04 Nisan 2015 Cumartesi 00:08
1030 Okunma
Yine sandığı yok saydı

RECEP BAHAR - HABER-ANALİZ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türk demokrasi tarihinde 'seçim sandığı'na en fazla vurgu yapan siyasetçi olarak öne çıkar. Öyle ki Erdoğan'ın sandık vurgusu iç politika ile sınırlı kalmaz, zaman zaman dış politikayı da kuşatmakta. Örneğin Mısır'da 1 Temmuz 2013'teki darbeyle Mursi'nin cumhurbaşkanlığından uzaklaştırılması sonrasında yaptığı bir değerlendirmede Avrupa Birliği’nin Mısır’daki darbeye ‘darbe’ bile diyemediğini, AB'nin kendi ilkelerini yine ayaklar altına aldığını söyleyerek, “Hani Batı demokrasiden yanaydı? Bu samimiyet testinde yine sınıfta kalmıştır. Mısır’ın üyeliğini askıya alan Afrika Birliği’ni ise tebrik ediyorum. Duruş budur” demişti. 

Sandık vecizeleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın başbakanken özellikle sıkıştığı dönemlerde sandığa vurgu yapması dikkat çekiyor. Sandığa dair aşağıdaki vecizeler ona ait: 

9 Haziran 2013: "Sabredin, sandıkta görüşelim."

15 Haziran 2013: "Biz yakıp yıkarak değil sandıkta direniriz."

23 Haziran 2013: "Sandıkta herkes boyunun ölçüsünü alır."

8 Temmuz 2013: "Sandık dışında her yol hukuksuzdur. İktidar olmak isteyenin yeri sandıktır." 

1 Ağustos 2013: "Sandık dışındaki her müdahale gayrimeşrudur. Biz demokrasiyi koruyamazsak onu daha da yüceltemezsek bu ülke geriye gitmeye mahkûmdur. Demokrasinin güç kaybettiği bir ortamda, unutmayın, seçkinler kazanır, imtiyazlılar, belli çevreler kazanır ama çoğunluk kaybeder."

31 Temmuz 2013: "Sandık demokrasinin namusudur, demokrasilerde hesap sorma makamıdır."

3 Ağustos 2013: "Türkiye'nin istikametini ne medya, ne sosyal medya, ne sermaye, ne de terörize edilen sokaklar değil sadece millet, sandık belirler."

8 Mart 2014: "Sandık namustur, sandık demokrasinin yegâne unsurudur."

13 Mart 2014: "Kardeşlerim cevabı sandıkta verecek." 

22 Haziran 2014: "Demokrasi, sandıkta başlar ve sandıkta tecelli eder. Her zaman ifade ediyorum; sandık namustur."

6 Temmuz 2014: "Milli güvenliğimizi tehdit edenlere en güzel cevabı sandık verir."

1 Ekim 2014: "Sandık dışı her yol gayrimeşrudur!"

15 Mayıs 2014: "Bu ülkede diktatör varsa buyursunlar bu diktatörü sandık yoluyla indirsinler."

Muhalefetin iktidar olarak atanması gibi

Siyasi geçmişinde sandıkla, demokrasiyle, halkın tercihiyle ilgili böylesine hararetli konuşmalar yapan  

Erdoğan, dün Türkiye'nin en büyük ve en köklü üniversitesi olan İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimlerinde ikinci sıradaki ismi, Prof. Dr. Mahmut Ak'ı rektörlüğe atadı. Böylece Erdoğan'ın tercihiyle muhalefet iktidar olmuş oldu! İstanbul Üniversitesi rektörlük seçimlerinde Prof. Dr. Raşit Tükel 1202 oyla birinci, Prof. Dr. Mahmut Ak 908 oyla ikinci, Prof. Dr. Harun Cansız 382 oyla üçüncü olmuştu. YÖK en çok oy alan Tükel'i ikinci sıraya, ikinci oy alan Ak'ı birinci sıraya koyarak listeyi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a göndermişti. Erdoğan Yök'ün gönderdiği 3 adaydan AKP'ye yakınlığıyla bilinen ve oylamada ikinci olan  

Prof. Dr. Mahmut Ak'ı İstanbul Üniversitesi rektörü olarak atadı.

Bu ilk vukuatı değil

Erdoğan, 18 Mart 2015'te de 7 üniversiteye rektör atamasında üniversitedeki seçimleri değil, YÖK listesini dikkate almıştı. Çanakkale Onsekiz Mart ve Muş Alparslan’a seçimde birinci gelen isimler değil, ikinci ve üçüncü gelen isimler rektör atanmıştı. Son atamalarla Erdoğan’ın cumhurbaşkanlık koltuğuna oturmasından itibaren atadığı rektör sayısı 34’e çıkarken, en yüksek oyu aldığı halde atanamayan aday sayısı 11 oldu. 

Mevcut düzenleme darbe döneminden kalma

Cumhurbaşkanlığı rektör atamalarını Anayasanın 130. ve Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddeleri uyarınca yapıyor. Anayasanın 130. maddesinin ilgili fıkrası şöyle: "Kanunun belirlediği usul ve esaslara göre; rektörler Cumhurbaşkanınca, dekanlar ise Yükseköğretim Kurulunca seçilir ve atanır." 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında 6 Kasım 1981 yılında Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 5347 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 13. maddesi ise şöyle: "Rektör adayı seçimleri gizli oyla yapılır. Oy veren her öğretim üyesi oy pusulasına yalnız bir isim yazabilir. Birinci toplantıda öğretim üyelerinin en az yarısının hazır bulunması şarttır. Bu sağlanamadığı takdirde toplantı 48 saat ertelenir ve nisap aranmaksızın seçime geçilir. Bu toplantıda en çok oy alan altı kişi aday olarak seçilmiş sayılır. Yükseköğretim Genel Kurulunun bu adaylar arasından seçeceği üç kişi Cumhurbaşkanlığına sunulur. Cumhurbaşkanı, bunlar arasından birini seçer ve rektör olarak atar. Yeni kurulan üniversitelere rektör adayı olarak başvuran profesörler arasından Yükseköğretim Genel Kurulunun seçeceği üç aday Cumhurbaşkanlığına sunulur. Cumhurbaşkanı, bunlar arasından birini seçer ve rektör olarak atar." 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100