Bu haber kez okundu.

Veliler aman dikkat!
İlk ve ortaöğretim okullarındaki öğrenciler bugün karne alacak ve 3 haftalık tatile girecek. Uzmanlar velileri kırık karne konusunda uyardı ~|~

İlk ve ortaöğretim okullarında öğrenim gören öğrenciler, bugün karne alacak ve 3 hafta sürecek tatile çıkacak.
12 Eylül Pazartesi günü başlayan 2005?2006 eğitim?öğretim yılının ilk dönemi, bugün tamamlanıyor. İlköğretim ve ortaöğretim okullarındaki yaklaşık 13.5 milyon öğrenci, çalışmalarının karşılığını karneyle alacak.
Öğrenciler ve öğretmenler, yarıyıl tatilinin Kurban Bayramı ile birleştirilmesi dolayısıyla hafta sonları da dahil toplam 23 gün tatil yapma fırsatı bulacak.
2005?2006 eğitim?öğretim yılının ikinci yarısı, 30 Ocak Pazartesi günü başlayacak ve 12 Haziran 2006 Pazartesi günü sona erecek.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2004?2005 eğitim?öğretim yılı istatistiklerine göre, 35 bin 581 ilköğretim okulundaki 286 bin 290 derslikte 10 milyon 565 bin, 6 bin 861 ortaöğretim okulundaki 88 bin 937 derslikte 3 milyon 40 bin öğrenci öğrenim görüyor. Okullarda yaklaşık 575 bin öğretmen görev yapıyor.

İkinci dönem terleyecekler
2005?2006 eğitim?öğretim yılının ikinci yarısı öğrencileri terletecek. İlköğretim son sınıfı öğrencileri "iyi bir lisede", lise son sınıf öğrencileri de üniversitede okuyabilmek için çalışacak. İlköğretim son sınıf öğrencileri 11 Haziran 2006 tarihinde Ortaöğretim Kurumları Sınavı'na (OKS) katılacak. Bu sınava, özel okullarda okumak isteyen öğrenciler de katılacak. OKS başvuruları 30 Ocak?28 Şubat 2006 tarihleri arasında alınacak. Üniversiteye gitmek isteyen lise son sınıf öğrencileri ise 18 Haziran'da ÖSS'ye, 25 Haziran'da YDS'ye girecekler.

Kırık karne dünyanın sonu değil
Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Ayla Dönmez, karne döneminde çocuk psikolojisine dikkat edilmesinin önemine işaret ederek, "çocuğun kişiliğini zedeleyici tepkilerin, telafi edilmesi güç zararlara neden olabileceği" uyarısında bulundu.

Türk Psikologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Ayla Dönmez, yaptığı açıklamada, karnenin "tartıp, ölçüp biçen,dereceleyen bir kudrete sahip olmadığını" belirterek, öğretmen, anne ve babaların karneye böyle anlamlar yüklememeleri gerektiğini bildirdi. Çocuğun okul ile yaşam başarısı için sadece zihinsel ve fiziksel sağlığının iyi olmasının yeterli olmadığını ifade eden Dönmez,  doğduğu andan itibaren anne, baba ve yakınlarının ona gösterdiği ilgi ve sevginin kalitesi ile derecesinin, çocuğun kişilik özelliklerinin belirlenmesinde önem taşıdığını kaydetti. Çocuğun gördüğü sevgi ve ilgiyle kabul edildiği veya reddedildiği duygusu yaşadığını vurgulayan Dönmez, bu duygunun ise çocuğun kendine güven duymasını etkilediğini ve yapılan araştırmaların da kendisine güven duygusu yeterince gelişmemiş çocukların okul başarılarının düşükolduğunu gösterdiğini belirtti.

Çocuğa kötü durumlarda da destek verilmeli
Ayla Dönmez, şöyle dedi: "Hayata bakış tarzımız, kişilik özelliklerimiz, çocuk yetiştirme tutumlarımız, çocuklarımızın okul ve yaşam başarısını etkiler. Çocuğumuza duyduğumuz sevgiyi koşulsuz bir şekilde verebilmeliyiz. Hata yapınca, 'başarısız olunca sevilmeyecek ve değer kaybedecek' kaygısı yaşatmamalıyız. Bizim toplumumuzda yaygın bir şekilde 'iyi birşeyler yapılınca sevilirsin' mesajı verilir. 'Başarılı olmasından önce var olduğu için sevildiği' mesajı verilmelidir. Çocuklara, hatalarının ve başarısızlıklarının sevilmelerinden ve değerlerinden bir şey kaybettirmediğini açıkça göstermek gerekir. Ancak bu tutumla kendine güven duygusunu koşulsuz bir şekilde kazanabilir. Hatalarından korkmamaları, hataları 'doğrunun nasıl yapılacağını öğrendiği deneyimler' olarak görmeleri, panik olmadan ve motivasyon kaybetmeden uğraşmaları, mücadele etmelerini sağlar. Çalışkan olduğu için değil, çocuğumuz olduğu için sevdiğimizi bilmeli, bundan emin olmalı."

Başarısızlığı tenkit etmek kötü sonuçlar doğurabilir
Aile büyüklerinin çocuk için her konuda model oluşturduğunu belirten Dönmez, şunları kaydetti: "Çok küçük yaştan itibaren birlikte etkinlikler yapmalıyız. Balık tutmak, sohbet etmek, koleksiyon yapma, el becerilerine dayalı işler, kitap, şiir okuma, müzik gibi değişik etkinlik ortamları yaratmak, çocuğumuzun özel ilgiler, meraklar edinebilmesini sağlayacaktır. Fakat başarısızlık sonucunda çocuğun kişiliğini zedeleyici tepkiler, telafi edilmesi güç zararlar verebilir. Bu gibi durumlardan etkilenen çocuklar, okul başarısızlığı, ruhsal ve sosyal sorunlar yaşayabilir ve giderek birbirini etkiler, bir kısır döngü oluşur. Yaygın olarak panik hali, kaygı, takıntılar, anksiyete bozuklukları ve depresyona kadar giden psikolojik sorunlar yaşayabilirler. Bu durum da, başarısızlığın devam etmesine neden olur.Tabii ki, tüm yaşamına, yani geleceğine de yansıyabilir."

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100