logo
05 KASIM 2026

Atatürk İngiliz İmparatorluğu'nu yıktı

Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu, Kahramanmaraş'ta düzenlenen Atatürk Vatandır Sempozyumu'nda yaptığı sunumda, Birinci Dünya Savaşı sonunda dünya topraklarının 4'te birinin İngilizlerin elinde olduğuna işaret ederek, "İşte Gazi Mustafa Kemal bu güneş batmayan imparatorluğu yıkan adamdır. Onun için İngilizler onu sevmez" dedi.

16.10.2017 00:00:00
 
YENİ MESAJ/KAHRAMANMARAŞ

Yeni Mesaj Gazetesi tarafından düzenlenen 'Atatürk Vatandır' sempozyumlarının 5.'si Kahramanmaraş'ta düzenlendi. İki oturum halinde yapılan sempozyumun açılış konuşmasını Yeni Mesaj Gazetesi Genel Müdürü Sabri Terzi yaptı.

Terzi konuşmasında, "Bu hafta 5. programımızı icra ediyoruz. Daha önce Trabzon, Ankara, İstanbul ve Bursa'da gerçekleştirdik. Kahramanmaraş'ın bizim gönül dünyamızda ayrı bir yeri var. Değerli kardeşlerim önümüzdeki hafta da Yeni Mesaj Gazetesi olarak İstanbul'da 22 Ekim Pazar günü Atilla İlhan ve Oktay Sinanoğlu programı düzenleyeceğiz. Selam olsun 'ya istiklal ya ölüm' diyen Mustafa Kemal Atatürk'e, selam olsun Kahramanmaraş'ta Fransız ve Ermeni zulmünün altında Cuma namazı kılmak için toplanan halka 'Fransız bayrağı Maraş Kalesi'nde olduğu müddetçe size cuma namazı farz değildir' diyen Sütçü İmam'a, Rıdvan Hoca'ya ve selam olsun bütün bu duygularla bizi bezeyen, 'ne AB, ne ABD, Tam Bağımsız Türkiye' diyerek milli ve dini aidiyet duygusunu gönüllerimize nakşeden Prof. Dr. Haydar Baş Bey'e" dedi.

Bulgaristan'dan ot alırsan Barzani seni ciddiye almaz



Konuşmacılar sempozyumda Mustafa Kemal Atatürk'ü farklı yönleriyle anlattı ve günümüzde yaşanan problemlere de çözüm ışığı tuttu. Yeni Mesaj Gazetesi Başyazarı Muharrem Bayraktar, Atatürk'ün tarım ve ekonomi alanındaki atılımına dikkat çekti. Bugün Türkiye'nin Sırbistan'dan et, Bulgaristan'dan ot ithal etme noktasına geldiğini ifade eden Bayraktar, "Barzani bizi niye ciddiye almıyor" sorusunu sordu ve şunları söyledi: "Biz Bulgaristan'dan saman alma noktasına gelmiş isek Barzani dinlemez. Adam senin tarımına bakar. Allah sana namütenahi toprakları vermiş sen kalkıp dilencilik yapıyorsun. Siz gücünüzü gösterecekseniz, bu hamaset ile olmaz. Bu üretim, ihracat, sanayi ile olur. İşte Atatürk bunu yaptı. 1911 yılından 1923 yılına kadar savaşta kalan bir ülkeden bahsediyoruz. İnsanları ekmeği yok, şeker nedir bilmiyorlar, çayı bilmiyorlar, pamuk nedir bilmiyorlar. Yoksulluk içinde nüfusun üçte biri kırılmış, ayakta duran erkek nüfusu kırılmış. 15 yaşındaki şehitlerimiz için oy 15'li oy 15'li diye türküler söylemişiz... Atatürk böyle bir halktan meclis kuruyor, ordu kuruyor, devlet kuruyor ve üretime başlıyor. Bakın hamasete başlamıyor, '10 yılda 10 milyon geç' diyorlar ya... Sadece genç değil, pamuk üretimine başlıyorlar, buğdayı bilmeyen bir ülke 4 yıl sonra yurt dışına buğday satıyor. Şeker pancarını bilmeyen bir ülke şeker pancarı ihracatına başlıyor. Sümerbank kurarak pamuktan basma üretiyor. TEKEL'i kuruyor. Uçak fabrikası kuruyoruz. İşte ondan dolayıdır ki uçak fabrikası kuran Mustafa Kemal'in cumhurbaşkanı olduğu ülkede Mussolini bizden Antalya'yı istediği zaman, büyükelçisine 'çizmelerimi giyip geliyorum' diyor ve büyükelçi kaçıyor. Neden? Bunları ürettiği için kaçıyor. Ama sen bugün samanı dışarıdan alırsan Barzani bile seni dinlemez. Sözünü dinletmenin tek bir yolu var: O da Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ne yaptığına bakacaksın. Bir de Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu bu yollara neden çıktı, bu Kahramanmaraş'a niye geldi ona bakacaksın."

