16 Temmuz 2003 Çarşamba 00:00
290 Okunma
Yeni stratejilerimizi belirlememiz lazım

ABD ile yaşanan asker krizi sonrası gelişmelerin bu ülkenin gözünün Türkiye'de olduğunu bir kez daha gösterdiğini söyleyen BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, stratejik yeni vaziyet planları geliştirme zaruretine dikkat çekti
Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, ABD'lilerin, Süleymaniye'deki askerlerimizi esir almasıyla başlayan, Tunceli valisine yapılan saldırı ve Genelkurmay Başkanlığının PKK?KADEK ile ABD'liler arasındaki bağlantıları ABD'lilerin önlerine koyması ile devam eden süreci yorumladı.
Yeni stratejiler kaçınılmaz oldu
ABD'nin ortaya koyduğu tavırların, Türk milleti ve Türk devletine karşı kötü niyetlerinin bir göstergesi olduğunu söyleyen BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, Türk toprakları üzerinde Lozan'a kadar dayanan kötü ABD hesaplarını okuyacak siyasi iradenin gerek askeri, gerek siyasi tedbirleri bir an önce alması gerekti~|~ğini vurguladı. ABD'nin tavırlarının Türkiye Cumhuriyeti Devletinin aleyhinde olmadığını söylemek suretiyle kendimizi kandırmanın Türk vatanını bölmekten, Türkiye Cumhuriyeti Devletini yıkmaktan başka bir işe yaramayacağını söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, İstanbul'da, Boğaz'da, Fatih'in Rumeli Hisarı'na nazire bir konsolosluk binası yapmasının, açılışta "Biz bu binayı Fatih gibi kısa zamanda yapamadık ama fena da yapmadık" denilmesinin bu ülkenin İstanbul'da gözü olduğunun göstergesi olduğunu belirterek, "Aslında bu, Türk milletine çok ciddi bir mesajdır. Dolayısıyla Türkiye'nin bu planlar karşısında yeni vaziyet planları ortaya koyması gerekir" dedi. Prof. Dr. Haydar Baş, bu meyanda şunları söyledi:

"Bölgede bizimle ittifak edecek devletler var. Sıradan devletler değil, kökleri yüzyıllara dayalı devletler var. Bunlarla beraber olmamız artık kaçınılmaz oldu. Hesabın içinde sadece biz değil onlar da olduğu için onlarla beraber olmamız hem kolay hem zaruridir. Asıl stratejik ortaklığımızı bu devletlerle geliştirmemiz lazım. Tedbirlerimizi bunlarla birlikte almamız lazım. Yoksa önce ya bizi ya onları bitirirler. Sonra sıra kalana gelir. Coğrafyanın tasarrufu da adı geçen devletin eline geçer. Irak'ın yaşadığı kaderi bir anda biz de yaşayabiliriz."
"AB değişti" oyun

BTP Lideri Prof. Dr. Haydar Baş, geçmişte Avrupa Topluluğuna karşı çıkan bazı siyasilerin "AB değişti" diyerek bugün AB üyeliğini savunmaları ile AB'nin Genişlemeden Sorumlu Üyesi Günter Verheugen'in, "Türkiye'nin AB'Ye üye olması mümkün değildir" sözlerini de değerlendirdi. Avrupa'nın hiç bir zaman değişmediğini, değişenin, dün Avrupa Ortak Pazarına karşı olan iradeler olduğunu söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, bu değişimin içeriğine dikkat çekerek şöyle dedi: "Dün bu Ortak Pazara karşı olan iradenin Avrupa, kültür, siyaset, medeniyet birliğini gündeme getirdikten sonra değiştiğini görüyoruz. Avrupa değişmedi. Bilakis daha da güçlendi. Örfünü, adetini, geleneğini, dinini, kültürünü, siyasetini birleştirdi. Değişenler ise demek ki sadece Ortak Pazara karşı idiler. Onlar demek ki böyle bir medeniyeti bekliyorlardı. Demek ki 'Biz de bu medeniyetin, kültürün parçasıyız' imajını milletten gizlediler. Bu arkadaşlarımızın Avrupa'da birlikleri, camileri var. Bu camilere papazları getiriyorlar, dua ettiriyorlar, Müslümanlar da buna 'amin' diyorlar. Bunun bir akaid gereği olduğunu savunuyorlar. Değişim süreci Avrupa'da değil, milleti, örfünden, adetinden, medeniyetinden bilerek soğutan bu insanların hareketlerindedir."
Çok yüzlüler müstesna

Değişen bu insanların bir tiyatro oynayıp bugüne kadar milletimizi kandırdıklarını, iki yüzlülükten öte çok yüzlülük sergilediklerini söyleyen Prof. Dr. Haydar Baş, "AB, değişti, vazgeçti de, din adına politika yapan sen bana söyle bakalım. Berlin, Paris meydanında ezan okuyabiliyor musun?" diye sordu. "Okuyamıyorsan, o zaman Avrupa değil, sen değiştin. Veya sen, bugün, asıl yüzünle ortaya çıktın. Gerçek yüzün buydu, bunu ortaya koydun. AB'ye karşı şiddetle karşı olan seni bugün onun bayrağını alıp yarışa çıktın" diyen Prof. Dr. Haydar Baş, şöyle konuştu:

"Türkiye'yi kesinlikle almayacaklar. Çünkü Türk dünyasının medeniyeti ile Batı dünyasının medeniyeti farklıdır. Bizim akaidimiz Tevhid akaidi, onlarınki teslistir. Bizim medeniyetimiz, kültürümüz, geleneklerimiz Tevhid kaynaklıdır. Edebiyatımızda, sanatımızda, şiirimizde bunu görürsünüz. Bizim medeniyetimiz, kültürümüz, siyasetimiz AB ile uyuşmaz. Elma ile armutu toplayamazsınız. Bu hilkatin kanunlarına terstir. O bakımdan ne Batı bizi kabul edebilir. Ne de biz Batıyı kabul edebiliriz. Ama kimliğimizden vazgeçersek, Müslüman Türk kimliğini bir tarafa itersek, biz de onlar gibi 'Teslis akaidinin unsuruyuz' dersek, papaza dua ettirip 'amin' dersek o zaman biz o medeniyeti kabul ettiğimiz için onlar da bizi kabul edebilir. Fakat değişenler müstesna bu milletin % 99'u buna rıza göstermez."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100