Bu haber kez okundu.

Yunan, mezarlığımızı yerle bir etti

RECEP BAHAR/İSTANBUL

Batı Trakya’daki İskeçe Müftüsü Ahmet Mete, bir forum için geldiği İstanbul’da Yeni Mesaj’a verdiği mülakatta Batı Trakya Müslüman-Türk azınlığın son durumuna ilişkin dikkat çekici bilgiler aktardı. Batı Trakya Türk’ünün dini, eğitim ve sosyal haklarını kullanmasında yıllardır olumlu bir gelişme görmediğine işaret eden Mete, Yunan Hükümeti’nin Kuran kurslarına ve camilere ceza yağdırdığını dile getirdi. Ahmet Mete ile yaptığımız mülakatı dikkatlerinize sunuyoruz:

Batı Trakya’da dini hayat ne durumda?

Batı Trakya’da dini hayat dışarıdan bakıldığında gayet güzel, bir Avrupa ülkesine yakışır gibi görünür. İçeriye döndüğünüz zaman dini hayatın rahat olduğunu söylemek çok zor... Camilere cezalar yağıyor, izin almadan bir şey yapamıyoruz, minarelerin boylarına karışılıyor. Ezan okurken mikrofonun sesi açıldığında karışılıyor. Okulları ele aldığınız zaman dini eğitim kalmadı. Kuran kurslarına cezalar kesilmeye devam ediyor. 

Ne kadar ceza kesiliyor? 

20 bin, 22 bin Euro’luk cezalar kesiliyor. Bu cezalar 22-23 yıldan bu yana devam eden cezalar... Bunların faizi durduruldu. Çünkü ortaya fahiş rakamlar çıktı. Yunan devleti devamlı olarak bize ‘ben sizin tepenizdeyim, benim nefesimi ensenizde hissedin, hareket etmeyin’ mesajı veriyor. Müftülük olayını zaten biliyorsunuz, kangren olmuş bir konu... Ben İskeçe Müftüsüyüm. Biz de müftülük ölene kadar devam ediyor. Metropolitlerde olduğu gibi... Yunan kanunlarına göre metropolitler seçilir ve ölümüne kadar devam eder. Yunan hükümeti 1985 yılında Gümülcine’de, 1991’de de İskeçe’de atama yoluyla müftü tayin etti. Türkiye’nin İstanbul’daki Rum azınlığa verdiği onlarca hakka rağmen, Batı Trakya Türk azınlığı mütekabiliyet esası kabul edilmediği için kendi müftüsünü seçemiyor. 

AB dini özgürlükleri ön plana çıkartıyor. Bu yönde Türkiye’ye de baskı yapıldı ve Vakıflar Kanunu çerçevesinde azınlıkların hakları iade edildi. Bir veriye göre 2.5 milyar dolarlık mal iadesi söz konusu... Buna karşılık Batı Trakya’da Müslüman-Türk’ün özgürlük alanında bir genişleme oldu mu? 2009 yılında bize verdiğiniz bir başka mülakatta ‘dini özgürlük’ genişlemesinin söz konusu olmadığını ifade etmiştiniz...

Mezarlığımız tahrip edildi

Aynı şeyi söylemek zorundayız. Mütekabiliyet esasına göre Batı Trakya’daki azınlığın zaten böyle bir vakfı yok. Vakıflar gitti, yendi, satıldı. Bizimde vakıflarımız vardı. Osmanlı’nın geçtiği her yerde vakıf var zaten. Bizim insanımız camilerin devam etmesi, ezanın okunması için mallarını vakfetti. Yunan devleti oraya da tayin ettiği bir insanı getirmek suretiyle vakıfları bitirdi. İskeçe’de en eski mezarlığımıza 2 yıl önce dozerler girdi. Biz karşı çıktığımızda, ‘burası ormaniyenindir’ şeklindeydi. Halbuki kayıtlarsa vakfın olduğu görülüyor. Atanmış vakıf idaresi, bunu ormaniyeye, ormaniye de su idaresine hibe etmiş... Ormaniye hibe ettiğinden mezarlığımıza girdiler. Bu Türk azınlığa yapılmış en büyük saygısızlıktır. Oysa fotoğraflarda bile mezarlık olarak görünüyor. Yunan el koymayı prosedüre uyduruyor ve bizi bize kırdırıyor. Atadığı cemaatin reisleri de bizden olduğu için ‘İşte sizinkiler istedi, yaptı diyerek, işin içinden çıkıyor.”

Sizin maaşınızı halk, atanmış müftünün maaşını Yunan hükümeti veriyor. 