Atatürk'e neden dinsiz dediler?



Sempozyumunun kapanış konuşmasını Gaziantep Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu yaptı. Eyercioğlu konuşmasında Atatürk hakkında ortaya atılan 'dinsiz' iftirasının kaynağını şu şekilde anlattı: "Gazi Mustafa Kemal Atatürk Çanakkale Savaşı sonrasında bütün Anadolu'da kahraman bir Osmanlı paşası olarak tanınırken ne zaman ki Samsun'a ayak bastı, o gün dinsiz ilan edildi. Vahdettin bile Almanya gezisine çıkarken, onu yanında götürüyordu, onun fikirlerine önem veriyordu. Hatta Vahdettin'in kız kardeşi sultan hanımlardan bazıları da onunla dest-i izdivaç için sıraya girmişti. Bu Atatürk vatan işgaline karşı çıktığı gün dinsiz ilan edildi."

'Fesli meddahın cebinde İngiliz pasaportu var!'

"Yakın dönemde de, bizim çocukluğumuzun geçtiği dönemlerde de neden birileri Atatürk'ü diline dolayarak ona iftira atmaya devam etti, ediyor" diyen Prof. Eyercioğlu, "Mustafa Kemal'e yapılan bütün iftiraların kökeninde ya İngiliz ya da Yunan istihbaratının eli vardır" dedi. Ömer Eyercioğlu, şöyle devam etti: "Tarih sahnesinde sürecini tamamlamış bir insan hakkında niçin bu kadar iftirada bulunuluyor. Dönüp baktığımızda bu iftiralara temel teşkil eden iki tane yazılı eser var. Bir tanesi Lord Curzion'un yazmış olduğu eserdir. O bir İngiliz'dir. İkincisi de meşhur Rıza Nur'un hatıratıdır. Rıza Nur kimdir? Kurtuluş Savaşı başladıktan sonra İngiltere'ye kaçan biridir. Onun el yazıları sözüm ona bir kitap haline getirilmiştir. Bunu da araştıranlar söylüyor ki, bunlar tek elden çıkmamış yazılardır.  Yani onu da İngilizler yazmışlar. Kim tarafından meşhur edilmiş bu? Bizim bir tane meşhur fesli meddahımız var o. O da bu eserleri nasıl bulmuş? Babı Ali'de otururken biri yanına gelmiş ve bu eserin mikro filmlerini ona vermiş. Bu eser nerede? İngiliz Kraliyet Kütüphanesi'nde... Bunlara İngiliz Kraliyet Ailesi'nin izni olmayan hiç kimse erişemez ama bu şahıs erişmiş. Bu fesli meddahımız 1980 darbesi olduğu zaman ülkeden kaçtığı zaman cebinde İngiliz pasaportu vardı. Şimdi Gazi Mustafa Kemal'i ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni adeta İngilizler kurdurmuş gibi yalanlar uyduran bu şahsın çıkıp İngiliz pasaportunu cebine nasıl koyduğunu açıklaması lazım. Ben yıllarca orada kaldım, orayı iyi bilirim. İngiliz vizesi en zor alınan vizedir. Turistik gezi için gitseniz bile aylar öncesinden vize almanız lazım. Nasıl oluyor da bu şahıs İngiliz pasaportunu cebine koyabilmiştir. Onun için Mustafa Kemal'e yapılan bütün iftiraların kökeninde ya İngiliz ya da Yunan istihbaratının eli vardır. Yani bir gece onu kafir ilan edenler o gün padişahın tepesine çöküp bu fetvayı aldıran İngilizlerdir."

İngilizler Atatürk'e neden düşman?

Konuşmasında "Peki İngilizler Atatürk'e bu kadar neden husumet duyuyorlar?" sorusunu da soran Prof. Eyercioğlu, şunları söyledi: "Yani Anadolu'yu ellerinden geri aldığı için mi düşmanlar. Hayır! Birinci Dünya Savaşı sonrası bir İngiltere var. Buranın adı güneş batmayan imparatorluktur. 36.6 milyon kilometre karelik bir alan. Yani Osmanlının en az iki katı. Yeryüzünde var olan toprakların 4'te biri bu İngiliz İmparatorluğu'na ait. İşte Gazi Mustafa Kemal bu güneş batmayan imparatorluğu yıkan adamdır. O yüzden de İngilizler, Atatürk'e düşmandır. Atatürk İngiliz sömürgesi altındaki bütün milletlere bağımsızlığın mümkün olduğunu gösteren adamdır. En başta Hindistan... Hindistan İngilizlere Babürlerden geçti. Kim Babürler, Türk milleti... İngilizler Hindistan'ı bizden aldı? Kimse bilmez. Hindistan Kuvay-ı Milliye'ye en çok yardım yapan Hint Müslümanlarıdır. O güne kadar ayıkmamışlardı. Maraş ve Antep'e Fransızlardan önce İngilizler geldi. İngiliz ordusunda bir sürü Hintli Müslüman vardı. Bütün bunları uyandıran Gazi Mustafa Kemal'in bağımsızlık mücadelesi oldu. Onun için o dönem Hindistan camilerinde 'yaşasın Mustafa Kemal' yazıyordu. Pakistan'ın kuruluşu, Hindistan'ın kurtuluşu yani İngiltere'nin dünyadaki egemenliğine son veren hareket Gazi Mustafa Kemal'in başlattığı harekettir. Onun için Atatürk'e sonuna kadar kin duyarlar."

