Bu haber kez okundu.

AB’nin dağılacağını söyleyen tek lider

SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR

İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon’da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan BTP Genel Başkan Yardımcısı Yrd. Doç. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi, Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne üyelik süreci hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Haydar Baş’ın, Türkiye’nin üyeliğe alınmayacağını ilk defa 1987 yılında Berlin’de verdiği bir konferansta söylediğini aktaran Kepekçi, Avrupa Birliği’nin dağılacağını da dünyada yıllar önce söyleyen ilk ve tek lider olduğunu ifade etti.

Yrd. Doç. Dr. Ahmet Hamdi Kepekçi’nin çarpıcı konuşmasını Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:

“Türkiye'nin Avrupa Birliğine (AB) ilk başvuru tarihi 31 Temmuz 1959'dur. O zamanki ismiyle Avrupa Ekonomik Topluluğu olan AB ile ortaklık anlaşması (Ankara Antlaşması) 12 Eylül 1963’te imzalandı ve 1 Aralık 1964’te yürürlüğe girdi.

Türkiye'nin AB'ye girmek istemesinin sebebi Antlaşmanın 2. maddesinde yazılı. Antlaşmanın 2. maddesine göre temel amaç, Türkiye ekonomisinin hızla kalkınması, Türk halkının istihdam düzeyi ve yaşam standartlarının yükseltilmesini sağlamak.

AB ile yapılan ticari anlaşmalar ve yapılan ticaret hep ülke olarak aleyhte sonuçlar doğurmuştur. Özellikle imzalanan gümrük birliği anlaşması ile onlar ortak, biz pazar olduk. Bu süreç esnasındaki iktidarlar tarafından yapılan her anlaşma hep sevinçle karşılandı ancak sonuç acı ve üzücü oldu. İşin üzücü tarafı bizi idare edenlerin öngörüleri hep yanlış sonuç verdi.

Gümrük Birliği diğer adıyla ‘Kapitülasyonlar’

1 Ocak 1996 tarihinde, tam üyelik sürecindeki güya son döneme, sanayi ürünlerinde ve işlenmiş tarım ürünlerini kapsayan gümrük Birliği anlaşması yapılarak girildi. Tam üye olmadan imzalanan gümrük birliği pek de uygulanan bir usul değildir. Bu uygulama açıkça ekonomik bir işgalden ibaretti.

Türkiye gümrük birliği protokolünü imzalayarak AB'ye dış ilişkilerini yönlendirme hakkı vermiş oldu. Türkiye artık AB'nin bilgisi olmadan AB üyesi olmayan herhangi bir ülke ile ticaret anlaşmayı yapmamayı da kabul etmiş oldu. Böylece Avrupa malları ile rekabetten yoksun olan piyasalarımıza, gümrük ücreti olmaksızın Avrupa malları akın ettiler. Bununla kalmadı, çıkartılan yasaların AB’ye uyumlu olma şartı getirildi ve bir ihtilaf halinde Avrupa Adalet Divanı'nın kararları esas kabul edildi. 

Gelelim sonuca; aradan geçen bu kadar zamanın muhasebesine baktığımızda, temel amaçtan son derece uzaklaşıldığı görülecektir. 2013 yılında İstanbul Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (İSMMMO)'nun “Türkiye-AB: Bitmeyen Senfonide 50 Yıl” adlı raporunda, AB yolunda en heyecan verici gelişme olarak görülen Gümrük Birliği ile dış ticarette verilen açığın son beş yılda 100 milyar dolara yaklaştığı, toplamda ise 221 milyar doları aştığı ifade edilmektedir. Görüldüğü gibi AB süreci adeta Lozan anlaşması ile kaldırılan kapitülasyonları yeniden getirmiştir.