Evet, doğru... Bizim maaşımızı halk veriyor. Yunan hükümeti İmam Yasası çıkardı, biz karşı çıktık. Bu tehlikeli bir yasa... Tehlikesi şuradadır: Azınlık okulları özerktir. Hocalarımızın, öğretmenlerimizin maaşlarını biz ödüyorduk. Fakirliğimizden istifade ederek zaman içerisinde Yunan hükümeti öğretmenleri elde etti. Şimdi aynı yolu camilerde deniyorlar. Camilere de maaşlı ‘240 imam yasası’ çıkarmak suretiyle camilerimizi de elimizden almak istiyorlar. 
Sizin daha önce bize söylediğiniz ‘Sünnetsiz imamlar camilere atanabilir” ifadeniz vardı. Son durum nedir? Böyle bir şey oldu mu?
Yunan devleti bu tarz uygulamalarına devam ettiği sürece, biz söylemimizden vazgeçmeyiz.  Müslümanların hali perişan... Ortadoğu’ya bakın... Benim o sözüm belki 50 sene sonrası içindir. Eğer yapılanlara karşı mücadele etmezsek, 50 sene sonra İskenderiye’den getirdikleri Hıristiyanları Müslümanların başına imam tayin ederler çünkü bunlar çok güzel Arapça bilir, Kuran’dan 5-10 ayet öğrenir ve imamlık yaparlar. Memur olan adam atanır ve istediğini de atar. Cemaat reisini atadı, müftüyü atadı, bundan sonra da istediğini atar. 

Batı Trakya’da kaç cami var?

350 civarında camimiz var.
Bunların imamları arasında Yunan hükümeti tarafından atanıp maaşı verilen imam var mı?
Bir mücadelenin içindeyiz. Dedeağaç’ta ve Gümülcine’nin bazı bölgelerinde var. İskeçe’de şu anda yok. Atanan imamlar Türk ve Müslüman olduklarını ifade ediyor. Ilımlı Türk mü yoksa Yunan kafalı Türk mü diye ifade edelim, bilmiyorum?

Cemaatin bu imamlara ilgisi nasıl?

Cemaat onları biliyor. Bizim en büyük dayanağımız cemaatimiz. Allah razı olsun, cemaatimiz  çok duyarlıdır. İmamını kendisi seçer. Hıristiyanın ya da papazın seçeceği imama güvenmez. 
Son zamanlarda Türkiye’den Batı Trakya’ya yoğun bir bakan ziyareti gözleniyor. İki ülke arsında bakanlar kurulu bile toplandı? Bu ziyaretlerin sizin özgürlük alanınızın genişlemesine bir katkısı oluyor mu?
Devletler arasında bir çalışma var. Müftülük hususunda da var. Bakanların bizi ziyaret etmeleri, bizi güçlendiriyor. Ama kavga aslında şu: Türkiye’de yaşayıp Türk vatandaşı ama aslen Batı Trakyalı olanların ‘Batı Trakya’yı biz idare edeceğiz’ derdidir. 
Eğitimde son durum ne?
Okul sorunu çok büyük
Hazırlık, orta ve lise açılmasına müsaade yok. İmam-hatip açılmasına da müsaade yok. Keza yüksek okul açılmasına müsaade yok. Bırakın bunları Türkiye’de 3 talebe ile Rum okulu açılırken, biz de mevcut sayısı 10’dan aşağı düşünce köy okulları kapanıyor. Bizde çok ters  işler oluyor. 
Batı Trakya’da Yunan okullarına gitmek zorunda kalan çocuklar ve gençler nasıl bir eğitim alıyor? Bunlar kopuyor mu? Bunlara Müslümanlık ve Türklük şuuru verebiliyor musunuz?
Bu sorunun cevabı çok derin... İskeçe’de 600 talebeli tek bir ilkokul, ortaokul ve lise bulunuyor. Oysa böyle 10 tane okula ihtiyacımız var. Öğrencilerimizin bir kısmı Türkiye’ye geliyor, bir kısmı da Yunan okullarına gidiyor. Çocuklar burada dejenere oluyor. Ahlaki, dini ve kültürel olarak biz bunları korumaya çalışıyoruz fakat yeterli olmuyor. Onun için Türkiye’nin çocuklarımıza ve gençlerimize daha çok kucak açmasına ihtiyaç var.  

Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılmasına hep karşı çıktınız. 

Bunu da açsalardı, meseleler bizim için çok daha zor hale gelirdi. Yani buradaki Rumlara tüm hakları verilirdi, biz de daha mahrum ve yalnız kalırdık. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100