Dün Atatürk'e saldıranların bugünkü hedefi Haydar Baş

Prof. Dr. Ömer Eyercioğlu, bugün Prof. Dr. Haydar Baş'ın Atatürk ile aynı kaderi yaşadığına işaret ederek, şunları söyledi: "Dün yıkılmaz İngiliz İmparatorluğu'nun yıkılabileceğini ispatlayan Atatürk'tü, bugün ise bugün içinden çıkılamayan ve hiç kimsenin baş edemediği kapitalizmi yıkan insan da yine bu milletin evladıdır, Prof. Dr. Haydar Baş'tır. Emperyalizmin en büyük kalesine yapılan son saldırıdır bu. Milli Ekonomi Modeli kapitalizmi yıkacak, dünyadaki dengeleri bozacak büyük bir harekettir. İşte bu yüzden Atatürk'ü en iyi anlayan ve anlatan insan Prof. Dr. Haydar Baş'tır diyoruz. Çünkü Atatürk ve Haydar Baş aynı kaderi yaşıyor; aynı elden, aynı nefesten besleniyor. Bağımsızlık kaderine yürüyor ve yine Batı toplumları, bu dinin karşısında dikilmiş olan bütün eller dün Mustafa Kemal hakkında iftiralar uydururken bugün de Haydar Baş hakkında uyduruyor. Ama dün dünya milletleri nasıl Mustafa Kemal'i baş tacı etti, bugün de dünya milletleri Batı'yı yıkmak için Haydar Baş'ın projelerini baş tacı ediyor. Bir tek fark var. Dün dedelerimiz makamları, mevkileri ne olursa olsun hepsini bir kenara bırakıp kurtuluşun Mustafa Kemal'de olduğunu gördü, onun etrafında kenetlendi. Bugün problemimiz budur. Bugünün Hoca Atatürk'ünün etrafından kenetlenmeden kurtulmamız mümkün değildir. Atatürk'ü anlamak, onun mirasına sahip çıkmak isteyen herkesin durağı Prof. Dr. Haydar Baş'ın yanıdır."

İSTANBUL UYUŞTURUCUNUN MERKEZİ Mİ OLUYOR?

Beylikdüzü, Gaziosmanpaşa ve Avcılar'da düzenlenen son operasyonda 195 kilo 900 gram metamfetamin ve 400 bin sentetik ecza ele geçirildi

04.11.2026 22:12:00
Haber Merkezi
 
İSTANBUL UYUŞTURUCUNUN MERKEZİ Mİ OLUYOR?
İSTANBUL UYUŞTURUCUNUN MERKEZİ Mİ OLUYOR?
Beylikdüzü, Gaziosmanpaşa ve Avcılar'da düzenlenen son operasyonda 195 kilo 900 gram metamfetamin ve 400 bin sentetik ecza ele geçirildi. Dört şüpheli gözaltına alındı. İstanbul'da 2026 yılının ilk 10 ayında ele geçirilen uyuşturucu miktarının 15 tonu aşması, kentteki uyuşturucu trafiğinin boyutunu yeniden gündeme taşıdı. Peki, yakalananların dışında piyasaya ulaşan miktar ne kadar?

İstanbul Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekiplerinin üç ilçede gerçekleştirdiği operasyonlarda yalnızca uyuşturucu maddeler değil, adeta bir üretim tesisi ortaya çıkarıldı.

Aramalarda 195 kilo 900 gram metamfetamin, 400 bin sentetik ecza hap, 112 kilo 850 gram sentetik ecza maddesi, 133 kilo 800 gram katkı maddesi, 200 bin boş kapsül ve uyuşturucu üretiminde kullanılan makineler ele geçirildi. Dört şüpheli adliyeye sevk edildi.

10 AYDA 15 TON UYUŞTURUCU!



İstanbul'daki uyuşturucu operasyonlarına ilişkin açıklanan veriler dikkat çekici. 1 Ocak-18 Ekim 2026 tarihleri arasında kentte gerçekleştirilen operasyonlarda 15 ton 44 kilogram uyuşturucu madde ile 27 milyon 700 bin uyuşturucu ve uyarıcı hap ele geçirildi.

Ayrıca 2026 yılının 18 Ağustos-15 Eylül dönemindeki operasyonlarda 1 ton 432 kilogram uyuşturucu, 922 bin hap ve 134 kilo 50 gram kimyasal katkı maddesi yakalandı. Bu operasyonlarda 46 şüpheli gözaltına alınırken 41 kişi tutuklandı.

