18 Ağustos 2017 Cuma 16:08
349 Okunma
ABD ve NATO çıkarsa Afganistan'a barış gelir
Sovyetler Birliği'nin 1979'taki işgalini, esas itibarıyla İslamiyet'in halk üzerindeki birleştirici etkisinin temin ettiği ortak direnişle akamete uğratan Afganistan, o tarihten sonra dış güçlerin de müdahaleleriyle sonu gelmez bir şiddet sarmalına sürüklendi.

28 yıldır devam eden iç savaşın her alanda yol açtığı tahribat ve diğer çözümsüz kalan sorunlar, Afganistan için çözüm ufkunu daha da belirsiz kılıyor.

11 Eylül saldırılarının akabinde Taliban'a yönelik "El Kaide liderini teslim et" talebi reddedilen ABD, NATO kararını beklemeden İngiltere ile birlikte savaş uçaklarını Afganistan’a göndererek fiili işgali başlatmıştı.

NATO’nun Afganistan’a resmi müdahalesi ise 20 Aralık 2001'de 49 ülkeden müteşekkil ISAF’ın kurulması ile ancak iki ay sonra gerçekleşebildi.

Afganistan çıkmazı

2001'de 100 bin askerle başlayıp bugün 8 bin 400 askerle süregiden ve 700 milyar dolar askeri harcamaya, binlerce cana mal olan işgal sürecinde üç ABD başkanı değişmesine rağmen oğul Bush’un tabiriyle “Afganistan ABD tarafından özgürleştirilemedi.”

Taliban'ın ülke genelinde güç kazandığı, etnik gruplar arasındaki ayrışmanın derinleştiği ve ülkedeki NATO misyonunun belirleyici bir aktör olmaktan uzaklaştığı mevcut koşullarda ABD'nin Afganistan stratejisinin çıkmaza girdiği görüşünde birleşen dış politika uzmanları, bununla beraber Washington'ın önünde pek fazla seçeneğin de kalmadığını ifade ediyor.

ABD'de Afganistan’a daha fazla asker gönderilmesi ve savaşın özel şirketlere devredilmesi gibi daha önce denenmiş ve bir sonuç vermemiş planların yeniden gündeme geldi. Fakat uzmanlara göre ABD, Afganistan'daki çıkmazdan kurtulamayacak.

Afganistan'a "yerli" bir çözümün ya da en azından bu yöndeki arayışların umut bağlanabilecek tek senaryo olduğu konusunda uzmanlar hemfikir. Buna göre Afganistan'a barış ancak ABD ve NATO'nun ülkeyi terketmesinden sonra gelebilecek.

Halk da yerli çözüm istiyor

Afganistan'da iç barışın yerli arayışlarla tesisine yönelik siyasi düzeyde beliren eğilimlerin dışında, belki de bundan daha güçlü bir iradenin tezahürü olarak geniş halk kesimlerinde yaşanan hareketliliği dikkate almak gerekiyor.

Nitekim son 30 yıldır ülkenin teslim olduğu şiddet sarmalarının sonucu olarak yüzde 40'lara tırmanan işsizlik oranları, nerede nasıl patlayacağı belirsiz ve bu haliyle gündelik hayatı idame ettirilemez hale getiren bombalar ve son olarak yönetim kademelerindeki yaygın yolsuzluk olayları, Afgan halkını yeni bir arayışa sevk ediyor.

Birçok Afgan siyasilerin, "yerli çözüm" seçeneğini önceleyen yaklaşımlar benimsemesi esasında bu doğrultudaki toplumsal taleplerin de bir yansıması. Sonuç olarak, nüfusunun yüzde 62'sini 18-40 yaşları arasındaki gençlerin oluşturduğu, zengin maden yataklarına ve stratejik öneme sahip Afganistan’da barış sürecinin başarıya ulaşmasının, bugüne kadar denenen ancak sonuç vermeyen, hatta daha keskin cepheleşmelere sebebiyet vererek iç savaşı şiddetlendiren dış müdahaleler yerine yerel aktörlerin kendi aralarında uzlaşıp anlaşabilmelerine bağlı olduğu açık.

Haber Merkezi

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100