07 Ekim 2005 Cuma 00:00
508 Okunma
Yeniçağ'ın yazarlarına...
MHP'nin son mitingini yere göğe sığdıramayan Yeniçağ'ın köşe yazarlarına ithaf  olunur. Müslüm Karabacak'ın yazısı... ~|~

Yeniçağ'ın "aslan" köşeyazarlarına...  

Bir anda Bahçeli yanlısı kesilip Ankara'da yapılan ve neticesi AB konusunda hükümete destek olarak tezahür eden mitingi yere göğe sığdıramayan Yeniçağ'ın köşe yazarlarına iki yazıyı ithaf ediyorum.

Birinci yazı...

"MHP Apo'nun kurtulması için elinden gelen her şeyi yaptı.
İdam cezasını yakın savaş ve savaş halleri dışında kaldıran, anadilde yayın ve anadilde öğrenim hakkını getiren ve azınlık vakıflarına mülk edinme kolaylığı sağlayan Avrupa Birliği'ne Uyum Yasa Teklifi, Adalet Komisyonu'nda 14 saat süren görüşme maratonunun ardından kabul edildi. Bununla beraber Apo ipten kurtarılmış, azınlıklara 80 yıldır alamadıkları, istedikleri gibi toprak satın alma hakkı verilmiş, anadilde yayın ve eğitim ile de Türkiye'nin milli bütünlüğünün köküne dinamit konulmuştur.

Bütün bu ihanet teklifleri Anayasa Komisyonu'nda görüşülürken MHP'nin tavrı gerçekten ibret verici. Avrupa Birliği'nin en candan savunucusu MHP, AB'ye uyum yasalarının bazı maddelerine (özellikle de idam maddesine) karşı olduğunu ısrarla vurgulamasına rağmen, komisyonda tam tersi bir tutumla milleti kandırabileceği zehabına kapıldı. AB teklifi komisyona gelmeden, AB'ye uyum paketinin bölünmesini isteyen ve idam, anadilde yayın ve eğitim maddelerinin paketten çıkarılmasını isteyen MHP'nin, sıra icraata gelince tam tersi bir tutum içerisine girmekten imtina etmemesi MHP'nin samimiyet açısından hangi noktada olduğunu gösterdi.

MHP: İdam pakette kalsın

Komisyonda idam cezasını kaldıran birinci maddenin görüşülmesi sırasında Aksaray Milletvekili Ramazan Toprak, maddenin paketten çıkarılması konusunda önerge verirken, bir kısım milletvekili de önergeye "evet" oyu verdi. Ancak komisyonun MHP'li üyeleri çekimser kalarak önergenin kabul edilmemesine destek verirken, MHP'li Mehmet Gül de önergenin oylamasına katılmadı. MHP milletvekillerinin tamamı idam cezasının kaldırılmasını öngören maddenin paketten çıkarılmasını içeren önergeye evet oyu verseydi 10'a karşı 12 oyla önerge kabul edilecekti ve idam cezasının kaldırılması gündemden düşecekti. Böylece Apo'nun kurtulma ihtimali de kalmayacaktı. MHP kendince geliştirdiği taktiğe göre; idamın paketin içinde Genel Kurul'a gelmesini sağlayacak, Genel Kurul'daki oylamada da kendi dışındaki partiler kabul oyu vererek paketin geçmesini sağlayacaklar, diğer bir ifadeyle Apo'yu ipten alacaklar, sonra MHP de çıkıp meydanlarda Türk milletine şunu söyleyecek: "Apo'yu kurtarmak için yapılan oylamada ben "hayır" oyu verdim ama benim oylarım yetmedi. Diğer partiler "evet" dediği için Apo kurtuldu. Apo'yu asabilmemiz için MHP'nin tek başına iktidara gelmesi lazım..."

İkinci yazı...
Aşağıdaki yazı Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök'ün sayın MHP lideri Bahçeli ile yaptığı röportajın bir özetidir.
25 Haziran 2002'de köşesindeki makalesine göre bakın neler konuşmuş Bahçeli?Özkök.
"Başbakan Yardımcısı Bahçeli'yle yarım saate yakın konuşuyoruz. Tabii ana konu, Avrupa Birliği'ne üyelik için gerekenlerin yapılması."
"Bazı çevreler Avrupa Birliği'ni destekleyen kişilere, 'Teslimiyetçi' diyor. Bu yanlış. Ama ötekiler de itirazı olan kişileri hemen AB karşıtı olarak damgalıyor. Bu da yanlış. Oysa bu iki suçlama dışında çok geniş bir alan var. Biz işte oradayız."
Bu pozisyon nedir?

Bahçeli bunu çok net bir şekilde anlatıyor. Önce Avrupa Birliği'ne bildirilen siyasi kriterleri metinden okuyor. Metnin 2.1.8 No'lu bölümü aynen şöyle:
"Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'na göre kesinleşmiş idam cezalarının yerine getirilmesi kararı münhasıran TBMM'nin yetkisindedir. Hükümet, TBMM'nin 1984 yılından bu yana yaşama hakkının özüne dokunulmaması yönünde benimsediği uygulamaya saygılıdır.

