logo
18 AĞUSTOS 2026

Basın özgürlüğünde Türkiye sınıfta kaldı

Türkiye basın özgürlüğü konusunda Cezayir, Nijerya ve Etiyopya ile aynı kategoride yer aldı. 180 ülke arasındaki yerimiz ise 151. sıra oldu

20.04.2016 00:00:00
 
HABER MERKEZİ
Türkiye uluslararası platformda olumsuz tabloların başında, olumlu tabloların ise sonlarında yer alıyor. Bu konudaki dikkat çekici sıralamalardan biri basın özgürlüğü sıralaması. Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü 2016 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'ni yayınladı. Buna göre Türkiye 180 ülkelik basın özgürlüğü listesinde 151'inci sıraya geriledi. Listede sadece 29 ülkeyi geride bırakan Türkiye, böylece "basın özgürlüğü haritasında" kırmızı ile renklendirilen ülkeler arasında yer aldı. Bu durum Türkiye'yi basın özgürlüğü konusunda İran, Irak, Cezayir, Nijerya, Etiyopya gibi ülkelerle aynı kategoriye soktu. 180 ülkelik listenin tepesinde, Finlandiya, Norveç ve Danimarka gibi İskandinav ülkeleri yer buldu. Raporun Türkiye bölümünde, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Türkiye'de medyaya karşı bir saldırı başlattığı, gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları için, 'Cumhurbaşkanı'na hakaret" gerekçesiyle davalar açıldığı, internet erişiminin sistematik olarak sansür edildiği, medya ve sivil toplumun bütün baskılara karşın Erdoğan'ın baskıcı tavrına direndiği" ifadesi yer aldı.
ABD ve AB'den uyarı gelmişti
Türkiye'ye Avrupa Birliği ve ABD'den de son 10 gün içerisinde basın özgürlüğü konusunda ciddi uyarılar gelmişti. Avrupa Birliği İlerleme Raporu'nda, "Türkiye, gazetecilere yönelik sindirmenin her türüne karşı eyleme geçmeli, gazetecilere yönelik her türlü saldırı ve tehdit soruşturulmalı, medya organlarına saldırılar aktif şekilde önlenmeli. " ifadeleri yer alırken Amerikan Dışişleri Bakanlığı'nın 2015 İnsan Hakları Raporu'nda da Türkiye'ye eleştiriler yer aldı. İfade özgürlüğüne hükümet müdahalesi bölümünde yasalardaki çeşitli düzenlemelerin hükümete ifade özgürlüğünü, basın ve interneti kısıtlama imkanı verdiği ve medya üzerinde hükümet baskısının sürdüğü belirtilen raporda bazı medya kuruluşlarına akreditasyon verilmediği ve bu kuruluşların çeşitli yollarla baskı altına alındığı ifade ediliyor.
Muhalife ceza yandaşa kıyak!
Yapılan değerlendirmelerde hükümetin medyayı kontrol etme ya da baskı altına alma yöntemlerinden birinin de ekonomik sopa olduğu ifade ediliyor. Muhalif gazete ve TV'ler başta ağır vergi ve cezalar olmak üzere ekonomik baskılarla sindirilirken yandaş gazete ve televizyonlar için tam tersi bir durum söz konusu. Hükümete yakın medya için kamunun tüm olanakları seferber ediliyor. Kamu reklamları yandaş medyaya aktarılırken kurumsal firmaların da muhalif medyaya reklam vermesinin önüne geçildiği öne sürülüyor.

Rus gazeteciye Türkiye'ye giriş yasağı
Rus haber sitesi Sputnik'e internet erişiminin durdurulmasının ardından sayfanın Türkiye Genel Müdürü Tural Kerimov'un da Türkiye'ye girişi yasaklandı. Kerimov, ülkeye girişinin yasaklandığını Atatürk Havalimanı'nda öğrendi. Sputnik'ten yapılan açıklamada Kerimov'un Atatürk Havalimanı'nda gelen yolcu kontrolünde bir saat bekletildikten sonra kendisine giriş yasağı olduğu bildirildi. Kendisine verilen kağıtta ülkeye girişine neden izin verilmediğine dair bir açıklama olmadığını ifade eden Kerimov, Atatürk Havalimanı'ndaki yetkililerin bir sonraki uçakla Rusya'ya dönmesinin talep ettiğini söyledi. Sputnik'in web sayfasından yaptığı açıklama şöyle: "Türkiye'den Sputnik sitelerine ulaşımın engellenmesinin ardından Sputnik Türkiye Genel Müdürü Tural Kerimov'un Türkiye'ye girişine izin verilmedi. "Sınır kontrolünden biri pasaportumu aldı ve dış hatlar geliş terminalinde bir inceleme odasına götürdü, burada hiçbir açıklama yapılmaksızın bir saat bekletildim" diyen Kerimov, ardından kendisine ülkeye girişinin yasaklandığına dair bir kağıt verildiğini ve basın kartı ile oturma iznine el konduğunu söyledi." Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı (TİB), Sputnik haber sitesine erişimi idari tedbir kararıyla geçtiğimiz hafta engellemişti.