İSTANBUL UYUŞTURUCU TİCARETİNİN MERKEZİ Mİ?



İstanbul'un uluslararası hava ve deniz limanları, kara yolu bağlantıları, yoğun nüfusu ve büyük tüketici pazarı, uyuşturucu kaçakçılığı açısından kenti önemli bir güzergâh ve hedef pazar haline getirebiliyor.

YAKALANAMAYAN UYUŞTURUCU NE KADAR?

Uyuşturucuyla mücadelede en önemli soru, ele geçirilen miktarın dışında kalan uyuşturucunun ne kadar olduğu. Çünkü yakalanan 15 tonluk miktar, piyasaya hiç ulaşmamış ürünleri gösteriyor; ülkeye veya kente giren toplam uyuşturucu miktarını değil.

Denetimlerden kaçan, depolarda tutulan, sokak satıcılarına ulaştırılan veya başka kentlere sevk edilen uyuşturucunun miktarına ilişkin kesin bir hesap bulunmuyor.

Uzmanların üzerinde durduğu temel mesele, mücadelenin yalnızca uyuşturucuyu taşıyan veya satan kişilerle sınırlı kalmaması. Üretim merkezleri, finans kaynakları, uluslararası bağlantılar ve dağıtım ağlarının ortaya çıkarılması gerekiyor.


Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki

Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 2026 Türkiye Raporu, ekonomik iş birliği, Gümrük Birliği ve savunma sanayiindeki ortak çıkarları överken; siyasi kriterler, Kıbrıs ve Doğu Akdeniz başlıklarında ön yargılı yaklaşımını sürdürdü. Dışişleri Bakanlığı, rapora "mesnetsiz ve çifte standartlı" diyerek sert tepki gösterdi

04.11.2026 19:20:00
Haber Merkezi
 
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Ankara’dan AB'nin raporuna sert tepki
Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, genişleme stratejisi kapsamında merakla beklenen yıllık 2026 Türkiye Raporu'nu yayımladı. İkili ilişkilerin mevcut durumunu röntgenleyen rapor, ekonomi ve güvenlik alanlarında Türkiye'nin kritik rolünü teslim ederken, siyasi ve bölgesel konularda Ankara ile Brüksel arasındaki geleneksel görüş ayrılıklarını bir kez daha derinleştirdi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, raporun açıklanmasının hemen ardından yayımladığı bildiride siyasi ithamları ve Kıbrıs konusundaki iddiaları tamamen reddettiğini duyurdu.

Ticaret hacmi 218 milyar avroya ulaştı

Raporda, Türkiye ekonomisinin son dönemde attığı kararlı adımlar ön plana çıkarıldı. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) para politikasında güvenilirliği yeniden tesis etme hamleleri, enflasyonla mücadeledeki kararlılık ve cari açığın dengelenmesi AB tarafından olumlu not edildi.

Türkiye'nin AB içindeki rekabet baskısıyla baş edebilecek güçlü bir imalat, tarım ve hizmet sektörüne sahip olduğu vurgulanan raporda, taraflar arasındaki ticaret hacminin 218 milyar avroya ulaştığı bilgisine yer verildi. Gümrük Birliği'nin küresel çalkantıların yaşandığı bu dönemde AB tedarik zincirlerinin dayanıklılığına ve arz güvenliğine devasa bir katkı sağladığı açıkça itiraf edildi.

Türk savunma sanayii AB radarında

2026 raporunun en dikkat çekici bölümlerinden birini ise Türk savunma sanayiinin yükselişi oluşturdu. Raporda, Türk savunma şirketlerinin küresel pazardaki gücünü artırdığı, teknoloji ve bilgi transferi sağlamak amacıyla giderek daha fazla AB pazarına yöneldiği ve kıta genelinde ortak üretim tesisleri kurduğu kaydedildi.

Karadeniz'de "gölge filo" ve hibrit tehditler uyarısı

Güvenlik ve bölgesel riskler başlığında, Türkiye'nin siber saldırılar, yapay zeka destekli dezenformasyon kampanyaları ve göç akımlarının manipülasyonu gibi hibrit tehditlerle en yoğun karşılaşan ülkelerin başında geldiği aktarıldı.

Rusya'nın Karadeniz'deki askeri varlığı, "gölge filosu" ve insansız deniz araçlarının (İDA) deniz güvenliği açısından yarattığı risklere dikkat çekilirken, Türkiye'nin Ukrayna Savaşı'ndaki kolaylaştırıcı ve arabulucu rolü ile Ukrayna'nın yeniden inşasına verdiği stratejik destek takdir edildi. Ancak raporda, Türkiye'nin Rusya ile olan yakın ekonomik bağlarını koruyor olması da not edildi.

