Bu haber kez okundu.

Yunanlılar nasıl görüyor?
Türkiye'nin gelecekte tam üyeliğine yol açacak ön müzakereler için AB tarafından komşumuz ülke hakkında karar alınmasına az bir süre
kaldı. Ancak, Ankara'nın birkaç gün önce Gümrük Birliği'nin genişletilmesiyle ilgili protokolü imzalarken Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanımayı reddetmesini, Türkiye'nin AB üyesi olma olasılığına karşı itirazlarını dile getirmek için fırsat bilen birçok liderin yoğun tepkisine yol açtı.
Tepkiler, "AB'nin ayrı ayrı her üyesini tanımayan bir ülkeyle herhangi bir üyelik prosedürünün düşünülemeyeceğini söyleyen Fransa Başbakanı Dominique de Villepin ile başladı. Türkiye'nin reddinin 'yükümlülüklerine rağmen' olduğunu vurgulayan Fransız Dışişleri Bakanı Douste?Blasy de aynı çizgide hareket etti. Ardından, Almanya'da protesto sesleri yükseldi. Dün de Danimarka Başbakanı Rasmussen şimdiye kadar takındığı tavrı değiştirerek, "AB fazla büyürse çökecek" şeklinde bir argüman da ilave etti ve Türkiye'nin üyelik perspektifi hakkındaki kuşkularını dile getirdi. Rasmussen, "Türk medeniyetinin Avrupa'ya uyum sağlaması zordur" dedi ve AB'nin sınırlarının Suriye ve Irak'a kadar uzanacağını düşünmenin dahi çok zor olduğunu sözlerine ekledi.
Danimarka, Türkiye ile AB arasında işbirliğini tercih ediyor. Şimdi, Türkiye'nin, gerekenleri yapmadığından şikâyet eden AB liderlerinin çoğu, Türkiye'nin Avrupa yönelimini güvence altına almak için tüm olanakları kullanmışlardı. Ancak, Avrupa Anayasası aleyhindeki referandumlar ve İngiltere'nin AB bütçesi konusundaki tepkileri, belirtilere göre, söz konusu liderleri, AB'nin daha da genişlemesinin kaygılandırıcı olduğu hususunda ikna etti. Yunanistan ve Kıbrıs bütün bu gelişmeleri kaygıyla karşılıyor. Yunanistan, tezini daha sonra açıklayacağını belirtti, ancak Villepin'in açıklamasını "Avrupa rasyonalizmini yansıtan" ve "ayrı bir önem taşıyan" bir açıklama olarak nitelendirdi.
Açıklamayı olumlu olarak nitelendiren Kıbrıs hükümeti ise görünüşe göre Avrupa tepkilerinin gerçek nedenlerini araştırıyor.
Bu konu gelecek AB toplantısında ele alınacak. Tabii, asıl soru, Ankara'nın, reddin çıkarına olmadığı yönünde ikna edilip edilemeyeceği, Avrupalı ortakların ise, AB'nin yıllardır temsil ettiği ilkeleri bertaraf etmeyi kabul edip etmeyecekleriyle ilgilidir. Başka bir ifadeyle aklın yolunu tercih edip etmeme söz konusudur. ~|~
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100