"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca 4 ayrı "yeni nesil" suç örgütüne yönelik yürütülen soruşturmalarda, 4 örgüt elebaşı, 20 örgüt yöneticisi ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu toplam 818 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulması kararı verildi

18.08.2026 00:46:00
AA
 
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı
"Yeni nesil" suç örgütü soruşturmalarında şüphelilerin gayrimenkullerine el koyma kararı

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, Daltonlar, Barış Boyun, Gündoğmuşlar ve Şapkalılar suç örgütlerine yönelik yürütülen mali soruşturmalar devam ediyor.

Soruşturma kapsamında, bu örgütlerle bağlantılı olduğu değerlendirilen şüphelilerin tüm banka hesaplarına, kiralık kasalarına ve kripto varlıklarına el koyulmasının ardından yeni bir karar daha alındı.

Bu kapsamda tüm şüphelilerin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına da el koyulduğu kaydedildi.

Böylece Daltonlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Beratcan Gökdemir, yöneticiler Batın Can Gökdemir, Bünyamin Yıkar, Murat Küçükyavuz, Sinan Memi, Mustafa Aktürk, Ahmet Mustafa Timo ve Murat Özavşar ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 399 şüphelinin menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulmasına karar verildi.

Barış Boyun suç örgütüne ilişkin soruşturmada, örgüt elebaşı Barış Boyun, yöneticiler Tolga Gültepe, Taha Kutay Karasoy, Gurur İşinçelik, Efe Kantık ve Batuhan Karaca ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 281 şüpheli için de aynı karar alındı.

Gündoğmuşlar suç örgütüne yönelik soruşturmada, örgüt elebaşı Uğurcan Gündoğmuş, yöneticiler Şeyhmus Ergün, Murat Kuzucu, Furkan Kalıma, Ozan Cem Aksoy ve Umur Balkan Şit ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için menkul ve gayrimenkulleri ile şirket ortaklık paylarına, hak ve alacaklarına el koyulması kararı çıktı.

Aynı karar, Şapkalılar suç örgütü elebaşı Volkan Ramazan Ayhan, yönetici ve koordine edici konumda oldukları belirtilen Ataberk Taşkıran, Emre Kılıçkaya ve Diyar Altunkaynak ile örgüt üyelerinin de aralarında bulunduğu 69 şüpheli için de verildi.

Bakan Gürlek, şüphelilerin banka hesapları ve kripto varlıklarına el koyulduğunu açıklamıştı

Adalet Bakanı Akın Gürlek, soruşturmaya ilişkin NSosyal hesabından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde, milletin güvenliğini ve huzurunu hedef alan organize suç örgütleriyle mücadeleyi, yalnızca sahadaki unsurlarıyla değil, bu yapıları ayakta tutan finansal kaynaklarıyla da kararlılıkla sürdürdüklerini belirtmişti.

Bu kapsamda 22 Haziran'da tüm illerdeki 175 Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığına "Organize Suç Örgütleri ile Mücadele" konulu genelge gönderildiğini aktaran Gürlek, genelgeyle ortaya konulan "topyekun mücadele" anlayışında önemli bir adım daha atıldığını ifade etmişti.

Bakan Gürlek, açıklamasında şunları kaydetmişti:

"İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığımız Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosunca, 4 ayrı yeni nesil suç örgütüne yönelik yürütülen mali soruşturmalar kapsamında 818 şüphelinin kiralık kasaları dahil tüm banka hesapları ile kripto varlıklarına el konulmuştur. Genelgemizde açıkça ortaya koyduğumuz üzere, örgütlerin suçtan elde ettikleri gelirleri kripto varlıklar, yasa dışı bahis, kumar ve benzeri yöntemlerle gizleme veya aklama girişimleri mali soruşturmalarla titizlikle takip edilmektedir. Suç örgütlerinin yalnızca insan kaynağını değil, finansal damarlarını da keseceğiz. Sokaktaki tetikçiden örgüt yöneticisine, azmettiriciden finansörüne, banka hesabından kripto varlığına kadar suç örgütlerinin tüm yapısını hedef almaya devam edeceğiz. Çocuklarımızı ve gençlerimizi suçun karanlık ağına çekmeye, esnafımızı ve vatandaşlarımızı tehdit etmeye, suçtan elde ettikleri gelirlerle güç devşirmeye çalışan hiçbir yapıya müsamaha göstermeyeceğiz." 

Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler

DEM Parti Milletvekilleri Ali Bozan ve Mehmet Zeki İrmez’in terör örgütü PKK’nın ilk kanlı eylemlerini "diriliş günü" ve "özgürlük şenliği" adı altında açıkça kutsayan sosyal medya paylaşımları ile bu organizasyonlara küçük çocukların alet edilmesi kamuoyunda infial yarattı

17.08.2026 21:08:00
Haber Merkezi
 
Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler
Mersin’den Cizre’ye skandal görüntüler
DEM Parti Milletvekilleri Ali Bozan ve Mehmet Zeki İrmez'in terör örgütü PKK'nın ilk kanlı eylemlerini "diriliş günü" ve "özgürlük şenliği" adı altında açıkça kutsayan sosyal medya paylaşımları ile bu organizasyonlara küçük çocukların alet edilmesi kamuoyunda infial yarattı.

