23 Şubat 2015 Pazartesi 00:06
1380 Okunma
Yaşama hakkı polisin eline veriliyor

YENİ MESAJ / İSTANBUL

Gazetemizin organizatörlüğünde düzenlenen “İslam Dünyasını Kuşatan Fitneler ve Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt” paneli önceki gün İstanbul’un Gaziosmanpaşa ilçesinde gerçekleştirildi. Meltem TV ekranlarından da canlı yayınlanan panele vatandaşın ilgisi yoğun oldu. 
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan panelde, hukukçu Ahmet Erimhan, tarihçi Emre Polat, gazetemizin Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Emin Koç ve ekonomist Selim Kotil birer konuşma yaptı. 

Panelde ilk sözü alan Ahmet Erimhan oldu. İç Güvenlik Paketi’ni eleştiren Erimhan, polise gerekli gördüğü takdirde her türlü silahı kullanma hakkının getirildiğini belirtti. Erimhan sözlerini şöyle sürdürdü: “Yaşama hakkını ortadan kaldıracak bir düzenlemeyi polisin eline veriyorlar. Bir provokasyon ortamında polisin neler yapabileceğini düşünün ve bunların ülkeyi nereye taşımaya çalıştığının hesabı içerisinde olun. Bunların iktidarlarını korumak için yapamayacakları şey yok. En son yapacakları şey halkı çatıştırmak ve bu çatışma üzerinden kendilerine iktidar imkânı oluştururken işbirliği yaptıkları PKK ve Apo'ya da federasyon temelli olarak bağımsız bir devlet kurmak suretiyle bin yıllık bir beraberliği ortadan kaldırmanın hesabı içerisindeler.”

Mustafa Kemal ‘Ben cihat Müslüman’ıyım’ diyor

Tarihçi Emre Polat, Mustafa Kemal’in Anadolu'da haçlı ordularına karşı bir cihat verirken İngiliz oyuncağı Nakşî yapılanmanın Mustafa Kemal'in arkasından iş çevirdiğini belirttiği konuşmasında, bu yapının içindeki isimlerden birinin de İskilipli Atıf olduğunu ifade etti. 

Polat şöyle konuştu: “İskilipli Atıf hoca diye bize yutturdukları kişi bir misyonerdir. O iddia edildiği gibi şapka kanununa muhalefetten asılmamış aksine o davadan yargılanıp beraat etmiş ve kendisini yargılayan hakim ve savcılarla aynı gemide İstanbul'a dönmüştür. Daha sonra yaptığı faaliyetlerden dolayı vatana ihanetten yargılanmış ve idam edilmiştir. Nedir suçu? Bir bildiri hazırlamışlar ve bu bildiride; ‘Mustafa Kemal ve arkadaşları haindir, onlara yardım etmeyin, bulundukları yerde öldürün, İngiliz’i, Yunan’ı kızdırmayın’ mealinde bir bildiri hazırlanmış ve altına da bu İskilipli Atıf imza atmıştır. Bu bildiri Yunan uçakları tarafından Anadolu topraklarına atılmıştır. İşte bu ve bunun gibi isimler İslam dünyasına bir kahraman gibi lanse edildi. Artık oyunları bozuldu çünkü Prof. Dr. Haydar Baş, Ehl-i Beyt gemisine bizleri bindirerek bunların yüzyıllardır ortaya koydukları oyunu bozdu.”

İslam coğrafyasında yeni Kerbelalar yaşanmakta

Nakşibendîlik konusunda önemli açıklamalarda bulunan ilahiyatçı Mehmet Emin Koç, Nakşibendîliğin Ehl-i Beyt’e karşı oluşturulmuş bir akım olduğunun altını çizdi. Koç, “Ehl-i Beyt'i anlatırken aslında bugünümüzü konuşuyoruz. Niye? Bugün İslam coğrafyasında adeta yeni Kerbelalar yaşanmaktadır” dedi.

Koç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dün İmam Hüseyin efendimize kılıç çeken anlayış, İmam Ali efendimize kılıç çeken anlayış, İngilizlerin gayretiyle Hindistan'da Nakşibendilik olarak neşvünema buluyor. Ardından ikinci bin yılın müceddidi diye nam salan Rabbani ile Meşhed'deki Ehl-i Beyt evlatlarının katliamına fetva olarak ortaya çıkıyor. Bahaettin Nakşibent diye cellat zuhur ediyor, İngiliz’le kol kola Halidi Bağdadi olarak Osmanlı’ya nüfuz ediyor. Padişah 2. Mahmut'un da koordinasyonunda Anadolu ve Balkanlar’ı İslam eden Hacı Bektaşi Veli ocağını katliamdan geçiriyor. Orada kalıyor mu, hayır! Geliyoruz milli mücadele yıllarına yine ayı Nakşibendî kisvesiyle Yunan’ın ve İngiliz’in safında Kuva-yi Milliye kadrosuna karşı çıkıyorlar. Orada da kalmıyor. İsyanlar ardı ardına devam ediyor. Koçgiri isyanından, Şeyh Sait isyanına, Bozkır isyanlarına kadar… Yine bitmiyor, ekranlarda haçlı seferlerini başlatan Papa 2. Urban edasıyla ekranlarda bir Cübbeli zuhur ediyor ve Suriye'deki, Irak'taki, İslam coğrafyasındaki Müslümanlar Ehl-i Beyt'i seviyorlar diye onların katline fetva veriyor.”

Gözümüzü açtık gördük ki madenlerimiz gitmiş!

Gazetemiz yazarlarından ekonomist Selim Kotil ise şöyle konuştu: “Kenya'nın kurucusu Kenyetta'nın bir sözü var. Diyor ki, ‘Avrupalılar geldiklerinde onların elinde İncil, bizim elimizde ise topraklarımız vardı. Bize gözlerimizi kapatıp dua etmeyi öğrettiler. Gözlerimizi açtığımızda baktık ki İncil bizim elimizdeydi. Topraklarımız ise beyazların olmuştu.’ 

Şimdi, bunu neden anlattım. Türkiye'yi yöneten zihniyet ve bunların hocası iktidara talip olduğunda bize dinden, diyanetten bahsettiler. Millet olarak biz de kandık. Bunlar iktidar olmadan önce ülkenin ekonomisi çok iyi değildi ama çok da kötü değildi. Bunlar iktidara geldiğinde hiç olmazsa madenlerimiz bizimdi, kamu grupları bizimdi. Dünyanın en pahalı elektriğini ve benzinini kullanmıyorduk... Derken bunlar geldi. Haydar hocaya inanmadık bunlara inandık. Gözümüzü kapattık bunlara oy attık. Sonra gözümüzü açtık ve gördük ki madenlerimiz gitmiş, kamu kurumlarının tamamı satılmış. Yol yapıyoruz dediler bütün yollar onlara çıktı. Barajlar, köprüler, santraller satıldı. Dünyanın en pahalı elektrik, benzin ve doğalgazını kullanır hale geldik. Bu kaynaklardan bize kala kala bir yanmaz kefen kaldı.”

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100