09 Temmuz 2005 Cumartesi 00:00
392 Okunma
Vatandaş vurgun yedi
BTP Lideri Prof. Dr. Baş, AKP iktidarının uygulamalarıyla Türk vatandaşının vurgun üstüne vurgun yediğini söyleyerek, Türk Telekom gibi vatandaşın "namus" saydığı stratejik kuruluşların yabancılara satılmasının doğru olmadığını söyledi ~|~

n Hocam, Türk Telekom, 6,5 milyar dolara özelleştirildi. Telekom'un özelleştirmesini siz nasıl değerlendiriyorsunuz?
Prof. Dr. Haydar Baş? Geçen hafta da ifade ettiğim gibi Petkim, Telekom gibi kurum ve kuruluşlar, ülkemizin kamuya devamlı surette kâr getiren kurumlarıdır. Onbinlerce insanın istihdam edildiği bu kurumların özelleştirmeye açılmasının hiç bir mantıki sebebi yoktur. Hem de vergisi ile beraber hesap ederseniz şu anda % 55'i özelleştirilen Telekom için 6,5 milyar dolar beş yıl içinde ödenecek. % 20'si peşin verilecek. Bu, şu demektir: 1 milyar 250 milyon dolar peşin verilecek, diğeri de beş yıl içerisinde eşit şekilde ödenecek. Telekom'un getirisine baktığınız zaman yıldaki getirisi bunun en az iki misli. Vergisi, yaptığı kârla birlikte Telekom, yılda 3 milyar dolar ülkeye kâr getiren ve de vergi ile birlikte bütçeyi destekleyen bir konuma sahip. Şu kadar insanı barındırıyor. Devlet, bununla beraber bir istihdam sahası açmış oluyor. Niçin siz  kalkıyorsunuz  bu kâr getiren kurumu özelleştiriyorsunuz? Bu sorunun cevabı meçhul. Geçmişte, merhum Özal döneminde KİT'ler vardı. Gerçekten milletin sırtında bir kamburdu. İşletmesi zor, kâr getirme oranı zayıf, baştan sona değilse problemlerle dolu kurumlardı. Rahmetli Ahmet Kahveci'ye özelleştirilmeleri için vazife verilmiş, bu konu üzerinde durulmuştu. Ama ondan sonra, yani KİT'lerden sonra özelleştirmeye açılan bütün kamu kurum ve kuruluşları tamamen kâr getiren kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Hiç bir sebep münasebetiyle özelleşmeye açılmasının gereği yok. Hele Telekom'un hiçbir gereği yok. Telekom'un aynı zamanda bir mahremiyeti var. Sırları koruması babında mahremiyeti var. Hatta en basitinden özelleştirme yapıldığı gün avamdan insanları dinliyorum. "Yatak odalarımız özelleştiriliyor" diyorlardı. Bunu söyleyen sıradan bir vatandaş. Yani Telekom bu.
Telekom'da yanlış yapıldı
Sonra eğer özelleşmesi gerekiyorsa bu kurumun bu millete ait olduğu için yabancı hiçbir iradeye bu kurum devredilemez ve milletle devletin ortaklaşa yürütülebileceği bir kurum olması münasebetiyle Telekom, halkla paylaşılması gereken bir kurum olmalıydı. Ama maalesef bunu bugünün şartlarında bizim görmemiz mümkün olmadı. Getirdiği katma değere baktığımız zaman Telekom'un bugünkü değeri en az 40 milyar dolardır. Siz Telekom'un sadece direklerini 6 milyar dolara mal edemezsiniz. Neye göre sen bu hesabı yaptın da % 55'ini kalkıyorsun, 6,5 milyar dolara özelleştiriyorsun? Yani her yönünde çok ciddi noksanlıklar, yanlışlıklar olan maalesef bu özelleşme bir icraat olarak karşımıza çıkıyor. Sonra özelleşmeye giren şirket Türk olmamakla birlikte ne olduğunu da millet merak ediyor. Çeşitli sözler söyleniyor. Hatta şahsen o kadar ileri gidildiği kanaatinde değilim ama Ermeni diasporasına ait bir kurumun bu işte söz sahibi olduğu bile söyleniyor. Aslında iktidarın şeffaf olarak bunları da ortaya koyması gerekir. "Böyle bir şey yoktur" veya varsa "şu kadar vardır" deyip milleti de ikna etmesi lazım. Ben o