Türkiye Cumhuriyeti'nin egemenliğini ve sivil vatandaşların can güvenliğini hedef alan, askeri garnizonları basarak kan döken bir terör şebekesinin ilk silahlı eylemleri, DEM Partili vekiller tarafından adeta resmi birer bayram gibi lanse edilmektedir.

Mersin Akdeniz'in ardından Şırnak Cizre'de (Cizîra Botan) düzenlenen bu sözde "kutlamalar", terör örgütünün şiddet tarihini meşrulaştırma ve tabana yayma çabasının koordineli bir propaganda faaliyeti olduğunu gözler önüne sermektedir.

Terörün İlk Kanlı Saldırılarına "Diriliş" Güzellemesi



15 Ağustos 1984 gecesi düzenlenen hain Eruh ve Şemdinli baskınlarında, vatan görevini yapan Jandarma Onbaşı Komando Er Süleyman Aydın ve Jandarma Astsubay Çavuş Memiş Arıbaş şehit düşmüştü. İlk şehitlerimizin kanının aktığı, feryatların yükseldiği bu katliam gecesinin 40 yılı aşkın süre sonra "Roja Vejînê" (Diriliş Günü) ve "Özgürlük Şenliği" olarak adlandırılması, aziz şehitlerimizin hatırasına ve Türk milletinin milli vicdanına yapılmış açık bir saldırıdır.

DEM Parti Şırnak Milletvekili Mehmet Zeki İrmez'in paylaştığı "Bi şîara 'Bi gaveke berxwedanê ber bi hezar gavên azadiyê ve'..." ("Direnişle özgürlüğe doğru bin adım" şiarıyla...) ifadeleri, mecliste namusu ve şerefi üzerine anayasal düzene sadakat yemini eden bir milletvekilinin, devletin bütünlüğüne silah çeken bir terör odağının dilini ve ideolojisini doğrudan sahiplendiğini göstermektedir.

Çocukların Kirli Propagandaya Alet Edilmesi ve Tarihi İhanet Şebekesi

Mersin Akdeniz'deki etkinlik başta olmak üzere, bu provokatif organizasyonlara henüz algı dünyası şekillenmemiş küçük yaştaki çocukların dahil edilmesi infiali daha da büyütmektedir. Çocukların, bir terör örgütünün katliam kronolojisini öven sanatsal veya siyasi görünümlü etkinliklerin içine çekilmesi, evrensel çocuk haklarına ve pedagojiye indirilmiş ağır bir darbedir.

1984'teki ilk baskında terörist grubun askeri garnizona sızmasına rehberlik eden Seferi Yılmaz örneği, bu yapının sızma stratejisini açıkça ortaya koymaktadır. Hain eylemin kılavuzunun ilerleyen yıllarda Şemdinli Belediye Başkanı yapılması ve geçmişteki "çözüm süreci" dönemlerinde meclis çatısı altındaki komisyonlarda dinlenmesi, devletin ve hukukun iyi niyetli adımlarının terör odakları tarafından nasıl bir meşruiyet devşirme aracı olarak suistimal edildiğinin en somut tarihsel belgesidir.

Sonuç ve Yargı Beklentisi

Mersin'den Şırnak Cizre'ye kadar uzanan bu eş zamanlı terör övgüleri, münferit birer paylaşım değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin egemenlik haklarına ve toplumsal huzuruna karşı yapılmış planlı bir meydan okumadır.

Terörü "direniş ve diriliş" olarak makyajlayıp sokaklara taşıyan, çocukları bu kirli ajandaya alet eden siyasi uzantılar hakkında Cumhuriyet Savcılıklarının ve adli makamların anayasal düzene karşı işlenen suçlar kapsamında ivedilikle harekete geçmesi beklenmektedir.

Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı

Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, katıldığı bir yayındaki açıklamaları ve sosyal medyada paylaşılan video içerikleri nedeniyle başlatılan resen soruşturma kapsamında gözaltına alındı

17.08.2026 16:10:00
Haber Merkezi
 
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Emekli Amiral Türker Ertürk gözaltına alındı
Eski Deniz Harp Okulu Komutanı emekli Tuğamiral Türker Ertürk, dijital platformlarda ve sosyal medya hesaplarında paylaşılan video içeriklerindeki ifadeleri nedeniyle adli takibata uğradı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen resen soruşturma kapsamında, Ertürk hakkında öğle saatlerinde gözaltı kararı uygulandı.

