23 Ocak 2006 Pazartesi 00:00
168 Okunma
Veterinerlerin sesi çıkmıyor
Milliyet'ten Güngör Uras, kuş gribinin Türk tavukçuluğunu ve yumurtacılığını bitirme
noktasına geldiği bir noktada veterinerlerin neden konuşmadığını irdeliyor. ~|~  

Öyle ya, deprem olduğunda deprem uzmanları gündemi egemenlikleri altına alıyorlar. Oysa veterinerlerden tık yok Kuş gribi konusu gündeme geldiğinden bu yana "bilen, bilmeyen" ahkâm kesiyor, ama bu konuda uzman olması gerekenlerin, veteriner hekimlerin sesi çıkmıyor... Türkiye'de çok sayıda veteriner var. Üniversitelerimizin çoğunda veteriner fakültesi var. Devlet üniversitelerimizdeki 19 veteriner fakültesinin 9'u Doğu ve Güneydoğu Anadolu'da. Kuş gribi bu defa Doğubayazıt'ta ortaya çıktı. O çevrede Kars ve Van üniversitelerinin veteriner fakülteleri var... Hemen yakınlardaki Erzurum, Elazığ, Diyarbakır üniversitelerinin veteriner fakülteleri var... Bugüne kadar bu fakültelerin öğretim üyelerinin kuş gribi olaylarına nasıl yaklaştıklarını, teşhis ve tedavi faaliyetlerine nasıl katkıda bulunduklarını, veteriner fakültelerinin laboratuvarlarının, araştırma birimlerinin nasıl kullanıldığını duyamadık, öğrenemedik.
Göçmen kuşları izlemek, göçmen kuşların neden olabileceği hastalıklar konusunda halkı uyarmak, kuş gribi belirtisi ortaya çıkar çıkmaz, üniversite imkânlarını seferber etmek acaba neden mümkün olamadı?

Üniversiteler çevreye ilgisiz
Acaba kuş gribi gibi önemli bir hayvan hastalığı bu fakülteleri ilgilendirmiyor mu? Eğer "bölge" ve "şehir üniversiteleri" bulundukları çevre ile bütünleşemiyor, çevreye duyarsız kalıyor ise, bu tür üniversiteleri neden açıyoruz? Sorun, sadece veteriner fakültelerinin sorunu değil. Doğu ve Güneydoğu Anadolu'daki bölge ve şehir üniversitelerinin ana sorunudur. Kars, Van, Erzurum üniversitelerinin ana sorumluluğu, bölgedeki hayvancılığı geliştirmek, hayvan hastalıkları ile mücadele etmektir.

Sözlükte veteriner hekimlik şöyle anlatılıyor: "Her türlü hayvan hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile, hayvanların üreme ve ıslahı ile, hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların önlenmesi ile ve de gıda kontrol hizmetleri ile uğraşan meslek dalına veteriner hekimlik denilir."

Çok sayıda veteriner işsiz

Osmanlı'da babadan oğula geçen "baytar"lık yanında ilk "veteriner okulu" Harbiye Mektebi'ne bağlı olarak 1842 yılında kuruldu. Sultan Abdülmecit Han döneminde Tıbbiye'ye bağlandı. İlk veteriner fakültesi 1933 yılında Ankara'da kuruldu. Veteriner fakültelerinin eğitim süreleri 5 yıldır. İyi de, acaba bu fakültelerden mezun olan veteriner hekimlerimiz ne yapıyor? İzmir Bölgesi Veteriner Hekimler Odası'nın yayınlarından öğrendiğime göre, 1983 yılında veteriner hekimlerin bakanlıktaki ve taşradaki teşkilatları kapatılmış. Bakanlığa bağlı 81 il müdürlüğünden sadece 8 ilde veteriner hekim müdürlüğü bulunuyormuş. İl müdürlüklerinin kadrosu 3352'den 2000'e indirilmiş. Hayvan sağlığı ve gıda kontrolünü bu veteriner hekimler yapıyormuş.
Bakanlığın 15 yıldır veteriner hekim alımı yapmadığı, çok sayıda veteriner hekimin işsiz dolaştığı belirtiliyor. 3000 belediyenin sadece 1000'inde veteriner hekim çalışıyormuş.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100