Bu haber kez okundu.

Avrupa’daki Türklere kurulan Diyalog tuzağı
Dr. Abdullah Terzi                   
Küresel bir proje olan ve “Medeniyetler İttifakı, Kültürlerarası Diyalog” gibi isimlerle de adlandırılan Dinlerarası Diyalog, Avrupa’daki tüm Müslümanları da, 5 milyonu aşan Türkleri de etki alanına aldı.
Bugüne kadar Avrupalıların yabancılara dönük “entegrasyon ve asimilasyon” politikalarına, bu denli etkin ve yaygın hizmet eden başka bir proje olmadı.
Hemen hemen her milletten toplulukları ve de Türkleri hedefe oturttular. Tespitlerimize göre;
1– Alman hükümetleri bu projelere destek verdi. (Prof. Dr. Udo Steinbach, Hamburg Şarkiyat Enstitüsü).
2– T.C. Hükümetleri bir döneme kadar, din ataşelerine “Aman Dinlerarası Diyaloğa dikkat” derken, AKP döneminde hükümet desteği açık ve net hale geldi. Özellikle FETÖ’cü ataşelerle…
3– Her cemaati ve derneği, bu projede kullandılar.
4– Milli Görüş, Diyanet (Türk İslam Birlikleri), İslâm Kültür Merkezleri (Süleymancılar), Adıyaman grubu ve diğer Nakşi gruplar, Nurcular ve özellikle F. Gülen grubu.
5– Tek karşı çıkan, teklif ve davetleri reddeden Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu olmuştur.
Benzerlerini ülkemizde de gördüğümüz Dinlerarası Diyalog faaliyetlerine belgeleri ile örnekler vererek kimlerin işin içinde olduğunu da aydınlatalım:
Milli Görüşün 
Dinlerarası Diyalog faaliyetleri
1– Milli Görüş’ün bu tür faaliyetleri çok eskiye dayanır. Erbakan’ın hızlı dönemlerinde, Milli Görüş camilerine papazların heyetler halinde geldiğine çok şahitler vardır. (Yusuf Toraman–1970’li yıllar).
2– Milli Görüş’ün Almanca tanıtım broşüründe, “Milli Görüş nedir?” sorusuna Haç, Hilâl ve Siyon Yıldızı resimleri ile tanımlama getirilmiştir. Bu üçleme Dinlerarası Diyaloğun beynelmilel sembolüdür. Hz. İbrahim’de buluşmaya davet vardır, Hz. Muhammed (s.a.v) devre dışı bırakılmıştır.
3– 2016 Ramazanında Manheim Fatih Camii’nde Milli Görüş Teşkilatı İsrail Konsolosunu iftarda ağırladı. (Tam da İsrail ile hükümetin anlaşmaya varması arefesinde).
4– İGMG (İslâm Toplumu Milli Görüş) sitesinde (26 Kasım 2009) Milli Görüşün Dinlerarası Diyaloğa bakışı başlığında, Merkez Camii’nde, ‘tek bir tanrıya iman ediyor olmanın manası mucibince’ çok sayıda Müslümanın ve Hıristiyanın katıldığı bir program tertip edildi. Sitede “tanrının birliği iki dinin de ortak paydasını oluşturuyor” deniyor. İmam ve rahip, Kur’an’dan ve İncil’den alıntılarla bu fikri anlatıyorlar.
5– 2004 yılında Milli Görüş camilerinde asılı bir afişte, 26–29 Mayıs 2004’te Hannover’de düzenlenen İslâm haftasına davet var: “Ayrılıkları kaldıralım” sloganıyla Hz. Peygamberin Ravzası ile Donn Kilisesi arasında köprü kurulmuş ve hak ile bâtıl eşitlenmiştir. 
6– İGMG (Milli Görüş’ün) Berlin ve Stutgart teşkilatlarınca 2007 yılı takozlu Hicret takvimlerinde Kelime–i Şehadet’ten Muhammed Resûlullah kısmı çıkartılmıştır. Dinlerarası Diyalog, Muhammed Mustafasız bir inanç oluşturma çabasıdır. 
7– İsrail’den getirilen barış (!) mumu Manheim’de bir hafta kilisede, bir hafta havrada ziyarete açılmış, sonra Manheim Fatih Camii’nde papaz, haham, imam tarafından aynı mum yakılarak ziyaret edilmiştir. 
8– İGMG, camilere astığı afişlerle ve TV reklamları ile Avrupa’daki Müslümanları “Alman vatandaşı olmaya” çağırmıştır. Berlin’de RTE, “600.000 Türk’e alman vatandaşı olun” diye seslenmişti. Asimilasyon adımları yıllardır beraber atılıyor.