Soruşturmanın gerekçesi olan sözler

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, Ertürk'ün internet ortamında yayılan bir programda sarf ettiği iddia edilen siyasi içerikli ifadeleri üzerine inceleme başlattı. Kamuoyunda geniş yankı bulan ve soruşturma dosyasına giren açıklamalarda Ertürk'ün şu sözleri kullandığı belirtildi:

"Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli. Siz de, ben de... Tabii ki herkes de... Onun için Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece diye düşünüyorum."

Suçlamalar neler?

Başsavcılık tarafından yürütülen resen soruşturmanın detayları da netleşmeye başladı. Alınan bilgilere göre emekli Amiral Türker Ertürk'e, Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında "halk arasında korku ve panik yaratmak amacıyla tehdit" ve "suç işlemeye tahrik" suçlamaları yöneltiliyor.

Emniyete götürüldü, savcılığa sevk edilmesi bekleniyor

Hakkında başlatılan adli sürecin ardından harekete geçen İstanbul Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürlüğü ekipleri, Türker Ertürk'ü saat 14.00 sıralarında gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edilerek savcılık makamına ifade vermesi beklenen Ertürk hakkında adli kontrol veya tutuklama talebinin gelip gelmeyeceği ise işlemlerin ardından belli olacak.

Sürece ilişkin güncel yasal ve idari gelişmeler yakından takip ediliyor.

Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi

Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, YENİ Parti'yi, çerçeve yasayı iptali için Anayasa Mahkemesine taşımaya davet etti. Yayımlanan yazılı basın açıklamasında, "YENİ PARTİ grubunda bu kanuna 54 milletvekili "ret" oyu vermiştir. Dolayısıyla ortada hukuken kullanılabilecek somut ve son derece açık bir yol vardır. 54 milletvekili bu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir araya gelerek grup kararı alması ve kanunu Anayasa Mahkemesine taşıması mümkündür" denildi  

17.08.2026 13:03:00 / Güncelleme: 17.08.2026 13:07:21
Haber Merkezi
 
Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi
Avukatlar, çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine taşınmasını istedi
Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu, yayımladıkları yazılı basın açılamasında çerçeve yasanın iptali için Anayasa Mahkemesine başvuruda bulunulması gerektiğini vurguladı. Avukatlar bunun için de YENİ Parti'ye çağrıda bulundular.

Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu Basın Açıklaması şöyle:

"Değerli Basın Mensupları, Türk Hukukçusu değerli meslektaşlarımız ve Büyük Türk Milleti. 

PKK'lı teröristleri affetme yasasına karşı tarihsel sorumluluklarının farkına varmaları, bir ulus devlet olan laik, sosyal ve hukuk devletimize karşı "etnik azınlık ırkçılığı" düşüncelerinin önünü açan bu çerçeve yasaya karşı Türk Milletinin yanında yer almaları gerektiği konusunda Ankara Barosu'nu ve Türkiye Barolar Birliği'ni 5 Ağustos tarihinde uyarmıştık. Ancak Anayasaya açıkça aykırılıklar taşıdığı kabul oyu veren milletvekillerince dahi sabit görülen bu kanuna karşı tek laf etmeyen bu iki kurum Avukatlık Kanunu'nun kendilerine yüklediği vazifeleri ihmal etmiş, bugün burada Türk Milliyetçisi Avukatlar olarak bu basın açıklamasını yapmamıza neden olmuşlardır. 

Ülkemizde 40 yılı aşkın süredir bölücü terör örgütlerinin saldırıları sonucunda binlerce vatandaşımız şehit olmuş, gazilerimiz çok ciddi bedensel zararlar görmüşlerdir. Kahraman gazilerimiz bugün hainler affedilmeye çalışılırken, dün yapılanlar bugün yokmuş gibi sayılırken Ankara Güvenpark'ta hak ettikleri konumu ve saygınlığı kazanmak için günlerdir nöbette beklemektedir.

Devletin birinci vazifesi terörü yok etmektir. Devlet terörle müzakere etmez. Devlet terör unsurlarıyla görüşmez. Devlet terör unsurlarını ancak teslim alır. Terör kahraman güvenlik güçlerimiz eliyle ezilip sindirilerek teslim alındıktan sonra, terör örgütüyle ilişkili kişilerin durumuyla ilgili düzenleme yapar. Böyle bir düzenlemenin temel amacı, olmazsa olmaz şartı "Türkiye Cumhuriyeti Devletinde ve Türk Ulusu varlığında bütünleşmedir". Böyle bir bütünleşmede olması gereken irade "Federasyon ve özerklik taleplerimizden vazgeçiyoruz, Türkiye Cumhuriyeti devletinin ve Türk Ulus Kimliğinin bir parçası olmayı kabul ediyoruz." olmalıdır. 

Yine böyle bir düzenlemede Türk ulus kimliği dışında etnik azınlık ırkçılığı fikriyle siyaset yapan bütün partiler yasaklanıp kapatılmalı, yine aynı amaçlarla faaliyet gösteren bütün sivil toplum örgütlerinin faaliyetlerine son verilmeli ve yasaklanmalıdır. Terör örgütü teslim olmadan güya olacağı varsayımıyla bugüne kadar olanları yok sayıp bu eli kanlı katil teröristlerin affını istemek toplumsal barış ve uzlaşı duygusundan değil, ancak ihanete ortak olmaktan doğan aşağılık bir davranıştır. 

