22 Ekim 2005 Cumartesi 00:00
159 Okunma
YÖK'ün tavrındaki çelişkiler
Milliyet'ten Taha Akyol, YÖK'ün YYÜ Rektörü Yücel Aşkın konusunda sergilediği tavırlarda ortaya çıkan tezatları irdeliyor ~|~ YÖK Başkan Vekili Prof. İsa Eşme rektör olayını araştırmak için 15 Ekim'de Van'a gidiyor, iki gün araştırdıktan sonra, 17 Ekim'de bir açıklama yapıyor.
? Yargıya güveniyoruz. Ama rektörün burada olmasına içimiz el vermiyor...
YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç de, elbette araştırma sonuçlarını gördükten sonra, 19 Ekim günü Rektörler Komitesi toplantısına girerken basına açıklama yapıyor; soruşturma yetkisinin savcıda değil, YÖK'te olduğunu, Rektör Prof. Aşkın hakkında takipsizlik kararı verilmesi gerektiğini vurgulayarak diyor ki: "Bugüne kadar yaptığımız yazılı ve sözlü açıklamalarda yargıya olan güvenimizi hep vurguladık, vurgulamaya devam edeceğiz..."
Gazetecilerin bazı sorular sorması üzerine Anayasa Profesörü Teziç, herkese hukuku hatırlatıyor: "Şunu unutmayın, yeni ceza yasasında yargılamayı etkileyecek yönde sorular sormaktan kaçınırsanız iyi olur. Çünkü içeriği tanımlanmamış bir suç öngörülüyor yeni ceza yasasında. Yargılamayı etkilemek... O açıdan karşılıklı olarak dikkatli davranmamız lazım!"

Teziç hukuku unuttu
Rektörler Komitesi, Teziç'in bu açıklamasının ardından toplanıyor.
Sanki toplantıya girerken Anayasa Profesörü Teziç "yargıya güven"den bahsetmemiş, "Yargıyı etkilemekten hepimiz sakınmalıyız" dememiş gibi, zehir zemberek bir bildiri çıkıyor: "Rektör Aşkın'a sahip çıkmak, Cumhuriyet'e sahip çıkmakla eşanlamlıdır. Rektörler Komitesi, Rektör Aşkın'ın çete kurarak suiistimal yaptığı için mi, yoksa medreseleştirilmek istenen üniversitenin Cumhuriyet'in laik, çağdaş yapısını korumak için mi bedel ödemek zorunda kaldığını kamuoyunun takdirine sunar."

Bu mahkemeler kimin?
Ama tutuklama kararını veren ve onaylayan ağır ceza mahkemeleri Cumhuriyet'in mahkemeleri değil mi?!
Hazırlık soruşturması gizli olduğuna göre, rektörler dosyada hangi delillerin olduğunu veya olmadığını nereden biliyorlar da yargıya böylesine ağır bir suçlamayı yöneltiyorlar?!
Yarın iddianame hazırlanıp dava açılır da ciddi deliller ortaya çıkarsa, Rektörler Komitesi ne diyecek?! Bir kişiyle Cumhuriyet gibi üstün ve devlet kadar güçlü bir kavramı bu derecede özdeşleştirmek doğru mu?
Rektörler neden topluca Adalet Bakanlığı'na gitti?! Bakan'ın mahkemeler üzerinde bir yetkisi, etkisi mi var?!
Prof. Teziç bunların "yargıyı etkileme" niteliğinde olmadığını söyleyebilir mi?! Hani kanun karşısında "Hepimiz dikkatli olmalıyız" idi?!

Aklansın...
Tutuklu Rektör Prof. Aşkın'ın aklanmasını herkes ister. Ama soruşturma gizli olduğu için dosya hakkında bilgimiz yok, basında çıkan bilgiler dosyanın tamamını kapsamıyor.
Tutuklama kararı isabetli de olabilir, yanlış da... Birçok kimse, bu arada Rektörler Komitesi, ideolojik ve mesleki duygularla Prof. Aşkın'la dayanışma içinde olmak, bunu göstermek de isteyebilir.
Elbette yargı kararları da eleştirilir.
Ama nümayiş? Ama adli bir meseleyi "medrese?Cumhuriyet" çatışması diye resmedip, "Ona sahip çıkmak, Cumhuriyet'e sahip çıkmaktır" diyerek yargıyı Cumhuriyet karşısında töhmet altında bırakmak, adeta seferberlik ilan etmek???
Üstelik gizli hazırlık soruşturması sürerken!
Sayın Prof. Teziç, bunlar hukuka, teamüle, toplantıya girerken seslendirdiğiniz ilkelere uygun mu?!
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100