Ankara'dan brüksel'e muhtıra niteliğinde yanıt

Dışişleri Bakanlığı, rapordaki siyasi değerlendirmeler ve bölgesel iddialara karşı çok sert bir açıklama yayımlayarak raporun bu kısımlarını "mesnetsiz" bulduğunu ve tamamen reddettiğini ilan etti. Ankara'nın Brüksel'e yönelik tepkisinde şu üç başlık öne çıktı:

• Yargı ve Temel Haklar: AB'nin Türkiye'deki iç hukuka ve yargı bağımsızlığına yönelik eleştirileri "çifte standartlı, hukuki temelden uzak ve ön yargılı bir zihniyetin yansıması" olarak nitelendirildi.

• Kıbrıs ve Doğu Akdeniz: Raporda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) tek taraflı tezlerine koşulsuz destek verilmesi Ankara'nın en büyük tepki gösterdiği alan oldu. Bakanlık, AB'nin bu taraflı tutumunu sürdürdüğü müddetçe Kıbrıs meselesinde bir çözüm ortağı veya tarafsız bir aktör olamayacağını net bir dille hatırlattı.

• Libya Mutabakatı: Raporda Türkiye ile Libya arasında imzalanan deniz yetki alanları mutabakatına yönelik olumsuz ifadelere değinen Ankara, bu iddiaların Türkiye açısından "yok hükmünde" olduğunu ve Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarından taviz verilmeyeceğini vurguladı.

Ortaklık şart, yaklaşım sorunlu

2026 Türkiye Raporu, AB'nin Türkiye'yi ekonomik gücü, askeri sanayisi ve lojistik/tedarik zincirindeki yeri bakımından "vazgeçilmez bir ortak" olarak gördüğünü; ancak iş siyasi kriterlere ve Doğu Akdeniz'deki egemenlik haklarına geldiğinde üye ülkelerin (Yunanistan ve GKRY) baskısıyla taraflı duruşundan sıyrılamadığını bir kez daha gözler önüne serdi.

İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi

Marmara Bölgesi'ni etkisi altına alan Sibirya kökenli soğuk ve yağışlı hava dalgası İstanbul'da günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Aniden bastıran şiddetli sağanak yağış ve kararan gökyüzü, iş çıkış saatiyle birleşince kent genelindeki trafik yoğunluğu yüzde 89 seviyesine kadar fırladı

04.11.2026 18:30:00
Haber Merkezi
 
İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi
İstanbul’da sağanak trafiği kilitledi
İstanbul'da gün genelinde aralıklarla kendini gösteren olumsuz hava koşulları, öğleden sonra zirve noktasına ulaştı. Kentin üzerine çöken yoğun ve koyu kara bulutlar, gündüz saatlerinde adeta gece karanlığı yaşanmasına neden oldu.

Başta Tarihi Yarımada, Boğaz hattı ve Avrupa Yakası'nın merkezi alanları olmak üzere, şehrin birçok bölgesinde gök gürültülü şiddetli sağanak yağış etkisini gösteriyor. Yağışa hazırlıksız yakalanan İstanbullular kapalı alanlara sığınırken, ana yollarda görüş mesafesi önemli ölçüde düştü.

Ana arterler durma noktasında

Sağanak yağışın tam iş ve okul çıkış saatlerine denk gelmesi, zaten hassas olan İstanbul trafiğini felç etti. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Trafik Yoğunluk Haritası verilerine göre, kent genelindeki anlık trafik yoğunluğu yüzde 89 seviyesine yükseldi.

15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nün her iki yakadaki bağlantı yollarında kilometrelerce araç kuyruğu oluştu.

D-100 karayolu ve TEM Otoyolu'nun özellikle rampalar ve katılım noktalarında araçlar tampon tampona ilerlemekte güçlük çekiyor.

Kendi araçları yerine toplu taşımayı kullanmak isteyen vatandaşlar; metro, metrobüs ve otobüs duraklarında uzun kuyruklar ve aşırı yoğunluk oluşturdu.

AKOM ve valilikten peş peşe "sarı kodlu" uyarılar

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün İstanbul için "Sarı Kodlu" uyarı vermesinin ardından, İstanbul Valiliği ve İBB Afet Koordinasyon Merkezi (AKOM) vatandaşları tedbirli olmaya çağırdı.

Yapılan açıklamalarda, metrekareye 30 ila 60 kilogram arasında yağış düşmesinin beklendiği vurgulandı. Güçlü poyraz fırtınasının da (40-60 km/s) eşlik ettiği hava muhalefeti sebebiyle ani sel, su baskını, tünellerde göllenme, ağaç devrilmesi ve ulaşımda aksamalara karşı sürücülerin takip mesafelerini korumaları ve zorunlu olmadıkça trafiğe çıkmamaları istendi.

Sıcaklıklar hissedilir derecede düşecek

Rusya üzerinden sarkan Sibirya kökenli soğuk hava dalgası yalnızca yağış getirmekle kalmadı, dereceleri de kış moduna soktu. Kentte daha önce 18-20 derece civarında seyreden hava sıcaklıklarının ani bir düşüşle 12-14 derece bandına kadar gerileyeceği bildirildi.

