Bu haber kez okundu.

BOP’a karşı Ehl-i Beyt kalesi

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) fitnesi uğruna İslam coğrafyasını işgale soyunan Amerika’yı, işgale yönlendiren motivasyonu iyi anlamamız gerekiyor.

John Duls’e göre Amerika, kuruluşundan beri iki “misyon” seçmiştir: Biri; Hıristiyanlığın yayılması, yani evanjelizm. İkincisi; Büyük Amerikan şirketlerinin dünyada serbestçe iş yapabilmeleri için önlerindeki ideolojik, hukuki ve fiili engellerin kaldırılması, yani liberalizm.

Bu iki inanç uğruna sürekli savaş hali ABD’yi besleyip büyütür.

Bu ikili enerji patlaması ile İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Batı’nın liderliğini İngilizlerden devralan ABD, 1989’da Komünizmin çökmesi ve SSCB’nin dağılması ile birlikte Amerikan yüzyılını ilan etmiştir.

Komünizmin çöküşünün ardından öyle bir mağrurlukla malul olmuştur ki, “küreselleşme” ve “tarihin sonu” tezini ortaya atarak; kapitalist-liberal Hıristiyan değerlerin küresel tek egemen gerçeğe dönüştüğünü iddia ederek karşısında hiçbir inancın, ideolojinin direnmeyeceğini ileri sürmüştür.

Ardından bu tezin önüne çıkacak direniş coğrafyalarını yok etmek için Yahudi Huntington’un başını çektiği “medeniyetler savaşı” tezi sahneye sürülerek, Batılı entelektüellerin ve karar vericilerin kafalarına İslam’a karşı Yahudi-Hıristiyan savaşı fikri telkin edilmiştir. Entelektüel zeminlerde “medeniyetler savaşı” diye süslenen düşünce esasında ABD derin devletine yön veren NEO-Conların Siyonist Yahudi ve Hıristiyanların “Kıyamet Savaşı” inancından başka bir şey değildir.

Ateş topuna dönüşen İslam âlemi

Bugün Irak’ı işgal ile başlayan ABD’nin BOP’u bu inanç çerçevesinde kıyametten önce Tanrı İsa’nın yeryüzüne inmeden önce Hıristiyanların Yahudilerle birlikte şeytan kabul ettikleri Müslümanları yok ederek yeryüzünde Siyon iktidarının kurulması ve İsa’nın yeniden gökyüzüne çekilmesi inancının bir yansımasıdır.

Bu ideolojilerle seferber edilen Batı kamuoyu, hatta Asya kamuoyu sayesinde, Amerika egemenliğinde yeni dünya düzeni kurmak için 1. Körfez Harekâtı başlamıştır.

Ancak ABD’nin bu oyununu fark eden Rusya, Çin ve Brezilya gibi ülkelerin direnişi karşısında savaş maliyetinin artacağını ve mağlubiyetin yaşanacağını gören ABD taktik değiştirerek yine bir başka Yahudi Bernard Levis ve Kissinger sahne alarak, “Bundan böyle savaş medeniyetler arasında değil, İslam medeniyetinin içinde olacaktır” tezini ortaya atarak, savaşı Müslümanların içine taşınmıştır ve ateş topunu Müslümanların kucağına bırakmıştır.

Böylece Batı, haçlı seferlerini İslam dünyasından devşirdiği İslam kostümlü kişilerle yaparak maliyetsiz haçlı seferleri başlatmıştır. Bu haçlı seferlerinin başarı ile yürütülebilmesi için Müslüman coğrafyada etnik-mezhebî temelde ayrılıklar; Şii-Sünni, laik-gelenekçi fay hatları beslenmiş, hatta silahlı çatışmalara dönüştürülmüştür. 

Bir Batılı istihbaratçının itirafı ile eşek arıları gibi sözde İslami terör örgütleri oluşturularak İslam’ın dirilişi ve direnişi Batı’nın kontrolünde bir sapkın terörle manipüle edilmiştir. Böylece terör Müslüman evlerine ateşler saçan, İslam dünyasının zenginliklerini Batıya açan anahtar gibi kullanılmıştır.

Bir yandan El-Kaide sanal terör örgütü ve 11 Eylül saldırıları ile Batı kamuoyu İslami terör öcüsü ile ürkütmüştür. Diğer yandan “Ilımlı İslam” ve “Dinlerarası Diyalog” tezi üretilerek Müslümanlar kırk katır veya kırk satır ikilemi içerisinde teslim alınmıştır.

Müslüman kisveli deccaller

Terörle mücadele adı altında Ilımlı İslam tezine mecbur ve mahkûm edilen iktidarlar BOP çerçevesinde haçlı seferlerinin gönüllü neferlerine dönüştürülmüştür.

Başta ülkemiz olmak üzere ABD güdümündeki idareciler, İsrail’e karşı Müslümanların son kalesi olan Hizbullah’a “Hizbu’ş-şeytan” derken,  Amerikan askerlerine “kahraman” diyecek kadar kıblesini şaşırmıştır.

Hizbullah’ı terör örgütü ilan edip, Suriye’yi düşman belleyip, “İsrail’e muhtacız” diyen BOP’çu zihniyetin bugün İslam dünyasını getirdiği yer ortadadır. 15 milyon vatanından sürgün, 2 milyona yakın ölü, yıkılan şehirler, yok edilen medeniyetler, yağmalanan zenginlikler.