9– Kuzey Hollanda Milli Görüş Federasyonu, 2003 yılında, Mirac Kandilini papazlarla İncil müzesinde kutlamıştır. Bir önceki yıl da Mevlid Kandilinin Musa ve Harun kilisesinde kutlandığı ifade edilmiştir.
10– Bu belgelerin tamamı, sağlığında N. Erbakan’a bir heyet tarafından sunulmuş, tevhidi ve akaidimizi temelden tahrip eden Milli Görüş’ün bu faaliyetleri hakkında “5–6 dil bilen gençlerin işi” denilerek geçiştirilmeye çalışılmıştır. (Muharrem Bayraktar, “Erbakan’ın çizgisi ne idi?”, 12.02.2015, Yeni Mesaj).
11– Entegrasyon ve asimilasyon projelerinin önemli bir ayağı da Almanca din dersleridir. Bu ihaleyi Berlin’de Milli Görüş almıştır. Peki, ne oluyor derseniz:
– Berlin’de Kütahyalı imam anlatıyor: “Derste ‘Mü’minler kardeştir ve Allah katında din İslâm’dır’ ayetlerini tahtaya yazıp çocuklara anlatıyordum. Alman müfettiş derse girdi, beni azarladı, ayrımcılık yapıyorsun dedi ve derslerden atıldım.”
– Türk çocuklara, “sevdiğin bir şeyi yesen de orucun olur” öğretisi veriliyor derslerde.
– Domuz, kasaplık hayvan olarak tanıtılıyor.
Diyanet Teşkilatı’nın Dinlerarası Diyalog faaliyetleri
2000 öncesi yıllarda, yurtdışında din ataşelerine “aman dinlerarası diyaloğa dikkat” diyen anlayış, AKP ve FETÖ ile değişmiş, doludizgin Diyalog faaliyetleri başlatılmıştır. Örnekler:
1– Manheim Yavuz Selim Camii (diğer minareli camiler gibi) Diyalog merkezi oldu. Papaz heyetleri camiye, cami hocaları ise cemaatle kiliseye gitti. Kilise sıralarında oturmuş hacı amcaların fotoğrafları, cami duvarında panolara asıldı.
2– Diyalog tanıtım CD’si hazırlandı. Papazın duasına minberin kenarında oturan cemaat “amin” dedi. İmam ezan okudu. “Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah” kısmını okumadı.
3– Minareli camiler Diyalog merkezidir. Roterdam’daki minareli Diyanet camiinde, Ramazan Bayramı günü, cemaat dolu iken, papaz minbere geçmiş ve konuşma yapmak istemiştir. (Hacı Adem’in canlı tanıklığı ile).
4) Berlin Şehitlik Camii’nde (minareli Diyanet camii), Diyalog Evi inşa edilmiş, gayrimüslimlerle ortak programlar icra edilmektedir.
2009 Noel programı Şehitlik Camii (DİTİB) katılımıyla, Hıristiyan dini ayini ve Kur’an meali ve selamlamalarla yapıldı. 
5– 2016 Ramazan ayı Kadir Gecesinde, Manheim Y. Selim (DİTİB) Camii’nde (minareli), papazlarla imamlar müşterek barış Duası programı yaptılar. 
6– Hanover’de 2004 yılında, Diyanet camiinde papaz vaaz kürsüsünde vaaz veriyor. (Türkiye Gazetesi–Avrupa Baskısı).
7– Dinlerarası Diyalog öyle prim yapıyordu ki, Hollanda’da bir Diyanet imamı, Ankara DİB’na yazdığı mektupta, görev yerinin değiştirilmemesini talep ederken, kiliseye gidip papazlarla Diyalog yaptığını bir üstünlük olarak anlatıyordu. 
8– İlginç bir durum da, yıllarca birbirine karşı ve mesafeli duran Milli Görüş ve Diyanet’in, AKP döneminde müşterek Dinlerarası Diyalog faaliyetlerini yapmasıdır. 14 Haziran 2015’te, Rot kasabasında, Waldorf Diyanet Camii, Waldorf Milli Görüş Camii, Kilise Çocuk Yuvası, Kızılhaç Sanletleon Rot Şubesi Evangelik Kiliseleri müştereken “öğlen ibadeti” yapmışlardır. Bu afiş, Manheim Diyanet Camii’nde ilan panosunda duyurulmuştur. Benzeri Papa’nın gelişinde Sultanahmet Camii’nde ortak ibadet–dua (Huzur Duruşu) olarak yapılmıştı.
