Bu haber kez okundu.

Yalan mı?
Ekonomik ve finansal gerçekleri politik gelişmeler ışığında aktardığımda 'Hükümeti mi eleştiriyorsunuz' mesajları artıyor. Artsın, hiç önemli değil. ~|~

 


Önemli olan doğru bildiğinizi her şeye ve her sonuca rağmen yazmak.
İşin bir ilginç bir yönü daha var: Eleştiriyor musunuz diye soranlar nedense 'Şurası yanlış, doğrusu budur' demiyorlar. Desinler, göndersinler doğrusunu yazalım.
Sevgili dostlar, aşağıdaki tespitleri bir kez daha okuyun ve her maddenin sonunda kendinize lütfen şu soruyu sorun: Yanlış mı, yalan mı? Öyle olduğunu düşündüğünüz her maddenin lütfen doğrusunu bana ispatı ile gönderin ben de hatalarımı düzelteyim.
1 ? Son dalgalanma Türkiye'de yaşananın 'kerameti yönetenden menkul' bir ekonomik mucize olmadığını kanıtladı. Dolar kuru iki günde iki yıl önceki değerine dönüp, 250 bin liralık bir dalga yaparken, 'istikrar' sanılanın aslında 'kıpırdamadan' duran ve konjonktürel olarak ülkeye giren sıcak para 'dinamiği' olduğu anlaşıldı. Üstelik gelişmekte olan diğer piyasalarda dalga boyu yüzde 10 civarında kalırken Türkiye'de para ve sermaye piyasalarında yüzde 10'dan yüzde 30'a kadar değişen bir yapı gördük.
2 ? Türkiye son dört yılda Cumhuriyet tarihinde içeride borçlandığının dört katı bir iç borç stokuna sahip olurken, dış borcunu da yüzde 50'den fazla artırdı.
3 ? Son verilere göre işsizlik yüzde 11.2 oldu: 1999?2002 arasına baktığımızda yüzde 6 civarında seyreden işsizlik, 2002 sonrası ilk etapta yüzde 10'a sonrasında yüzde 11.2'ye yükseldi.
4 ? Sıcak paraya sağlanan rant açısından bakınca Cumhuriyet tarihinin rekoru kırıldı.
Aynı anda düşen nominal faiz ve dolar kuru, sıcak para yatırımcılarına çifte kazanç sağlarken 2002?2006 döneminde dolar bazında yüzde 100 ile yüzde 6 bin 500 oranında paralar kazanıldı.
5 ? 1999 ve 2000 yılında toplam 11 milyar dolar civarında olan cari açığımız, 2001 yılında cari fazlaya dönüşmüştü. 2002 yılında 1.5 milyar dolar olan açık, sonrası inanılmaz bir yükselişe geçti ve
2003?2005 arasında 8.15.22 (milyar dolar) serisi
içinde büyüyen tablo 2006 sonunda tahminlere göre şimdiden 30 milyar dolara dayandı.
6 ? Türkiye'de son dört yılda Cumhuriyet tarihinin en yüksek faiz geliri elde edilirken, yıllık bazda '140 katrilyonluk bütçenin yüzde 50'sinin, yani 70 katrilyonun faiz harcamasına ayrıldığı' yeni bir rekor kırıldı. Evet, yanlış okumadınız 2004 yılında 12 ayda tam 70 katrilyon, o gün için 52 milyar dolar.
7? Türkiye, beklentilere endeksli 'finansal stabilitenin' bozulmaması için 'rayda kalma uğruna' Avrupa'ya ne Cumhuriyet ne de Osmanlı'nın vermediği tavizleri verdi.
8 ? Cumhuriyet'in uğruna yıllarca savaştığı Kıbrıs'tan da vazgeçilmiş oldu. Kıbrıs işi burada da kalmadı. İmzalatılan Ek Protokol ile Rum tarafı 'KIBRIS' olarak tescil edilirken sıra bugünlerde Rum gemilerine (onlara göre AB üyesi Kıbrıs gemilerine) limanları açmaya ve tanımadığımız Rumları 'Türk topraklarında ve karasularında Kıbrıs olarak tescil ve kabul etmememize' kadar geldi.
Sonuç: Yukarıdaki tespitlerin hiçbirini hükümeti hedef alarak yazmadım. Bunlar 'Hükümetin değil Türkiye'nin gerçekleri' ve birileri bunları yazmaz hatta gözümüze sokmaz ise 'kendimizi cennette sanmaya' devem edeceğiz. Ne zamana kadar mı? cennetten kovulana kadar. Emin olun, bu da çok uzak değil!

Yiğit Bulut/ Radikal

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100