Bu haber kez okundu.

Ateşkes pamuk ipliğine bağlı
RECEP BAHAR/ANALİZ
ABD ve Rusya’nın açıkladığı Suriye’de ‘çatışmaların durdurulması anlaşması’ Cumayı Cumartesiye bağlayan gece saat 00.00’da hayata geçti. Varılan anlaşmada ‘ateşkes’ yerine  ‘çatışmaların durdurulması’ ifadesinin tercih edilmesi, ateşkes kavramının ateşkes hatlarının belirlenmesi, tarafların bu hatların gerisine çekilmesi ve askersizleştirme, ateşkesi izleme grupları gibi boyutları olmasından kaynaklanıyor. Bu nedenle Münih görüşmelerinde, çatışmaların durdurulmasının daha hızlı sağlanması için taahhütlerin daha gevşek olduğu bir çerçeve tercih edildi. 

İlk girişim başarısızdı

Münih’te 12 Şubat’ta sağlanan uzlaşma tarafların saldırılara devam etmesi nedeniyle boşa çıkmıştı. Rusya özellikle Türkmendağı ve Halep’in kuzeyinde hava akınlarını genişletmişti. Neticede Esad güçleri ve terör örgütü PKK’nın Suriye uzantısı PYD, Lazkiye ile Halep’te karada ilerlemeler kaydetmişti. Yeni planın başarılı olup olmayacağı pek çok ülkenin tavrına bağlı… Ülkeleri tek tek analiz edersek, ortaya şöyle bir tablo çıkıyor. 

Baş aktörler ABD ve Rusya

ABD: Anlaşmanın başarısı öncelikle ABD’nin tutumuna bağlı... ABD, uzun süredir Suriye’de hava operasyonu düzenlemiyor. Rusya ile varılan anlaşma çerçevesinde ABD’nin IŞİD ile sözde mücadele bağlamında yeniden Suriye hava sahasına dönmesi bekleniyor. Suudi ve Katar savaş uçakları da bu bağlamda İncirlik’e getirildi. Burada soru şu: ABD’nin IŞİD’den arındırdığı topraklar kime devredilecek? Suriye yönetimi ile karşı safta yer alan ABD’nin IŞİD’den arındırdığı alanlara PYD’nin yerleşmesi kuvvetle muhtemel. Ankara ve Katar, bu alanlara ılımlı muhaliflerin çöreklenmesini istiyor.
Rusya: Rusya, şu sıralarda Suriye’de hava akını düzenleyen tek ülke konumunda... Eğer Rusya, anlaşma kapsamında bırakılan IŞİD ve Nusra Cephesiyle mücadele ederken, Nusra Cephesiyle iç içe geçmiş bulunan muhalifleri vurursa ABD ve Türkiye dahil taraftarları, anlaşmayı otomatikman bozma eğilimine girecek. ABD, İngiltere, Fransa ve Türkiye yönetimlerinin sürecin Rusya’nın niyetine bağlı olduğunu son bir hafta içinde sık sık tekrarlaması dikkat çekiyor. Son olarak ABD Başkanı Barack Obama, Perşembe günkü açıklamasında, “Çatışmaların durdurulması anlaşması öncelikle Esad yönetimi ile Rusya’nın tavrına bağlı” diyerek, “Rusya’nın askeri müdahalesi Esad yönetimini güçlendirdi” vurgusunu yapmıştı. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da “Bu bizim beklediğimiz bir süreç. Ama bunun uygulaması daha önemli. Daha önce alınan kararlara rejim ve Rusya uymadı” ifadelerini kullanmıştı. Bu açıklamalar ABD ve ortaklarının anlaşma konusunda samimi olmadığını ortaya koyuyor. 
Suriye: Esad yönetimi son dönemde bir taraftan IŞİD, öte yandan ılımlı muhaliflerle mücadele ediyor. Esad güçleri IŞİD’le mücadele etmeye devam edebilir ancak ılımlı muhalifleri vurursa anlaşma yine otomatikman devre dışı kalacak. Zira ‘çatışmaların durdurulması’ anlaşmasının  Suriye’de 3 tarafı var: Esad yönetimi, PYD/YPG ve ılımlı muhalefet yani isyancılar... Bunun tersi de geçerli... İran ve Hizbullah: Suriye için geçerli olan kriterler İran ve Hizbullah için de geçerli. 

PYD’nin rotasını ABD belirleyecek gibi

PYD: PKK’nın Suriye uzantısı PYD’den Perşembe günü ‘ateşkes’e uyacakları açıklaması gelmişti. Ancak Rusya, ABD, Esad yönetimi güçleriyle konjonktürel ittifaklar yapan örgüt, son virajda Washington ve İsrail ile hareket edecek bir görüntü sergiliyor.  
Fırtına obüsleri susacak
Türkiye: Türkiye, PYD ve YPG’nin de IŞİD ve Nusra gibi anlaşmadan muaf tutulmasını talep etti ancak Beyaz Saray Sözcüsü Josh Earnest, Perşembe gecesi düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin anlaşmaya uymasını talep etti. 
Earnest, “Bizim beklentimiz, düşmanlıkların durdurulmasına onay veren herkesin taahhütlerini yerine getirmesi” dedi. 

Bu örgütlere saldırılar devam edecek

Cenevre ve Münih görüşmelerindeki kararlar, Suriye’de terörle mücadeleyi  Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararlarıyla sınırlıyor. BMGK kararları; IŞİD, Nusra Cephesi, Ceyşü’l-Muhacirin ve’l-Ensar, İzz Bin Abdüsselam ve Doğu Türkistan İslami Hareketi’ni kapsıyor. Bu esaslar, Rusya’nın da imzacısı olduğu diplomatik metinlerde yer almasına karşın, Kremlin Suriye iç savaşının en büyük grupları olan Ahraru’ş Şam ve İslam Ordusu’nu da ‘terörist’ kabul ettiğini bildiriyor. Anlaşmayla ilgili tutumunu henüz net olarak duyurmayan Ahraru’ş Şam bu açıdan Rusya’nın öncelikli hedefi durumunda. Münih kararları, ateşkes için bir ‘görev gücü’ oluşturulması, bu ekibin BM’nin terör listesindeki örgütlerin kontrolünde olan alanların belirlenmesinden sorumlu olmasını öngörüyor. Çatışmaların durması halinde sürecin sivil halk ve muhalifler için bir toparlanma dönemi olması bekleniyor.

ABD’den parçalama hamlesi

Amerikan yönetimi, gözdağı vermek amacıyla Rusya ve Esad yönetiminin karşısına, Suriye’nin parçalanma senaryosunu koyuyor. ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, Çarşamba ve Perşembe günü yaptığı açıklamalarda, Rusya ve müttefiklerinin anlaşmayı sabote etmeleri halinde ülkenin bir arada tutulmasının daha fazla mümkün olamayacağı, bu durumda B planlarını devreye sokacakları mesajını vermişti. Buna karşılık Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Suriye’de ‘B Planı’ olmadığını ve olamayacağını söylerken, Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, ABD’li bazı yetkililerin ‘sabotaj’ girişimlerine rağmen Suriye’de ateşkesin yürürlüğe girmesi için çabaların devam ettiğini söyledi. Şam yönetimi ise “Suriye’nin birliğini korumak için bugün her zamankinden daha kararlıyız” açıklaması yaptı.



Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.