Bu haber kez okundu.

Yabancı sermaye geldiği gibi gider

Bizim siyasiler ve iş dünyası, yıllar boyu Godot'u beklercesine yabancı sermayeyi bekleyip durdu. Tam umudu kesiyorlardı ki AB'den müzakere tarihi alınmasıyla birlikte, yabancı sermayenin de nihayet ucu görünmeye başladı. Rakamlara müthiş hâkim olan Devlet Bakanı Ali Babacan, neden bu yıl Türkiye'ye girecek yabancı sermaye miktarını hâlâ 5 milyar dolar olarak telaffuz ediyor, anlayabilmiş değilim. Yabancı Sermaye Derneği YASED'in bu yıl için tahmini 8 milyar dolar. Başta Hurşit Güneş, bazı uzman köşe yazarlarının sadece 2005'e ilişkin tahminleri 13, hatta 15 milyar dolara kadar uzanıyor.
Yabancı sermaye karşıtlığı artıyor
Bu arada öteden beri var olan yabancı sermaye karşıtlığının da son dönemde yeniden hızla tırmanışa geçtiği dikkati çekiyor. Hatta sadece ülkemizde değil, yabancı sermayenin beşiği sayılabilecek Almanya'da bile... Alman sosyal demokratları SPD'nin 40 küsur yıldır seçim kaybetmediği Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde 22 Mayıs'ta yapılacak seçimlerde ilk kez Hıristiyan demokratlar seçimi alacak gibi duruyor.
Dün Osman Ulagay'ın yazısında okudum. 10 puan geride olan SPD, seçmenin tercihini değiştirebilme umuduyla son bir hamle yaparak yabancı sermayeye karşı bayrak açmış. Bir yanda federal hükümetin Başbakanı Schröder, birbiri ardına reformlarla Alman ekonomisindeki tıkanıklığı aşmaya, istihdamı ve rekabet gücünü arttırmaya uğraşıyor, diğer yanda Schröder'in sağ kolu SPD Başkanı Franz Müntefering, seçim propagandasında yabancı sermaye aleyhtarlığıyla SPD için oy toplamaya çalışıyor.
Geldiği gibi gider!
Bir süredir kafama takılan bir soru var: Yabancı sermaye, acaba geçmişte kalan bir kavram mı? Çin'in tüm dengeleri altüst ettiği, küresel düzenin bütün üretim yapısını değiştirdiği bugünün dünyasındaki akışkan sermayeyi "uluslararası sermaye" olarak tanımlamak galiba daha doğru. Çünkü:
1) Yabancı sermaye bir ülkeye girdi mi sittin sene kalırdı. Uluslararası sermaye ise 3 ? 5 yıl içinde bir ülkeyi terk edip diğerine kolaylıkla yerleşebilir. Örneğin otomotivde son yıllarda Türkiye'ye rağbet eden dünya otomotiv devlerinin 8 ? 10 yıl sonra Türkiye'deki üretim üslerini Çin, Brezilya, Polonya, Ukrayna ya da başka bir ülkeye taşımayacaklarının en ufak bir garantisi yoktur.
2) Yabancı sermaye girdiği her ülkeyi mümkün olduğunca sömürmek ister, her yıl dışarı büyük kâr transferi yapardı. Uluslararası sermaye de fırsatını bulsa gözünü kırpmadan aynısını yapar. Ama rekabetin küreselleşmiş olması, uyuyan dev Çin'in ucuz maliyetli büyük kapasitelerle dünya ticaretinde ağırlığını her geçen gün arttırması buna pek izin vermiyor.

~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100