9– DİB, “Diyalog Masası” oluşturmuş, Başkanlık düzeyinde Diyalog çalışmalarına katılmıştır. (M. Nuri Yılmaz, Ali Bardakoğlu, Mehmet Görmez).

FETÖ ve Dinlerarası Diyalog faaliyetleri

Vatikan’dan Diyalog misyonunu Papa’nın elini öperek alanların faaliyetlerine gelince…
1– FETÖ’cülerin fetvası: “Seni Alman komşun çağırıp yemekte domuz eti ikram ederse, yiyebilirsin. Çünkü komşuluk çok daha önemlidir.” (Ercan–İngostad).
2– Zaman Gazetesinin Ramazan iftarına Manheim’da katılan Çaykaralı Mehmet Bey anlatıyor: “Diyalogcu hoca, ‘30–40 yıldır burada beraber yaşadığımız Almanlar, İtalyanlar, Fransızlar, Yunanlılar kardeşimizdir. Kızlarınızı onlarla evlendirebilirsiniz’ deyince yemeği terk ettik.” (Urfa’da da benzer tören yapılmıştı).
3– FETÖ Avrupa’daki faaliyetlerini cami ve mescit açmak yerine okul, kurs, etüd merkezi, okul derslerine yardım adı altında yaptı. Ailelere, iş adamlarına kolayca ulaştı.
İlginçtir ki, yabancılara okul açtırmayan Alman makamları, Berlin başta olmak üzere sadece onlara okul ve kurs ruhsatları verdi. Bazı kilise mensuplarının itirazına ise “susun, bunlar bizimle çalışıyor” dediler. Nasıl memnun olmasınlar ki, asimilasyonun kalbî, itikadi ve kültürel işgalini onlarla sağladılar.
Bu grubun özel imtiyazı vardı. Hatta pasaportlarına özel işaretler konduğu ve vizesiz Almanya’ya girip çıktıkları da biliniyor. 15 Temmuz sonrası, Stutgart vb. merkezlerdeki paralelci işadamlarına da Alman hükümetinin sahip çıktığı da medyada yer aldı.
4– Haham eli öpen Diyalogcu hacı… Almanya’dan hacca giden ve Arafat dönüşü Atatürk Hava Limanı’nda karşıdan iki hahamdan yaşlısının elini koşarak gidip öpen hacı (!), oradaki hacıların tepkisi üzerine, “O da İbrahimi’dir ve saygıya layıktır” dedi.
5– Yıllarca, Avrupa’daki Türk öğrencileri ve gençleri Türkiye seyahati diyerek, papaz ve hahamlarla, kilise ve havralarla buluşturdular. Çağlayan Dergisi bunun çok acılı bir haberini yaptı: “Tabuları yıkan seyahat”ten amaçları neydi:
– Papaza salih insan denmesi.
– Kilisenin duvarları Türk gencini ruhen etkilemiş.
– Hıristiyan talebelerle cennette bulaşmak üzere hediyeleşip ayrılmak.
– Yılda bir buluşup bir hafta ortak ibadet ve dua yapılması.
Süleymancılar da Diyalog’dan 
nasibini aldı
İslâm Kültür Merkezleri Birliği (Köln merkezli, çok sayıda şubesi var) tanıtıcı broşüründe aynen şöyle diyor: “Dinlerarası Diyaloğu merkezi ve mahalli sahada devam ettirmek birliğimizin temel hedeflerinden bir tanesidir… Huzur ve barış dolu bir dünya için, özellikle ilahi dinlerin diyaloğu elzem olduğu artık bilinen bir gerçektir… İKMB şubeleri hem ibadethane, hem de sosyal entegrasyon merkezi fonksiyonu taşıyan bir mahaldir.”
Würzburg’taki camilerinin duvardaki panosuna Kur’an’ın yanına İncil’i de astılar. İtiraz eden cemaatten kişilere imam, “Alman makamlarından kontrole geldiklerini ve kıble tarafına asmadıkları için mahsur olmadığını” ifade etti.
– Adıyaman grubu olarak bilinen Nakşilerin camileri de Diyaloğun hem savunucusu hem de uygulayıcısı oldu. (İngostad, Uım).
– Cami–kilise diyaloğu, sadece papaz–imam arasında geçmiyor. İmam cemaate, “pastalar–börekler yapın kiliseden cemaat gelecek” diyor; kiliseye giderken de cemaatle beraber gidiyor. Ortak dua da ardından geliyor.
– FETÖ öncesi de, Said–i Nursi hareketinin, özellikle kitapları Alman matbaalarında kuşe kağıtlara basılarak dağıtıldığı bilinmektedir.