Allah Resûlü bu savrulmayı asırlar öncesinden haber veriyor, “Biliniz ki Deccaller sizin aranızdan çıkacaktır. Hakkı bâtıl, bâtılı hak gösterecek idarecilerden sakının” diyerek bu Müslüman görünümlü haçlı savaşçılarına dikkat çekmiştir.

Yine, “Müslüman kisveli deccaller; Hıristiyan, Yahudi ve sair güçlerle işbirliği içinde Irak-Şam bölgesi ve çerçevesindeki samimi mü’minlere musallat olacaktır. Bunlar ümmetin hakkında korktuğum en büyük beladır. Bunlar, kendilerini sapmış ve idareleri altındakileri saptırmış yöneticilerdir. Can kulağımızla dinleyiniz, duydunuz mu; benden sonra yalan ve zulüm ehli iradeciler türeyecek; kim onların huzuruna varır, onların yalanlarını onaylar ve bâtıllarına destek çıkarsa ben onlardan değilim, onlar da benden değil.” (Buhari).

‘Hz. Ali yüzlü önderler gerek’

Hiç şüpheniz olmasın ki başta Amerika ve İsrail olmak üzere, Yahudi-Hıristiyan istihbarat mahfillerinde dizayn edilen sözde İslami terör de, sözde Ilımlı İslam da bu Peygamberî ikaz ile işaret edilen deccal faaliyetleridir.

Bugün İslam dünyası, Batı başkentlerinde gizlice üretilen sözde İslami terör ve ona karşı mücadele bahanesi ile Batı ile açık işbirliği halindeki sözde Ilımlı İslamcıların makasa alması ile can çekişirken, aynı oyunun 15 Temmuz gecesinde ülkemizde de oynandığını gördük.

Batı’ya uşak olan güçlere karşı Batı’ya köle olanların verdiği mücadele ancak haçlı Batı’nın ekmeğine yağ sürebilir. 15 Temmuz gecesi bu hakikatin gözümüz önünde ispatından başka bir şey değildir.

BOP fitnesi artık ülkemizi de sarıp sarmalamış ateş topu gibi ocaklarımızı yakmaya başlamıştır. Bu fitneden korunmak için; bir başında evanjelik yılanlar, diğer başında liberal yalanlar bulunan bâtıl ve Batılı canavarı yok edecek Zülfikar gerek.

İşte bu deccallerin tuzağını boşa çıkaracak olan tevhidin merkezi Ehl-i Beyt anlayışı ve liberal soyguna dur diyecek Milli Ekonomi Modeli’dir.

Bugün ateşe koşan kelebekler gibi cahiliyle geleneklerine koşan ümmeti adalet ve ilim Zülfikar’ı ile doğrultan Hz. Ali yüzlü önderler gerek.

Batı’nın kışkırtmasıyla yeniden mezhep savaşlarına koşan ümmeti bu kör kuyudan çıkaracak olan Hz. Ali yürekli lider Prof. Dr. Haydar Baş’tır.

Bâtılın karşısında canıyla Hakkın şahidi ve şehidi olan Hz. Hüseyin gibi bâtıl ve batmış deccallerin karşısına dikilecek Hz. Hüseyin yürekli lider Prof. Dr. Haydar Baş’tır.

Müslümanları kardeş yapacak lider Prof. Dr. Haydar Baş’tır

Peygamber torunlarını çöllerde susuz bırakıp katlettikten sonra başlarını bir kaba koyup şehir şehir dolaştıracak kadar vahşete boğulmuş sözde Müslümanların kalbinde yeniden iman yeşertmek için bir ömür secdeden kalkmayacak İmam Seccad gibi; bugün İslam ümmetini boğazlamayı cihad zanneden Müslümanları kardeş yapmak için secdeye duran lider Prof. Dr. Haydar Baş’tır.

İslam’ı sapık inançlardan, felsefelerden, spekülasyonlardan arındırmak için İslam’ın ilk üniversitesini kurup İmam Azam’lar yetiştiren İmam Ca’fer gibi; insanlığı modern sapık ideolojilerden, fikirlerden, mezhep taassubundan kurtaracak çağın İmam Azam’larını yetiştirecek olan Prof. Dr. Haydar Baş’tır.

Haçlı saldırılarına, barbar saldırılarına karşı göğsünü siper eden Hacı Bektaş gibi bugün de modern haçlı seferlerine ve kirli tuzaklarına karşı Müslümanları yeniden Ehl-i Beyt nefesi ile tek yürek tek bilek yapacak lider Prof. Dr. Haydar Baş’tır.

Batı’nın barbar saldırıları karşısında yerlerde sürünen Anadolu Müslümanlarını ayağa kaldıran Mustafa Kemal Atatürk gibi, milletimizi düştüğü derin BOP çukurundan çıkarıp kâinat devleti yapacak lider Prof. Dr. Haydar Baştır.

 

(Bu metin, hukukçu-yazar İbrahim Berk’in, Milli ve Dini Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler Sempozyumu’nda yaptığı konuşmadan alınmıştır).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 9 ay önce

Prf Dr Haydar Bas ve Milli Ekonomi Modeline sirt dönmemin bedlini cok agir ödüyor bu Millet. Sahip cikarak hem kendini hemde cocuklarini gelecegini kurtarmasi da kendi iradesine bagli.

banner100