AKOM uzmanları, yağışlı sistemin perşembe günü de aralıklarla kuvvetli sağanak geçişleri şeklinde etkisini sürdüreceğini, cuma gününden itibaren ise kenti terk edeceğini tahmin ediyor.

Dört gazeteci için ağır hapis istemi

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran fon soruşturmasına ilişkin yaptıkları haber, yorum ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle hedef olan gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında hazırlanan iddianameler tamamlandı. Savcılık, dört gazeteci için onlarca yılı bulan hapis cezaları talep etti

04.11.2026 16:30:00
Haber Merkezi
 
Dört gazeteci için ağır hapis istemi
Dört gazeteci için ağır hapis istemi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye gündemini sarsan "fon dolandırıcılığı" ve "fon vurgunu" soruşturması kapsamında yürüttüğü adli süreçte kritik bir adımı daha geride bıraktı. Sosyal medyadaki iddiaları ve televizyon ekranlarındaki değerlendirmeleri nedeniyle mercek altına alınan gazeteciler Şaban Sevinç, Mustafa Balcı, Murat Ağırel ve İsmail Saymaz hakkında hapis istemli iddianameler hazırlandı.

Tutuklu gazetecilere en ağır ceza istemi

Geçtiğimiz Ekim ayından bu yana Maltepe Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci Şaban Sevinç ile Sözcü editörü Mustafa Balcı'ya yönelik yürütülen soruşturma dosyası tamamlandı. AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ve fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar'a yönelik sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek açılan davada savcılık ceza yağdırdı.

Şaban Sevinç, üç ayrı suçtan ve "zincirleme suç" hükümleri uygulanması talebiyle 18 yıl 11 ay 15 güne kadar hapis cezası istemiyle yargılanacak.

Mustafa Balcı, "Kamu görevlisine alenen hakaret", "iftira" ve "yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" suçlamalarıyla 10 yıl 10 aya kadar hapsi talep edildi.

İki gazetecinin tutukluluk halinin devamına karar verilirken, davanın ilk duruşması 27 Kasım 2026 tarihinde görülecek.

Saymaz ve Ağırel'e 14 yıl 10 ay istemi

Öte yandan, Sözcü TV'de yayımlanan "Gazeteci Masası" programındaki fon vurgunu değerlendirmeleri nedeniyle hakkında soruşturma açılan ve ev hapsinde bulunan gazeteciler İsmail Saymaz ve Murat Ağırel hakkındaki iddianame de mahkemeye sunuldu.

Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın şikâyeti ve Ticaret Bakanlığı'nın "ihbarcı" sıfatıyla yer aldığı iddianamede, iki gazetecinin bakanı fon soruşturmasıyla ilişkilendiren açıklamalarının kamu kurumlarına güveni zedelediği öne sürüldü. Savcılık; Saymaz ve Ağırel hakkında "kamu görevlisine görevinden dolayı alenen hakaret", "iftira", "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma" ve "kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" de dahil olmak üzere çeşitli suçlardan ayrı ayrı 14 yıl 10'ar aya kadar hapis cezası talep etti.

Gazeteciler ifadelerinde ne dedi?

Haklarındaki suçlamaları reddeden gazetecilerden Murat Ağırel, savcılık ifadesinde programda dile getirdiği iddiaların kaynağının siyasi parti kulisleri olduğunu, kesinleşmemiş bilgileri her zaman "iddia" vurgusuyla izleyiciye aktardığını belirtti. İsmail Saymaz ise canlı yayında şahsi bir ithamda bulunmadığını, sadece mesleki bir sorumlulukla gazeteci meslektaşına sorular yönelttiğini ifade etti.

Dört gazeteciye yönelik hazırlanan bu iddianameler, basın örgütleri ve kamuoyu tarafından "basın özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahale" eleştirileriyle takip ediliyor.

Muş'ta pikap takla attı: 2 ölü

Muş'ta virajı alamayan pikabın takla atması sonucu 2 kişi hayatını kaybetti, 3 kişi yaralandı

04.11.2026 12:16:00
İhlas Haber Ajansı
 
Muş'ta pikap takla attı: 2 ölü
Muş'ta pikap takla attı: 2 ölü
Kaza, Muş merkeze bağlı Kızılağaç beldesinin Kurtuluş mevkiinde meydana geldi. Edinilen bilgilere göre, İ.A. isimli şahsın yönetimindeki 48 UU 358 plakalı pikap, Batman'dan Muş istikametine seyir halindeyken sürücüsünün virajı alamaması sonucu kontrolden çıkarak takla attı.

Kazayı görenlerin ihbarı üzerine olay yerine sağlık, jandarma ve AFAD ekipleri sevk edildi. Ekiplerin yaptığı incelemede araçta bulunan 5 kişiden F.A. ve A.A. olay yerinde hayatını kaybettiği belirlendi. Sürücü İ. A., A.A. ve M.A. ise yaralandı.

