Bu haber kez okundu.

Yürüyüş devam ediyor
Kuvayı Milliye kadrosu, Güneydoğu, Doğu, Marmara ve Karadeniz bölgelerinin ardından bu kez İç Anadolu Bölgesi'nin şirin ili Aksaray'daydı. Aksaraylılar yoğun bir ilgiyle karşıladıkları Kuvay?ı Milliye kadrosunu tebrik için adeta birbirleri ile yarıştılar

Türkiye'nin sürüklendiği şartların 1919 şartlarından daha vahim olduğundan hareketle milletimizi uyandırmak, bu gidişata "dur" diyecek bir siyasi parti oluşumunun istişaresini yapmak için yollara düşen Kuvay?ı Milliye kadrosu, çalışmalarını sürdürüyor. Kuvay?ı Milliye kadrosu Güneydoğu, Doğu Anadolu ve Karadeniz'den sonra bu kez de Orta Anadolu'da idi. Milletin içinde bulunduğu vahim halden kurtuluşun Atlantik ötesinden değil milletin bizzat kendisinden icazet almak ve milli bir duruşu gerçekleştirmek suretiyle ancak mümkün olacağını ifade eden Kuvay?ı Milliye kadrosunun Orta Anadolu'daki ilk durağı Aksaray oldu.

Aksaraylılar Kuvay?ı Milliye kadrosunu, Adana yolu üzerinde bir tesiste, nezih bir ortamda ağırladılar. Bine yakın ~|~Aksaraylı sanayici, işadamı, esnafın bir araya gelerek Kuvay?ı Milliye kadrosunu, bu kadronun mimarı ve hem de birbirleriyle kucaklaşmaları, Aksaray'a tarihinden unutamayacağı bir gün yaşattı.

Toplum insanla inşa edilir

Toplantı yemekli olmasına rağmen salonu tıklım tıklım dolduran, ayakta bile yer bulamayıp dışarıya taşan Aksaraylılara hitaben bir konuşma yapan Kuvay?ı Milliye oluşumunun mimarı Prof. Dr. Haydar Baş, ülkemizin problemlerini saymakla bitiremeyeceğimize ve fakat bir problem var ki bunu halletmeden hiç bir problemi halledemeyeceğimize dikkat çekti. "Bugün ülkedeki asıl problem insan problemidir. Problemli olduğu için de insanı siyaset dahil nereye koysanız netice alamıyorsunuz. İşte bu insanı biz yeniden kazanalım ki, toplumun kurumlarını, kuruluşlarını inşa edebilelim" diyen Prof. Dr. Haydar Baş şöyle devam etti:

"Kurum, kuruluş ve nizamları hayata geçiren bu özne, yaratıcısı ile hukukunu tamamen koparmış durumda. Rabbi ile bağları o kadar çökmüş ki her gelen ona tahakküm ediyor.

Kalkıyor, Amerika'nın izni olmadan siyaset olmaz diyorlar. Okyanus ötesinden icazet alıyor. Belki insanımız bir müddet bu serapa kanabilir. Bakınız merhum Atatürk ne diyor: "Bu düşüşün çıkış noktası, korku ve acz ile başlamıştır. Türkiye'nin fikir adamları kendi kendilerine hakamet ediyorlardı. Diyorlardı ki, biz adam değiliz ve olmayız. Kendi kendimize adam olmamıza ihtimal de yoktur. Bizim tarihimizi, varlığımızı, canımızı bize düşman olan, düşman olduğundan hiç şüphe edilmeyen Avrupalılar kayıtsız şartsız bırakmak istiyorlardı. Onlar bizi idare etsin diyorlardı."