Diğer taraftan ihanet karşısında sessiz durmakta ihanete ortak olmaktır. Ankara Barosu ve Türkiye Barolar Birliği!ni sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Çünkü; Devlet, kendi otoritesiyle mücadeleye girişen terör örgütlerini birbirinden ayırmaz, içlerinden birini ayırıp onunla ilgili özel düzenlemeler yapmaz, diğer terör örgütlerinin amaçlarına ulaşmak için eylemlerini artırma konusunda onları teşvik eden görüşmeler ve yasal düzenlemeler yapmaz. 



Bu çerçeve yasa koşullu özel af mahiyeti taşımaktadır. "1 Haziran 2005 tarihinden günümüze kadar terör faaliyetleri kapsamında suç işleyenler teklif hükümlerinden yararlanabilecek." demek suretiyle bebek katili terörist başının da bu tarihten sonraki suçları örtülü olarak af kapsamına alınmıştır. Zira İmralı'daki hücresinde avukatları ve kendisine gelen heyetler marifetiyle terör örgütüne verdiği talimatlarla işlenen suçlar, bu kapsam dışında bırakılmıştır. Her ne kadar kasten öldürme suçu teklif kapsamı dışında tutulmuş ise de, teklif hükümlerine göre; Kamu görevlisi, asker, öğretmen, mühendis, çocuk, genç, yaşlı, kadın ayırt etmeksizin binlerce insanın katledildiği terör suçlarının işlendiği süreçte örgütü yöneten kişiler haklarında hiçbir soruşturma işlemi olmadan serbest bırakılabileceklerdir. Terör örgütü yöneticilerinin haklarında soruşturma başlatılmış olsa bile, bunlar kasten öldürme suçlarının işlenişine herhangi bir şekilde iştirak edip etmedikleri araştırılmadan soruşturmaları Cumhuriyet Savcısının kararıyla ertelenebilecektir. Bu karara karşı sulh ceza hakimleri kararı inceleyip karara bağlayacaktır. Dolayısıyla kişilerin ağır suretle yaralanmaları ve sürekli engelli kalmaları sonucunu doğuran saldırıları gerçekleştiren örgüt mensupları haklarında soruşturma işlemi yapılmadan tamamen serbest bırakılacaklardır. 

Çerçeve yasasının 7. maddesinin 4. fıkrasının hukuk devletiyle bağdaşan hiçbir yönü bulunmamaktadır. Çünkü haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılanlarla ilgili olarak verilen erteleme kararı üzerine başlatılan denetim sürecinde terör örgütü mensupları hiçbir kısıtlamaya tabi tutulmadan seçilme veya atama yoluyla kamu görevi üstlenebileceklerdir. Çerçeve yasası kapsamında kurulacak kurullara yargı organı konumu verilmekte ve 10. madde ile bu kurullarda görev yapan kamu görevlilerine yaptıkları işlerle ilgili hukuki, idari ve cezai sorumluluğun doğmayacağına ilişkin güvence sağlanmaktadır. Millet için yapılan bir hizmetle ilgili hukuki sorumluluktan kaçmak, cezai sorumluluktan korkmak, her şeyden önce yaptığı işin doğru olmadığını peşinen kabul etmektir. Yine çerçeve yasa kapsamında bir yürütme organı olan Milli Güvenlik Kuruluna yargı organı konumu verilmektedir. Terör örgütü üyesi teröristlerle ilgili bir karar verirken yargı organlarını Milli Güvenlik Kurulunun yapacağı tespitler bağlamaktadır. Bağımsız mahkemelerin kararları Milli Güvenlik Kurulu'nun tespitlerinin vesayeti altına alınmıştır. 

Çerçeve yasasının gerekçesinde "Milli egemenlik ilkesi ve ortak vatandaşlık bilinci etrafında şekillenen…" ifadesindeki ortak vatandaşlık bilinci bu çerçeve yasasından sonra gündeme getirilecek olan yeni anaysa çalışmalarındaki devletin kurucu unsurları adı altında Türk ulusunun egemenliğine ortak koşma çalışmalarının bir işaretidir. Gelinen noktada Türk Ulusu'nun bu hukuksuzluğa karşı haklarının korunması için önümüzde çok açık bir Anayasal denetim yolu bulunmaktadır. 

Anayasa'nın 150. maddesi, kanunların Anayasa'ya aykırılığı iddiasıyla doğrudan Anayasa Mahkemesine götürülmesini üç ayrı yoldan mümkün kılmaktadır:

* Cumhurbaşkanı, 
* Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubu ve
* TBMM üye tamsayısının en az beşte biri tutarındaki milletvekilleri. 