Yaralılar, olay yerindeki ilk müdahalelerinin ardından ambulanslarla Muş Devlet Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayla ilgili inceleme başlatıldı.

Türkiye'nin nüfusu 86 milyon 502 bini geçti

Türkiye'nin nüfusu, 1 Ekim itibarıyla 86 milyon 502 bin 286 kişi oldu

 

04.11.2026 12:01:00
Anadolu Ajansı
 
Türkiye'nin nüfusu 86 milyon 502 bini geçti
Türkiye'nin nüfusu 86 milyon 502 bini geçti

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), üçer aylık dönemler için üretilen dönemlik nüfus istatistiklerini açıkladı.

Buna göre, 2025 sonunda 86 milyon 92 bin 168 olan ülke nüfusu, bu yılın 9 ayında 410 bin 118 kişi arttı. Nüfus, 1 Temmuz-1 Ekim döneminde de 181 bin 684 kişi yükseldi.

Böylece ülke nüfusu, 1 Ekim itibarıyla 86 milyon 502 bin 286 kişiye ulaştı.

Erkek nüfusun oranı yüzde 50,02 (43 milyon 264 bin 337 kişi), kadın nüfusun oranı yüzde 49,98 (43 milyon 237 bin 949 kişi) olarak kaydedildi.

Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki vize muafiyeti anlaşması 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe girecek

Türkiye'nin Riyad Büyükelçiliği, Suudi Arabistan ile Türkiye arasında diplomatik ve hususi pasaport hamillerinin vize yükümlülüğünden karşılıklı olarak muaf tutulmasına ilişkin anlaşmanın 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe gireceğini bildirdi

03.11.2026 15:31:00
AA
 
Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki vize muafiyeti anlaşması 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe girecek
Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki vize muafiyeti anlaşması 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe girecek

Riyad Büyükelçiliğinin ABD merkezli X şirketinin sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yapıldı.

Açıklamada, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında diplomatik ve hususi (yeşil) pasaport sahiplerinin vize yükümlülüğünden karşılıklı olarak muaf tutulmasına ilişkin anlaşmanın 6 Kasım'dan itibaren yürürlüğe gireceği belirtildi.

Anlaşma kapsamında, iki ülkenin diplomatik ve hususi pasaport sahibi vatandaşlarının, her 180 günlük dönem içinde toplam 90 günü aşmamak kaydıyla karşılıklı olarak vizesiz seyahat edebileceği belirtildi.

Bu kişilerin, diğer ülkeye giriş ve çıkış yapabilecekleri, ülke üzerinden transit geçebilecekleri ve belirtilen süre boyunca vize almadan geçici olarak kalabilecekleri bildirildi.

Suudi Arabistan'a giriş yapılan tarihte en az 6 ay geçerliliği olan pasaport sahibi olunması gerektiği kaydedildi.

Hac ve umre ziyaretleri anlaşma kapsamı dışında

Anlaşmanın 5'inci maddesi uyarınca hac veya umre yapmak amacıyla Suudi Arabistan'a gelen Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının anlaşmanın kapsamı dışında olduğu, söz konusu amaçlar için seyahat edecek olanların bu çerçevede Suudi Arabistan makamlarınca özel olarak verilen vizeye başvurmaları gerektiği ifade edildi.

Hac dönemi dışında olduğu sürece umre seyahatinin, Suudi Arabistan'ın resmi turizm portalından veya havalimanındaki e-vize kabinlerinden uygun vize türü alınarak gerçekleştirilebileceği bilgisi verildi.

Türkiye ve Suudi Arabistan, 6 Mayıs 2026'da Ankara'da düzenlenen Türkiye-Suudi Arabistan Koordinasyon Konseyi Toplantısı'nın ardından diplomatik ve hususi pasaport hamillerinin vize yükümlülüğünden karşılıklı olarak muaf tutulmasına ilişkin anlaşma imzalamıştı.

Bunun ardından, anlaşmayı onaylayan Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete'de yayımlanmıştı. 

İstanbul Finans Merkezi'nde Merkez Bankası binasına yıldırım düştü

İstanbul'da dün akşam saatlerinde etkili olan gök gürültülü sağanak yağış sırasında, Ataşehir'deki İstanbul Finans Merkezi'nde bulunan ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'na ait olduğu belirtilen binanın tepe noktasına yıldırım düştü

03.11.2026 13:09:00 / Güncelleme: 03.11.2026 13:14:45
İHA
 
İstanbul Finans Merkezi'nde Merkez Bankası binasına yıldırım düştü
İstanbul Finans Merkezi'nde Merkez Bankası binasına yıldırım düştü
İstanbul'da 2 Kasım Pazartesi akşamı başlayan sağanak yağış, kentin birçok noktasında etkili oldu.

Yağış nedeniyle bazı cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken, gökyüzünde art arda şimşekler çaktı.