– Konrad Adenauer Stiftung (Alman Vakfı): Türk ve Alman yetkililerle, Diyanet ve ilahiyat çevrelerinde etkin Diyalog yapmaktadırlar.

Diyaloğa bulaşmamış tek lider ve kadro

Bu projeyi yürütenlerin ve onlara destek verenlerin vay haline…
Müslümanları din ile kandırarak “İslâm rıhtımından alıp, haçlı rıhtımına” taşıyorlar. Sayın Başbakan, Berlin’de “Alman vatandaşı olun” diye 600.000 Müslüman Türk’e seslenirken, kitlesel olarak bu dönüşümü ve değişimi hızlandırıyordu…
Alman makamları ise, İçişleri eski Bakanları Otto Şili’nin ifadesi ile “En iyi entegrasyon, asimilasyondur” prensibine sımsıkı bağlıdır. Açıktan ve gizliden Diyalogcular destekleniyor, önleri açılıyor, özel eğitim kurumları açmaları –sadece onlara– sağlanıyor…
Öyle ki, 40–50 yılda Almanların devlet olarak uğraşıp da yapamadıklarını, Onlar 14 yılda AKP hükümetinin ortak programıyla yaptılar:
– Papazlar salih ilan edildi. Dualarına amin denildi.
– Kiliseler makbul ibadethane, gayrimüslimler cennetlik kabul edildi.
– Papaz, camiye gelip “ayin yapabilir” dedi ve vaiz kürsüsüne ve minbere çıkıp konuşabilir oldu.
– Müslüman kızlar, Hıristiyan erkeklerle evlenir oldu.
– Ortak dualara amin denilir oldu.
– Mirac Kandili kilisede kutlanır oldu.
Yani hem Hristiyan, hem Müslüman… Veya ha Hristiyan, ha Müslüman fark etmez, noktasına gelindi.
Sebep olanları, destek verenleri Yüce Allah’ın adaletine havale ediyoruz…
Dinlerarası Diyalog faaliyetlerinden vazgeçmedikten sonra FETÖ’ye hizmet sürüyor demektir.
Diyalog fitnesine bulaşmayan ve karşı duran, mücadele eden tek lider ve önder Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve kadrosudur.
Bu noktada hükümetin, meşreplerin, cemaat ve grupların, ilahiyatçıların, siyasilerin, Diyanet Teşkilatı müntesiplerinin ve milletin sorumluluğu büyüktür.
Sayın Baş; 
– 1998 yılında Papa ziyareti öncesi F. Gülen’i, yazdığı mektupla açıkça uyardı.
– Partisini kurma aşamasında Sayın Erdoğan’ı ikaz etti.
– Gönderdiği heyetlerle dokümanlar eşliğinde tüm siyasileri, kanaat önderlerini, Diyanet ve ilahiyat camiasını uyardı.
– Kamuoyunu ve milleti, TV programları, sempozyum ve panellerle, her haftasonu 250 yerde icra edilen panellerle ikaz etti.
–  Ve sonunda “Millet kendini düzeltmelidir” diye ikazlarını sürdürdü. (Yeni Mesaj, 11.12.2013, Prof. Dr. Haydar Baş).
Son olarak şu Nebevi uyarılarla bitirelim:
Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyuruyor: “Şu bir gerçek ki, ümmetim adına korktuğum en önemli şey, dalalete sapmış ve saptıran yöneticiler ve önderlerdir.”
“Ümmetimden bazı gruplar (Hak din olan İslâm’dan sapacak) müşriklere ve ehl–i kitaba iltihak edeceklerdir, onların dinine dahil olacaklardır. Ve fakat kendilerini Müslüman zannedeceklerdir.” (Ebu Davud, Sünen, Fiten 1; İbn Mace, Sünen, Fiten 9).
Abdullah bin Ömer’e, en büyük fitneden sorulunca, “Bilmiyor musun, bu fitne, Müslümanların İslâm’ı ve Hz. Muhammed’i terk ederek müşriklerin; Hıristiyanların ve Yahudilerin dinlerine girmeleridir” dedi (Buhari, Kitabûl–Fiten, 92/7094).
(Bu metin, Dr. Abdullah Terzi’nin 9 Ekim’de gerçekleşen Dini ve Milli Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler Sempozyumu’ndaki sunumudur).
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 2 ay önce

Bu sinsi oyuna bir tek Prf Dr Haydar Bas hocaya gönül verenler, Haftanin sohbeti programini izleyenler bu sinsi oyuna düsmedi.