konuda iktidarın bir yanlış yapacağını zannetmiyorum. Amma en azından böyle bir dedikodunun da önüne en azından geçmesi gerekir idi. Şu ana kadar böyle bir tedbir alınmadı. Çünkü bu söylendi. CHP milletvekili, sözcüsü bunu televizyon önünde gündem etti. Aynı günün akşamı, "Hayır böyle bir şey yoktur. Bu firmanın aslı budur" denilmeliydi. Hatırıma geldiği için bunu söylüyorum. Niçin söylüyorum? Niye sen yurt içi fevkalade kurum ve kuruluşlar varken, halk, vatandaş varken, bunu yavaş yavaş özelleştirip milletin malı haline getirmiyorsun da milletin iradesi ile uzaktan ve yakından alakası olmayan bu mahrem kurum ve kuruluşu herkesin önüne serme gibi büyük bir yanlış içerisine giriyorsun? Telekom ve emsali kuruluşlar hakkında biz kesinlikle özelleşmeye karşıyız. Özelleşme olacaksa bu kurumlar bu milletin malıdır, bu milletle müşterek bir zemin içerisinde oluşturulması gereken olaylardır; bunun yapılması lazım. Aziz milletimizin dışında hiç bir kurum ve kuruluşu, gücü ve iradeyi ben kabul etmiyorum. Hele böyle stratejik konumu ve değeri olan bir kurumun yabancı bir iradeye güvenlik açısından dahi intikal etmesi sakıncasının olduğunu düşünmemek de bana göre yanlıştır.
n Zaten dediğiniz gibi peşinat olarak yatırılması gereken para belki de Telekom'un kasasında mevcut. Daha önceki bir özelleştirme de böyle olmuştu. Petrol Ofisi özelleştirilmesinde de böyle olmuştu.
Prof. Dr. Haydar Baş? Bu kurumda çalışan, ilgili arkadaşlar var. Konuşuyoruz; bu rakamı duydukları zaman dudaklarını ısırdılar. Çok komik bur rakam. Kurumun imkanlarını çok iyi tanıdıkları için "sadece şurası bu parayı eder" dediler.
n Hocam, hatırlıyoruz. Telekom'un ilk özelleştirilmesi gündeme geldiği zaman değerinin 40?50 milyar dolar olduğu söyleniyordu. Zaman geçtikçe değeri 6 milyar dolara kadar indi.
Prof. Dr. Haydar Baş? Bana göre Telekom, en az 40 milyar dolar etmelidir. Yabancı hiç bir kurum da devreye konulmadan, tamamen milli menfaatler istikametinde milletimizle bu değerler paylaşılmalı. Yani alacak tüccar alacaksa Türk milletinin tüccarı almalı, kurum alacaksa Türk milletinin kurumu almalı, halk alacaksa Türk milleti almalı.
Vatandaş vurgun yedi
n Hocam, hükümet, ülkede istikrarı yakaladığını, enflasyonu düşürdüğünü iddia ediyor. Bu, gerçeği yansıtıyor mu? İddia edilen bu gerçekler halka yansıyor mu?
Prof. Dr. Haydar Baş? İktidar sağ olsun, bazı hususlarda gerçeği öyle yakaladı ki parayı piyasadan emmek suretiyle bilhassa tarım kesimine vermesi gereken desteği vermemek kaydıyla vatandaşın çok müthiş bir vurgun yemesine sebep oldu. Mesela, 350 bin liradan buğday fiyatları açıklanıyor. Ve fakat vatandaş, 280?230 bin liraya buğdayını satamıyor. Halbuki vatandaş buğdayını 400 bin Türk Lirasına mal ediyor. Tarlasını ekse bir türlü ekmese bir türlü. Bu kiraz mevsiminde Ege bölgesindeydim. O bölge aynı zamanda kirazın bolca yetiştiği bölgedir. Piyasada 3 bin liraya olan kiraz yerinde 500 lira. On binlerce kamyonun kalkması gereken bölgelerden günde 2?3 tane kamyon doluyor, boşalıyor. İlgili şahıslarla konuştuğumuz zaman "yetiştirdiğimiz mamuller para etmiyor. Bundan bir kaç sene evvel buraya gelmiş olsaydınız bu meydan araba dolup boşalırdı" diyorlar. Ucuzluk oldu. Kime oldu? Vatandaşın mamullerine, yetiştirdiği ürünlerine oldu. Bin çile ile ahırındaki ineği bakıyor ama baktığı ineğin