Cumhurbaşkanının ve iktidar partisinin bu kanunu Anayasa Mahkemesine götürmeyeceği siyasi irade olarak ortaya çıkmıştır. 120 milletvekilinin imzasını toplamak da mevcut Meclis aritmetiği içerisinde son derece güç görünmektedir. Zira kanuna karşı çıkan milletvekillerinin sayısı dahi 120'ye ulaşmamaktadır. Ancak burada kamuoyunun bilmediği, son derece önemli bir anayasal imkan daha vardır: Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde 91 milletvekili bulunan YENİ PARTİ, en fazla üyeye sahip iki siyasi parti grubundan biridir. 91 milletvekilinin salt çoğunluğu olan 46 milletvekilinin grup kararı yeterlidir. Ve bildiğimiz üzere YENİ PARTİ grubunda bu kanuna 54 milletvekili "ret" oyu vermiştir. Dolayısıyla ortada hukuken kullanılabilecek somut ve son derece açık bir yol vardır. 54 milletvekili bu kanunun Anayasa'ya aykırı olduğunu düşünüyorsa bir araya gelerek grup kararı alması ve kanunu Anayasa Mahkemesine taşıması mümkündür. 

Başlığıyla içeriği dahi birbirini tutmayan, terör örgütü PKK'lılar lehine infaz düzenlemeleri içeren kanunun Anayasa'ya uygun olup olmadığının Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi gerekmektedir. 

Biz Türk Milliyetçisi Avukatlar Grubu olarak Türkiye Barolar Birliği ve Ankara Barosu'nun yapmadığı çağrıyı YENİ PARTİ milletvekillerine yapıyoruz. Milletvekillerinin görevi yalnızca kanunlara oy vermek değildir. Anayasa'nın üstünlüğünü ve hukuk devletini korumak da milletvekilliğinin asli sorumluluklarındandır. Sadece seçim bölgesindeki seçmen hassasiyetini gözeterek oy vermekten öte, gerçekten bahsettiğimiz milli kaygılarla hayır oyu verdiyseniz bir araya gelerek alacağınız grup kararıyla bu yasanın iptali için Anayasa mahkemesine başvurmalısınız. 

Türk süngüsü ve coşkun ırmaklar gibi akan Türk kanıyla elde edilen bağımsızlık ve ulusal egemenliğimiz, kimseye verilemez, kimseyle ortak koşulamaz.

Egemenliğimize zarar verecek her türlü terör örgütüyle müzakere ve yasal düzenlemelere karşı tek başımıza kalsak dahi mücadeleye devam edeceğiz. Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarının bizlere emanet ettiği laik, sosyal, hukuk devleti olan Türk Cumhuriyeti Devletini ve ulus kimliğimiz Türklüğü savunmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Ankara Barosu'ndaki Türk hukukçularının rehberi Ulu Gazi'nin yalnızca Gençliğe Hitabesi değil, her an yüreğimizde kor ateşiyle duran Bursa Nutku da olacaktır. Herkes sussa da Ankara Barosu'nda Türk Hukukçuları susmayacaktır.

Ne Mutlu Türk'üm Diyene!"

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi

17.08.2026 13:00:00
Haber Merkezi
 
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
 MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Terörsüz Türkiye'nin devlet politikası olduğunu vurgulayarak "Şehit ve gaziler ile ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir." dedi
MHP lideri Devlet Bahçeli, "Terörsüz Türkiye"nin bir devlet politikası olduğunu, TBMM'de kabul edilen "Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun" ile önemli bir aşamaya geçildiğini söyledi.
Bahçeli, "Kanunun 467 milletvekilinin oyu ile kabul edilmiş olması 'Terörsüz Türkiye'ye, milli dayanışma ve toplumsal bütünleşmeye yönelik güçlü iradeyi ve kapsamlı mutabakatı göstermektedir" dedi.
"Milletimizin kahir ekseriyeti Terörsüz Türkiye'nin yanında duruyor" diyen Bahçeli, "Süreçte vatan, millet, bayrak ve tüm mukaddes değerler uğruna toprağa düşmüş aziz şehit ve gazilerimiz ile onların muhterem ailelerinin hatıralarına en küçük bir leke sürdürülmemiştir. Vurgulamak isterim ki bu aşamaya onlar sayesinde, onların kutlu mücadelelerinin sonucunda gelinmiştir. Bununla beraber Gazi ordumuzun ve fedakâr milletimizin dünden bugüne terörle mücadele hafızası, azmi ve iradesi bütün aşamalarıyla sahiplenilmiştir. Gizli kapaklı herhangi bir pazarlık, vatandaşlarımızın bilgisi dışında bir yol söz konusu olmamıştır. Sürecin hassasiyetine uygun bir üslupla, sabırla, akılla, vatan, millet sevgisiyle ve kardeşliğin kavileştirilmesine olan güçlü inanç ve iradeyle hareket edilmiştir" diye konuştu.