AB, Hıristiyan kulübüdür

AB devletlerinin tek ortak noktası hepsinin de Hıristiyan olmalarıdır. Avrupa ismi, Yunan mitolojisindeki Europa adlı prensesten gelmektedir. Ayrıca resmi olarak Avrupa ismi ilk defa dönemin papası tarafından kullanılmıştır. O zaman savaş halindeki Avrupa devletlerinin kendi aralarında birlik oluşturarak İstanbul'u kuşatmaları için kullanılmıştır. Avrupa kimliği Roma Hukuku, eski Yunan geleneği ve Hıristiyanlığın sentezidir.

Türkler 60 yıldan beri Avrupa'nın kapısında bekletilirken üyesi olan Hıristiyan devletler 10 yıl bile bekletilmeden üyeliğe alınmıştır. Türkiye’nin üyeliğe alınmayacağını Sn. Prof. Dr. Haydar Baş hocamız, ta 1987 yılında Berlin’de verdiği bir konferansta söylemiştir. Haydar hoca ilerleyen yıllarda da hep aynı görüşü dile getirmiştir.

Türklüğün bir kültür birliği olduğunu aynı zamanda etnik bir gurubun da adı olduğunun altını çizmiştir. Hacı Bektaşi Veli'nin Anadolu’daki değişik ırk ve inançtan olan halkları İslam kültürü, İslam medeniyeti, İslam ahlakı, fazileti ve diniyle yoğurarak bir millet haline getirdiğini, Türk kimliğini ortaya koyduğunu tespit etmiştir.

Haydar Baş Bey’in açıklamasından 10 yıl sonra Batılılar da Türkiye’nin inanç farkından dolayı alınmayacağını ifade etmişlerdir. 16 yıl Almanya başbakanlığı yapmış olan Helmut Kohl bunlardan birisidir.

AB süreci Türk siyasetine ayna görevi görmüştür

AB süreci esnasında dini ve milli olarak devlet ve millet olarak çok zarar görülmüştür. Maalesef siyasiler hâlâ AB’nin kapısında bekleme acziyeti içerisindedirler.

AB kendi içinde de rahat değildir. Ekonomik olarak kriz içindedir. Birlik üyesi devletler İngiltere’nin (BREXIT) peşinden birliği terk etmek için referandum hazırlığı içindedir. Bütün bu yaşananlar Haydar Baş Bey’i takip edenler için sürpriz değildir. AB’nin para birliğine girdiğini, yer altı zenginlikleri olmadığı ve nüfusu yaşlandığı için dağılacağını dünyada yıllar önce söyleyen ilk ve tek lider sayın Prof. Dr. Haydar Baş hocamız olmuştur. 60 yıla varan üyelik sürecinde Haydar Baş hocadan başka hiçbir lider ve parti AB'ye ‘hayır’ diyememiştir. Bu tablo bile Türk siyasetinin içinde bulunduğu tabloyu gözler önüne sermektedir. Bugün ekonomik, sosyal ve siyasi olarak yaşanan sorunlar tesadüf değildir. Yaşanan iç ve dış menşeli sorunlar gökten zembille inmemiştir. Yaşananlar en iyi ihtimalle derin bir gaflet olarak yorumlanabilir. Ancak sonucunu en ağır şekilde yaşadığımız bu süreçten sonra yapılacaklar bellidir. Yanlış yapanlar özür dilemesini ve yanlıştan dönmesini de bilmelidirler. Aksi halde tarih bunların hiçbirisini affetmeyecektir.

Çözüm Milli Ekonomi Modeli’dir

Gelelim yeniden AB’ye üyelik gerekçesine yani Ankara anlaşmasına. Ankara anlaşmasında ifade edilen ekonomik inkişafın elde edilmesinin yegâne yolu, Milli Ekonomi Modeli’dir (MEM). Sn. Prof. Dr. Haydar Baş hocamız; ekonomide sürekli büyüme, tam istihdam ve gelirde adaletli dağılımının yollarını model olarak ortaya koymuştur. Başta Rusya olmak üzere dünya devletleri MEM’den istifade etmektedir.

Devlet ve milletimizin gününü ve geleceğini düşünenler Prof. Dr. Haydar Baş Bey’e ihtiyacımız olduğunu geç kalmadan anlamalıdırlar.” 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100