.

Yeterlilik sınavı
Dünyadaki durum farklı mı? Hayır. Ama onlar da olup da biz de olmayan yeterlilik sınavıdır. Gitsin isteyen istediği üniversitede öğrenim görsün, fazladan üç kelime öğrenmenin bir zararı olmaz. Ama bir kişi, o diplomayla kamusal alanda hizmet verecekse, donanımını ispat etmek zorundadır. Hem de 5 yılda bir. Eğer yeterlilik sınavı konulur ve 5 yılda bir bu yeterliliğin yeniden tekrarı istenirse, bırakın istedikleri kadar üniversite açsınlar.
Yok eğer bu düzen böyle devam ederse, felaketlerin her türlüsüne açık olmamız gerekir! Çünkü o mezunlar yarın adalet dağıtacaklar, binalar, köprüler yapacaklar, geleceğin nesillerini yetiştirecekler ve canımızı emanet edeceğimiz hekimler olacaklar.
Bu yüzden çağdaş standartlar istemek herkesin hakkı. 30 yıl önce alınan diplomalarla, bugünü aydınlatmak o kadar kolay değil. Hele bir de hiç denetleyeniniz yoksa...

Yeterlilik sınavı, vakıf üniversitelerinin yanı sıra devlet üniversiteleri ve özellikle KKTC, Türk cumhuriyetleri ve diğer ülkeler için de geçerli olmalıdır. YÖK, bu konuda tek başına ölçü olmamalıdır.
Yeterlilik sınavı, başlangıçta itici gelebilir. Ama standardın yükselmesinde ve üniversiteler arasındaki kalite yarışında etkili olacaktır. Buna da en çok, birikimlerini başka sektörlerde değil de eğitime yöneltenler sevinmelidir. Yoksa sıradan bir üniversite için harcanacak zamana da, paraya da, emeğe de yazık olur. En önemlisi de isimlerinin temsilinde zafiyet yaşanır..
Özetin özeti: Türkiye'nin daha pek çok üniversiteye ihtiyacı var. Ama kaliteden taviz vermeden!..
Abbas Güçlü
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100