'Süreci karalamak isteyene fırsat yok'
Süreci karalamak isteyenlere karşı uyarılarda bulunan Bahçeli şu ifadeleri kullandı;
"Şüphesiz fitne fesat çıkarmak, iftira ile gelişmeleri enfekte etmek isteyen dahili ve harici karanlık odaklar olacaktır. Provokasyonlara karşı aziz milletimizi duyarlı olmaya davet ediyorum. Süreci karalamak ve çarpıtmak isteyenlere fırsat vermeyecek, emperyalizmin taşeronlarının kışkırtıcı hamlelerine, onların içerideki sözcülerine imkan tanımayacağız."

'Kanun bir af düzenlemesi değil'
Çıkarılan kanunun bir af düzenlemesi olmadığını hatırlatan Devlet Bahçeli, "Devam eden soruşturma ve kovuşturma süreçleri ile kesinleşmiş mahkûmiyet hükümleri bütün hukuki sonuçlarıyla varlığını koruyacak, suçun vasfına, mahkûmiyet kararına veya ceza sorumluluğuna ilişkin herhangi bir değişiklik olmayacaktır. Bu yönüyle Kanun, hukuki niteliği itibarıyla ceza adalet sistemi ile infaz hukukuna ilişkin sınırlı ve koşullu bir kanuni düzenleme niteliği taşımaktadır." dedi.

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı

Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında sosyal medyada paylaşılan video içeriğindeki ifadeleri nedeniyle soruşturma başlatıldı

 

17.08.2026 11:48:00
Haber Merkezi
 
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı
Emekli Tuğamiral Türker Ertürk hakkında soruşturma başlatıldı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir sosyal medya hesabı üzerinden paylaşılan video içeriklerinde geçen ifadeleri nedeniyle Türker Ertürk hakkında resen soruşturma başlattı.

Soruşturmaya, Ertürk'ün videoda dile getirdiği "Bakın artık iktidar değişecek. Ama acılı ama acısız, iktidar değişecek. Onun için herkes aklını başına devşirmeli... Yüksek Seçim Kurulu'nun vicdanlarına ve hukuka göre karar vermelerini bekliyoruz. Yoksa ileride müşkülat yaşarız ülkece..." şeklindeki açıklamaları neden oldu.

Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama

Türkiye ve 7 ülke, İsrail’in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı

16.08.2026 22:01:00
AA
 
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye'den İsrail'in Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesine kınama
Türkiye ve 7 ülke, İsrail'in ABD Başkanı Donald Trump'ın Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı. Hamas da bugün yaptığı açıkamada, İsrail'in Şarm El-Şeyh Anlaşması'na ve Trump'ın Gazze planına uymadığını ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını da reddettiğini belirterek, iatı Şeria, Gazze Şeridi, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmelerin ciddi tehdit oluşturduğunu bildirmişti.

Hamas tarafından yapılan yazılı açıklamaya göre,Halil el-Hayye başkanlığındaki heyet, Mısır'a gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında Mısır Genel İstihbarat Bakanı Tümgeneral Hasan Reşad ile İstihbarat Teşkilatının merkezinde bir araya geldi. Görüşmede, işgal altındaki Batı Şeria ve Gazze Şeridi'ndeki siyasi ve sahadaki gelişmeler ele alındı.

Açıklamada, İsrail'in günlük ihlaller gerçekleştirdiği, Şarm El-Şeyh Anlaşması ile Trump'ın Gazze planını tanımadığı ve üzerinde mutabık kalınan yol haritasını reddettiği vurgulandı.

Görüşmede Hamas heyetinin Batı Şeria, Kudüs ve İsrail hapishanelerindeki gelişmeler hakkında da kapsamlı bilgi sunduğu aktarılan açıklamada, "İşgalin yaptığı, bölgede ve uluslararası düzeyde üzerinde durulması gereken tehlikeli ve yıkıcı bir politikadır." değerlendirmesine yer verildi.

Türkiye ve 7 ülke de İsrail'in  Gazze planına ilişkin yol haritasını uygulamayı reddetmesini kınadı.

İstanbul'un Bakırköy ilçesinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nin bahçesindeki atıkların bulunduğu alanda yangın çıktı

İstanbul'un Bakırköy ilçesinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nin bahçesindeki atıkların bulunduğu alanda yangın çıktı

16.08.2026 17:46:00
Haber Merkezi
 
 İstanbul'un Bakırköy ilçesinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nin bahçesindeki atıkların bulunduğu alanda yangın çıktı
 İstanbul'un Bakırköy ilçesinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nin bahçesindeki atıkların bulunduğu alanda yangın çıktı
İstanbul'un Bakırköy ilçesinde Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nin bahçesindeki atıkların bulunduğu alanda yangın çıktı. Ekipler yangını kontrol altına aldı.
Yeşilköy Caddesi'ndeki Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Prof. Dr. Murat Dilmener Hastanesi'nde yangın çıktı.
Hastanenin bahçesinde henüz belirlenemeyen bir nedenle başlayan yangın üzerine bölgeye çevre ilçelerden çok sayıda itfaiye ekibi sevk edildi. Ekipler yangını söndürdü.

Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyonda aralarında Alihan Kuriş'in de bulunduğu 32 şüpheli tutuklanırken arama yapılan tek bir adreste 200 kilogram altın ele geçirildi

16.08.2026 17:39:00
Haber Merkezi
 
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Alihan Kuriş tutuklandı, tek adreste 200 kilogram altın ele geçirildi
Ankara merkezli 17 şehirdeki operasyon kapsamında; tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında tek bir adreste kaynağı belirsiz 1,34 milyar TL değerinde 200 kilo külçe altın ele geçirildi.

Adli kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde Ankara İl Emniyet Müdürlüğünce yapılan soruşturma kapsamında bir adreste arama yapıldı.

Tutuklu Alihan Kuriş'in kardeşi firari Hilmi Tuna Kuriş'e yönelik yapılan arama çalışmalarında adreste kaynağı belirsiz 200 kilogram külçe altın bulundu.

Operasyon kapsamında örgütün lideri Alihan Kuriş dahil 38 şüpheli gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüpheliler mahkemeye çıkarıldı. Mahkeme 38 şüpheliden 32'sinin tutuklanmasına karar verdi.

Hakkında tutuklama kararı verilen şüpheliler arasında örgütün lideri Alihan Kuriş de bulunuyor.

Mahkeme altı şüpheliyi ise ev hapsine çarptırdı.

Hakkında ev hapsi kararı verilen isimler arasında, eski Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) üyesi Ahmet Gökcen de bulunuyor.

Tutuklanmasına karar verilen isimler şöyle: Alihan Kuriş, Fahri Candemir, Süleyman Kahraman, Recep Okumuşlar, Şeref Toprak, Mehmet Hilmi Molla, Nezih Murat Büyükgöze, Metin Güer, Hilmi Şenol, Süleyman Hilmi Dinç, Yunus Aslan, Muharrem Hilmi Akbulut, Mehmet Aksu, Muhammed Dağ, Mehmet Bozpınar, Mehmet Akbacakoğlu, Ahmet Şimşek, Abdulkerim Emrah, İsa Çardak, Cevat Bağcı, Zeki Altınel, Hüseyin Türker, Mehmet Kurban, Mehmet Tekin, Mustafa Gökduman, Hamza Deniz, Kazım Per, Ahmet Uğur Pakcan, Rıdvan Erdal, Zübeyr Özcan, Hayrullah Uusl, Muhammet Karaköse.

Ev hapsine çarptırılan isimler: Yusuf Büyükgöze, Ahmet Gökcen, Ömer Yılmaz, Ahmet Efe, Selman Süleyman Keşkekçi, İsmail Hakkı Akgün.

Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza

İstanbul Sarıyer'de Kuzey Marmara Otoyolu'nda PTT kargo kamyonu otomobile arkadan çarptı. Kazada 1'i çocuk 2 kişi hayatını kaybederken 6 kişi de yaralandı

16.08.2026 16:50:00
İhlas Haber Ajansı
 
Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza
Kuzey Marmara Otoyolu'nda feci kaza
Kaza, Kuzey Marmara Otoyolu Uskumruköy Mevkii'nde yaşandı. Edirne istikametine seyreden PTT'ye ait kargo kamyonu, 34 PRV 011 plakalı otomobile çarptı. Feci kazada, otomobilde bulunan aileden 1'i çocuk 2 kişi hayatını kaybetti, 6 kişi de yaralandı.

İhbar üzerine olay yerine çok sayıda sağlık ekibi ve itfaiye sevk edildi. Yaralılar sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastanelere kaldırıldı. Olay yerinde hayatını kaybettiği anlaşılan 1'i çocuk 2 kişinin cenazesi Adli Tıp Kurumu morguna kaldırıldı.

Kaza nedeniyle Kuzey Marmara Otoyolu Edirne istikametinde trafik tamamen durdu. Ekipler araçların kaldırılması için çalışma başlattı.
logo

Beşyol Mah. 502. Sok. No: 6/1
Küçükçekmece / İstanbul

Telefon: (212) 624 09 99
E-posta: internet@yenimesaj.com.tr gundogdu@yenimesaj.com.tr


WhatsApp iletişim: (542) 289 52 85


Tüm hakları Yeni Mesaj adına saklıdır: ©1996-2026

Yazılı izin alınmaksızın site içeriğinin fiziki veya elektronik ortamda kopyalanması, çoğaltılması, dağıtılması veya yeniden yayınlanması aksi belirtilmediği sürece yasal yükümlülük altına sokabilir. Daha fazla bilgi almak için telefon veya eposta ile irtibata geçilebilir. Yeni Mesaj Gazetesi'nde yer alan köşe yazıları sebebi ile ortaya çıkabilecek herhangi bir hukuksal, ekonomik, etik sorumluluk ilgili köşe yazarına ait olup Yeni Mesaj Gazetesi herhangi bir yükümlülük kabul etmez. Sözleşmesiz yazar, muhabir ve temsilcilere telif ödemesi yapılmaz.