Bu sırada İstanbul Finans Merkezi'nde bulunan yüksek bir binanın tepe noktasına yıldırım isabet etti.



Yıldırımın düştüğü anlarda binanın çevresini saran yoğun bulutlar ve gökyüzünde oluşan parlak ışık dikkat çekti.

O anlar kameraya yansıdı.

İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı

İstanbul Barosu'nun 128. Olağan Genel Kurulu'nda başkan seçilen Ümit Kocasakal, Beyoğlu'ndaki baro binasında düzenlenen törenle görevi Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu'ndan devraldı

02.11.2026 15:12:00
İhlas Haber Ajansı
 
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu'nda Ümit Kocasakal dönemi başladı
İstanbul Barosu 128. Olağan Genel Kurul Kapsamında düzenlenen başkanlık seçimini Ümit Kocasakal kazanmıştı. Seçimlerin ardından Beyoğlu'nda bulunan İstanbul Barosu binasında devir teslim töreni düzenlendi.

Prof. Dr. Av. İbrahim Kaboğlu, başkanlık görevini Ümit Kocasakal'a devretti. Devir töreninde konuşan Kocasakal, "Bu süreçte biz bu seçime iştirak eden bütün avukat meslektaşlarımızla bir araya geleceğiz, arayışlarda bulunacağız, gerekiyorsa büyük bir çalıştay, hatta belki de sadece meslek sorunlarının konuşulacağı olağanüstü genel kurultay gibi de düşüncelerimiz var. Dolayısıyla bunları da hayata geçirmek için elimizden geleni yapacağız.

Bu bir görev değişimidir ve değişimin de bu şekilde avukatlara yaraşır bir biçimde olması çok değerlidir. Dediğiniz gibi İstanbul Barosu'nun kurumsal kimliği ve itibarı, avukatlık itibarı her şeyin üstündedir. Avukatın kavgası bile avukata yaraşır biçimde olmalıdır. Farklı siyasi görüşlere sahip olabiliriz ama bunlar bir araya gelmemizi, bu anlamda mesleki sorunlar bakımından hiçbir biçimde engellemiyor.

O yüzden içtenlikle size iki yıllık mesainizde bu baroya katkılarınız için, emekleriniz için, size ve yönetiminize ve kurullarınıza ve delegasyonunuza bir kere daha teşekkür ediyorum. Biz de şu anda bayrağı sizden devralıyoruz. Biz de elimizden geldiğince hizmet etmeye gayret edeceğiz ve umuyorum ki en azından yapabildiğiniz kadarını yapıp üzerine bir şeyler ekleyip biz de zamanı gelince bu bayrağı bizden sonra gelecek değerli meslektaşlarımıza teslim edeceğiz" ifadelerini kullandı.

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor

Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor

02.11.2026 11:54:00
Haber Merkezi
 
 Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor
 Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor
Görevden uzaklaştırılan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu 46'sı tutuklu 436 sanığın yargılandığı İBB davasının üçüncü celsesi bugün Silivri'deki Marmara Kapalı Cezaevi'nde başlıyor.

17 Ekim'de İmamoğlu'nun savunmasıyla tamamlanan ikinci celsenin ardından yedi sanığın tahliyesine karar verilmişti ve mahkeme iki haftalık araya girmişti.

Bugün başlayacak üçüncü celseyle 60 tanık, müşteki ve gizli tanık dinlenecek. Ardından davanın delillerinin tartışılması ve esasa ilişkin mütalaa aşamasına geçilmesi bekleniyor.

Mahkeme ayrıca dosyada "İlke", "Zeytin", "Martı" ve "Gürgen" kod adlı gizli tanıkların da üçüncü celse için duruşmada hazır edilmesini istedi.

Yeni Parti lideri Özgür Özel, Aralık 2025'te "İlke" kod adlı gizli tanığın, verdiği ifadelerden kısa bir süre sonra tüm ifadelerini ve gizli tanıklık statüsünü resmen geri çektiğini beyan ettiğini aktarmıştı.

Soruşturmanın başlangıcında İmamoğlu'na yönelik beyanlarda bulunan ancak hazırlanan iddianamede yer almayan "Meşe" kod adlı gizli tanığın beyanlarının da iddianamede "İlke" kod adlı gizli tanığın beyanlarının arasında yer aldığı ileri sürülmüştü.

Bugün başlayacak üçüncü celsenin ardından devam edecek dördüncü celsede ise delillerin tartışılması aşamasına geçilmesi bekleniyor.

Delillerin tartışılması aşamasının geçilmesi halinde ise duruşma savcısının esasa ilişkin mütalaasını açıklaması bekleniyor.

Mütalaanın ardından tüm sanıklar ve avukatlarının yeniden savunma yapması ve İmamoğlu'nun da esasa ilişkin savunması kapsamında, iddianamedeki suçlamalara ilişkin günler sürecek kapsamlı bir savunma yapması bekleniyor.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.