sütünü bugünkü para ile litresini 350 bin liraya satabiliyor. Bir litre su 1,5 milyon, bir litre süt 350 bin lira. Eskiden menkıbelerde anlatılırdı. Sütü fazla gösterebilmek için süte su karıştırırlardı. Şimdi işler tersine döndü. Yani suya süt karıştırması gerekecek. Evet, bir ucuzluk, yokluk, düşüş oldu. Ama vatandaşın ürünlerinde, fakir vatandaşın yetiştirdiği tarım mamullerinde oldu. Bir de işin karşı tarafına geçtiğimizde bakıyoruz ki emlak vergileri, belediyenin gelirlerini arttırabilmek için % 100 arttırıldı. Sayın iktidar vergi üstüne vergi koydu. Her zaman söylüyoruz. Bir ayda en az 3?4 defa benzine zam yapılıyor. Yıl bazında benzine % 100'ü aşan zam yapılıyor. Yine vatandaşın yetiştirdiği ürünlerden çay ürününe baktığımız zaman çay verilen fiyat 550 bin TL'dir. Otun fiyatı 750 bin TL'dir. Bir kilo çay bir kilo hayvan otu almıyor. Nereden bakarsanız bakın tuz koktu. Böyle ekonomi yürümez. "Ekonomi iyidir" diye kendimizi kandırmamıza gerek yok. Vatandaşa ait değerler devamlı düşüyor. Ama devlete ait değerler devamlı yükseliyor. Bu, vatandaşın bitmesi, tükenmesi, acziyet içinde kalması, menkul ve gayrimenkul değerlerini elinden çıkarması manasına gelir. Bu nasıl mı olur? Siz iş adamısınız. Eğer yetiştirdiğiniz ürünü satamazsanız bir ay sabredersiniz, iki ay sabredersiniz, üçüncü ay en azından imal ettiğiniz fiyata bunu piyasaya vermek istersiniz. Veremediniz. % 5?10 zararına vermek istersiniz. Hatta % 50 zararına dahi vermeyi düşünürsünüz. Ben çok iyi hatırlıyorum. İşe başladığımız ilk günlerde imal ettiğimiz fiyatın % 50 zararına satıyorduk. Satma durumunda kaldık. Niye? "Şeref ve haysiyetimizi kurtaralım" dedik. Ticarette bir de şeref ve haysiyyet konusu var. Şimdi vatandaş da bakıyorum bu noktada. Geçimini temin edecek. Mamulu para etmiyor. Mısırı, buğdayı, hayvanı, kirazı para etmiyor. Buna karşılık yapması gereken ödeme var. Artı oğlunu evlendirecek, kızını evlendirecek, karnını doyuracak, elbise alacak, çocuğunu okula gönderecek; bu sefer ne yapıyor? Elindeki kıymetleri tek tek yok pahasına satma durumunda kalıyor. Esasen gayrimenkul arazilerin de vatandaşın elinden çıkmasının asıl sebebi budur. Bu, bana göre yabancı kurum ve kuruluşlar tarafından uygulanmaya teşvik edilen projelerdir. Sayın iktidarın bunlara yönelik tedbirleri alması, vatandaşımızı ayıktırması lazım. Sayın iktidar AB'nin bizi almayacağını çok iyi bildiği halde ne hikmetse bu noktaya da kilitlendiler. Yani oraya girecekmiş gibi yapıyorlar. Bu da tabii Avrupa'nın işine şöyle iyi geliyor. "Biz bu ülkeyi parçalama noktasına geldik. AB üzerinden de bu ülkeyi rahatlıkla parçalarız" demek suretiyle uyum yasaları bu mantıkla çıkıyor. Böyle bir halimiz var.
Devletin kendisine ait mamullerine şu kadar zam yapılırken "fiyat istikrarı vardır, enflasyon düşmektedir" demek bana göre ve halka göre de böyledir; eğer samimi ise çok saflık, değilse cambazlık oluyor. Daha dün çaya % 5, doğalgaza % 5,5 zam yapıldı ki bunlar olmazsa olmaz mamuller. Senede dört defa yapıldığını kabul edin; yılda % 30 veya % 25'in altına düşmüyor. Kaldı ki bunlar en ucuz olması gereken mamuller. Enflasyonu % 8?9 ilan ediyorsun. Ama gerçeğe baktığında, kira giderlerinde en az % 40?50?60, emlakta % 100 artış görüyorsunuz. Kısaca bunlar birer yanılgıdır.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100