Bu haber kez okundu.

YTL mi, dolar mı?
Hasine eski Müsteşarı Mahfi Eğilmez, Radikal'deki yazısında, ekonominin risklerle yüklü olduğunu belirtiyor
Ekonomisi güçsüz, siyaseti karışık, sermaye hareketlerine serbestlik tanımış olan gelişme yolundaki ülkelerde insanlar ellerine geçen paradan birikime ayırdıklarının değerini koruyabilmek için bu birikimlerinin bir bölümünü yabancı, güçlü bir paraya çevirerek tutarlar. Eğer enflasyon yüksek ve reel faiz de buna paralel biçimde yüksekse yabancı para cinsinden elde edilen faizin getirisi yerli para cinsinden elde edilenden daha düşük olsa bile devalüasyon riskine karşı yabancı para tercih edilen bir seçenek olarak ortada durur. Hatta bazan yerli paraya dönüp daha fazla faiz getirisi elde edilse bile kısa sürede tekrar yabancı paraya dönülüp anapara koruma altına alınır. Buna ekonomi literatüründe 'para ikamesi' ya da dolar başlıca rezerv para olduğu için daha kestirme yoldan gidilerek 'dolarizasyon' adı veriliyor.
Riskler arttıkça,
döviz kıymetleniyor
Bir ülkenin ekonomisi zayıfladıkça, enflasyon artıp, siyasal istikrarsızlık büyüdükçe, cari açık arttıkça yani kısacası ekonomideki riskler arttıkça para ikamesi de artıyor. Bir başka ifadeyle insanlar kendi ekonomilerine güvenmedikleri için kendi paralarından kaçıp yabancı paraları tutmaya başlıyorlar.  Dünyada para ikamesinin en çok yaşandığı yer Latin Amerika. Siyasal istikrarsızlığın ve dolayısıyla ekonomide dalgalanmaların en yoğun olduğu ülkeler olan Brezilya ve Arjantin'de defalarca para birimi değişikliği yapılmasına karşın yerli paraya bir türlü saygınlık kazandırılamadı. Her yapılan değişiklik birkaç yıl başarıdan sonra asıl sorunlara eğilmeye sıra geldiğinde fiyaskoyla sonuçlanıyor. IMF'nin bu ülkelerde denemediği yöntem kalmadı. Buna karşılık para ikamesi bu bölgeyle sınırlı değil. Gelişme yolundaki ülkelerin çoğunda var bu eğilim. Çünkü insanlar kazançlarını korumak istiyorlar. Bazı ülkelerde para ikamesinin oranının ne olduğunu bilmesek de varlığını tahmin edebiliyoruz. Para ikamesi yalnızca varlıkların yabancı paraya dönülmesine değil, aynı zamanda kiralar gibi, çeşitli malların fiyatları gibi ya da sözleşme bedelleri gibi birçok göstergenin de yabancı parayla ifade edilmesine yol açıyor.
Eğer bir ülkenin ekonomisi güçlenmeye başlamışsa ya da öyle olacağına ilişkin beklentiler artmaya başlamışsa o zaman bu olayın tersi ortaya çıkmaya başlıyor. Yani insanlar artık kendi ülkelerinin ekonomisine güvenmeye başlıyorlar ve yabancı paranın riski yerine kendi paralarının riskini almaya yöneliyorlar. Buna da 'ters para ikamesi' adını veriyoruz. Bu durumda tasarruflarını kendi paraları cinsinden tutan ve elde ettikleri faizi anaparaya ekleyip yine kendi parasına yatırna insanlar çoğalınca ekonomideki dolarizasyon yavaş yavaş çözülmeye başlıyor. Ters para ikamesi, para ikamesi kadar hızlı olmuyor.
Gelecekte riskler var
Türkiye'nin önünde pek çok sorun var. Ama ABD'nin veya AB'nin ya da Japonya'nın da önünde eskiden olmadığı kadar sorun birikmiş bulunuyor. Öte yandan YTL, öteki paralara göre daha çok kazandırıyor. Türkiye, enflasyonu ve cari açığı yüzde 5'in altına indirdiği anda ters para ikamesi tutulamayacak bir ivme kazanacak. YTL'mi dolar mı sorusunun yanıtı çok kolay verilir bir yanıt değil. Uzun geçmişe bakınca dolar, kısa geçmişe bakınca YTL çekici duruyor. Yaz ayları Türkiye açısından rahat görünüyor. Dolayısıyla kısa gelecek açısından da YTL çekici duruyor. Daha uzak geleceği ise iktisatçılara değil falcılara sormak gerek.
~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100