Türk ceza hukukundan ölüm cezasının kaldırılması hususu, şekil ve kapsamı itibariyle TBMM tarafından orta vadede ele alınacaktır." Bahçeli iki noktanın altını özenle çiziyor:
"Bir, bizim ölüm cezalarının uygulanmayacağı yolunda bir moratoryum ilan ettik. Buna sadığız. İki, idam cezasının kaldırılmasını orta vadeli bir karar olarak ilan ettik. Buna sadığız."
Bahçeli'nin gerçek pozisyonu ne? Öcalan'ın asılmasını mı istiyor? AB'ye karşı mı?
"Geçen hafta bana İngiltere'nin yeni büyükelçisi geldi. Türkçe de biliyormuş. Ama yanlış anlama olmasın diye Dışişleri'nin yetkilileri de vardı. Bana açıkça, sizden idam cezasını hemen kaldırmanızı kim istiyor, diye sordu. Kendileri Kuzey İrlanda ile ilgili olarak şu politikayı izlemişler. Terör tamamen sona ermeden hiçbir şeyi konuşmayız."
Bahçeli kendi pozisyonunu, bir şemayla büyükelçiye anlatmış. O da elindeki deftere not almış. Bahçeli önündeki bir dosyayı açıp bana gösteriyor. Bu dosyada, AB üyesi ülkelerin idam cezasının kaldırılması yolundaki 6 numaralı protokolü, tam üyelikten ne kadar yıl sonra imzaladıklarını gösteren bir liste var.
Öyleyse sorun ne?

MHP Genel Başkanı bunu şöyle izah ediyor: "Biz şu soruyu soruyoruz: İdam cezasını kaldırdık. Kürtçe ile ilgili kararları aldık. Peki bütün bunlara rağmen bize tarih verilmezse ne olacak? Bu arada terör örgütü siyasallaşma yolunda epey mesafe alırsa bunun hesabını kim verecek?"
Haksız değil. Çünkü bu konuda kimse çıkıp teminat veremez.
Öyleyse AB'ye giriş meselesi nasıl çözülecek? MHP bu konuda ne öneriyor?
Önerisi şu:
"Bize bir tarih verilsin. Ondan sonra görüşmeler için 7?8 yıl var. Görüşmeler yürürken biz de üzerimize düşenleri tam olarak yaparız."
Ya Öcalan'ın dosyasının Meclis'e getirilmesi meselesi?
"Biz şunu göstermek istiyoruz: Teröristbaşının bir ayrıcalığı yoktur. O nedenle iki isteğimiz var. Biri dosyanın Meclis'e getirilmesi, öteki de F tipi cezaevine nakli."
Peki Meclis'e geldiği takdirde, bazı milletvekilleri, biraz da seçim ortamının etkisiyle, "Getirin şu dosyayı Meclis'te oylayalım" derse ne olacak?
Bahçeli'nin cevabı şu: "İdam cezaları uygulanmayacak diyen o moratoryumu kim imzaladı? Altında bizim imzalarımız yok mu? Elbette imzamıza sadık kalacağız"
Kafamdaki son soruyu soruyorum.
"Ya yıl sonunda AB bize tarih vermezse ne olur? Bunun sorumluluğu MHP'nin üstüne yıkılmaz mı?"
"Siyaset risk alma sanatıdır. İnandığınız bir konuda elbette risk alacaksınız."
Bunun arkasından şu sitemi yapıyor: "Bize hep sadece devlet adamı gibi davranın, hiç parti başkanı gibi davranmayın deniyor. Siyasette hep aynı kişiye aynı yükümlülük verilir mi? Başkaları AB konusunu kendi partisi açısından kullanacak, biz ise partimizin verdiği sözleri hiç düşünmeden hep partiler üstü siyasetçi olarak davranmaya mecbur bırakılacağız. Böyle bir siyaset var mı?"
Röportaj burada bitse de, deyeceklerim bitmiyor.
Bu da meclis tutanaklarından:
Başkan (M. Sökmenoğlu): Devam edin sayın Sağlam.
Mehmet Sağlam (DYP), (devamla): "Bir şey daha var: Şemdin Sakık ve 39 katil idama mahkûm, onların dosyalarını niye getirmediniz? Getiremezsiniz, yüreğiniz yetmez! Getiremezsiniz!.." (DYP sıralarından alkış, MHP sıralarında gürültüler)
Başkan: Sayın Sağlam, teşekkür ediyorum.
Mehmet Sağlam (devamla): "Şimdi bütün bunlara rağmen, Türkiye'nin 15 yılına, 35.000 canına ve 100 milyar dolarına mal olan terörist başının, Türkiye'nin geleceğine ipotek koymasına gönlümüz razı olmadığı için, bu teklife (Apo'nun affına) evet diyeceğiz, başka bir şey değil".
SP Rize milletvekili Mehmet Bekaroğlu: "30 bin insanımız kaybettik. Devlet intikam almaz. Teröristbaşı Türk Devleti'nin elindedir. Bu barışa katkı sağlar."
AKP'li M. Ali Şahin: "Ölüm cezasının kaldırılması durumunda yerine getirilen müebbet hapis cezasının anayasal güvenceye kavuşturulması gerekir".
Hani Apo kimlere can borçludur bilesiniz diye yazdım bütün bunları.

Müslüm Karabacak 
 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100