Oyun içinde oyun

Merhum Atatürk'ün 6 Mart 1933'de söylediği bu sözlerin günümüzde de tezahür ettiğini, en iyi örneğinin AB olayında yaşandığını söyleyen Prof. Dr. Baş, bu süreçte karşılaştığımız akıl almaz oyunlara şöyle işaret etti:

"Son dönemde bir AB hayranlığı başladı. Ama bizi bu halimizle kabul etmiyorlar. "Siz bu kimliğinizi, akaidinizi taşıdığınız müddetçe biz sizi alamayız" diyorlar. Size misyonerler göndereceğiz. Onlar sizi bizim istediğimiz gibi bir Müslüman yapacak. Adınız Müslüman olacak, ama ruhunuz olmayacak. Ondan sonra da sizi istediğiniz yere alacağız" diyorlar. Bu iş içinde içimizden çok sevilen, halkın gözünde taht kuran insanları arayıp buldular. Ve vazife verdiler. Bunlar senin?benim verdiğim para ile senin benim çocuğumu okutan adamlardır. Türk Silahlı Kuvvetleri araştırıyor. Bakıyor ki bu adam ülkeyi bölmek için ABD ile CIA ile işbirliği yapıyor. "Gel buraya bakayım" dediği zaman, o da soluğu Amerika'da alıyor.

Hicaz bölgesinde oynayan oyunun bir başka versiyonu günümüzde de oynanıyor. Oyunun birinci sahnesinde tesadüfen biz bunların önlerine düştük. Kiliselerle diyalog konusunda kendilerini uyardık. Onlarla sıkı fıkı olmanın akidimize ters ve altında çok ciddi çapanoğlu yattığını söyledik. "Onların maksadı bu ülkeyi elimizden almaktır", dedik. Dinlemedik.

Hatta bizi su?i zan sahibi olmakla suçladılar. Papazların Müslüman olduğunu, siyaset icabı bunu söylemediklerini bile söylediler. Bu kadar zehirlenmiş bir anlayış ile karşılaştık. Öyle ki biz bunlara Muhammedü?r Resülüllah cümlesini söyletemiyoruz. Ben Hz. İsa'nın ayağının tozu, yolunun kurbanıyım. Ama bu adamların Hz. İsa ile alakası yok. Onlar Hz. İsa'yı bir ülkeyi kendi tasarruflarına almak için araç olarak kullanıyorlar.

Afrikalı bir yazar bakınız ne diyor: "Bize geldiler. Elimize İncil verdiler. Gözlerinizi yumun, dua edin dediler. Gözlerimizi açtığımızda elimizde İncil vardı. Ama topraklarımız ayaklarımız altından çekilip gitmişti. Ülkemiz içinde aynı senaryoyu uyguluyorlar. "Alparslan'dan önce burada Türk yoktu. Türkler geldiler. Din yolu ile asimile ettiler. Biz şimdi onları Hıristiyanlaştırırsak, Rum ve Ermeni vs. olduğunu anlayacaklar" diyorlar. İşte tam bu noktada önlerine biz çıktık. "Bu vatanda yaşayan herkes Türk oğlu Türk'tür" dedik. Şimdi bir yenilikçi rüzgarı çıktı. "Ben Türkiyeliyim" diyor. Niye Türküm demiyorsun? Bu rüzgarın önünde duracak olanlar Aksaraylılardır. Çünkü bu tür akımlarla bu milleti Hıristiyanlaştırmak istiyorlar."

Saltanat ve cumhuriyet tahlili

Türkiye'nin ayağa kalkması için devlet ile milletin, sivil ile askerin bir bütün olması, vatandaşı devleti, sivili askeri ile kavgaya itenlere pirim verilmemesi, hatta yapanların ikaz ve irşad ile düzeltilmesi yolunun tercih edilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Haydar Baş; çok önemli bir olaya tarihi bir açıklama getirdi.

"Saltanattan cumhuriyete geçerken bir kavga oldu. Bunu bazı işgüzarlar öyle kullandı ki sanki Müslüman devlete karşı imiş gibi, onu Cumhuriyete karşı yönlendirdiler. Ama bu oyunun da sonu geldi. Cumhuriyetin de devletin de sahibi biziz. Bilen bir insan olarak soruyorum. Saltanat din midir? Hayır! Peki saltanat ile bizim geçmişimiz dinine hizmet etmiş midir? Evet. Saltanat din değil, saltanat ile dine hizmet ediliyor da, Cumhuriyet ile niçin dinimize hizmet edilmesin? Onun için cumhuriyeti koruyacak, kollayacaksın. Boğmaya kalkarsan silleyi yer, Müslüman'a vurdu diye de şahit ararsın."
Anahtar Kelimeler:
yürüyüş devam ediyor
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.