04 Şubat 2017 Cumartesi 16:21
1041 Okunma
Çipras'tan 'Ege bizimdir' iması!

Yunanistan'ın 8 darbeci askeri iade etmemesine karşılık olarak Türkiye'nin ortaya koyduğu Kardak hamlesiyle Ege'de yeni bir kriz sayfası açılmış oldu. Karşılıklı gelen ve sertlik dozu giderek yükselen açıklamalar gerginliği daha da tırmandırıyor.

 Son olarak Yunanistan’ın Ege’deki İstanköy adasında tatbikat planına tepki gösteren Türk Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Hüseyin Müftüoğlu, bu yöndeki hareketlerin uluslararası hukukun açık bir ihlali olduğunu belirtmişti. Yunanistan cephesinden ise Ege bağlamındaki tartışmalarla ilgili olarak imalı bir açıklama geldi.

Malta’da düzenlenen Avrupa Birliği (AB) Liderler Zirvesine katılan Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, Türkiye ile Yunanistan arasında 8 darbeci askerin iade edilmemesiyle başlayan Kardak adası ile derinleşen kriz hakkında açıklamalarda bulundu.

AB toplantılarının yapıldığı Malta’da gazetecilere açıklamalarda bulunan Çipras, “Ege’de aidiyeti belli olmayan (gri bölgeler) bölge yoktur. Varılan şey Yunanistan’ın Avrupa ve uluslararası hukuk çerçevesinde tüm sorunları çözüme kavuşturmak kararlılığıdır. Diyalog, işbirliği istiyoruz dikkat çekici hareketler değil. Yunanistan karşı taraftan ihlal edilen ulusal haklarını, uluslararası hukuk ve Avrupa hukuku içinde koruma kararlılığındadır” dedi.

Çipras Merkel'e Türkiye'yi şikayet etti!

Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras Almanya Şansölyesi Angela Merkel ile görüştü. Görüşmede Kıbrıs sorunuyla ilgili adil ve sürdürülebilir bir çözüm için yapılan görüşmelere olan bağlılığını dile getirdiği açıklanan Çipras, mülteciler konusunda AB-Türkiye Anlaşmasının uygulanmasının önemine vurgu yaptı. “Türkiye’nin uluslararası hukuka saygı göstermesi gerektiğini” vurgulayan Çipras, “Türkiye’nin Ege’deki tahrik edici iddia ve hamlelerinin Yunan-Türk ilişkilerini ve bölge barışı ve istikrarını sabote ettiğinin” altını çizdi.

Yunan Dışişleri 'rest' çekti!

Çipras'ın imalı açıklamasından kısa süre sonra Yunanistan Dışişleri Bakanlığı'ndan bir açıklama yapıldı.

Türkiye’nin “Ege’deki adaların askerden arındırılmış olduğu” tezine karşı çıkan Yunan Dışişleri'nden, “Yunanistan, Birleşmiş Milletler haritasının öngördüğü şekilde yasal savunma yapmak ve egemenlik ve topraksal bütünlüğünü savunmak için öngörülen önlemleri alma hakkında hiçbir zaman ve hiç kimseye karşı vazgeçmeyecektir. Türkiye’nin zaten, İtalya ve İttifak Güçleri arasında 1947 yılında imzalanan ve On İki Adaların tam egemenliğiyle birlikte Yunanistan’a verildiği Paris Barış Antlaşması'nda yer almayan taraf olarak, Türkiye için ‘res inter alios acta’ (iki taraf arasındaki bir anlaşma, üçüncü şahsı bağlamaz) olan bu Antlaşmadan hiçbir hak doğmamaktadır” şeklinde açıklama geldi.

Ege'de temelde 4 sorun var

Ege Denizi bağlamında Türkiye ile Yunanistan arasında karasuları, kıta sahanlığı, FIR hattı-hava sahası ve adaların silahlanması olmak üzere 4 temel noktada sorun var.

1- Karasuları sorunu

Lozan Antlaşması'nda Ege'deki karasuları 3 mil olarak kabul edildiği halde Yunanistan 17 Eylül 1936 tarihinde bir yasa ile karasularını 6 mile çıkardı.

Böylece Yunanistan'ın Ege'deki payı yüzde 35'e çıktı. 6 mili 1964'te uygulamaya başlayan Türkiye ise, yüzde 8.8'lik bir paya sahip.

Yunanistan arzuladığı gibi Ege'deki karasuları 12 mile çıkarırsa bu oranlar sırasıyla yüzde 63.9 ve yüzde 10'a olarak değişecek. Bu durumda Ege tam bir Yunan denizi haline dönüşecek. Yunanistan'ın Ege'de, bir kısmı da Türkiye'ye çok yakın yerlerde bulunan 2 bin 383 adası bu ülkeye böyle bir avantaj sağlamaktadır.

2- Kıta sahanlığı sorunu

Yunanistan, Türkiye ile herhangi bir anlaşma yapmadan kıta sahanlığını "eşit uzaklık" ilkesine göre tek taraflı bir biçimde saptayarak, bölgede yabancı şirketlere petrol arama izni vermeye başladı.

Yunanistan Ege denizi kıta sahanlığının tamamına sahip olduğunu iddia ediyor. Türkiye ise kıta sahanlığının Ege Denizi'nin en derin noktalarından geçen hatta göre sınırlandırılabileceği görüşünden hareket ederek 1 Kasım 1973'te, TPAO'ya, Anadolu'nun doğal uzantısı, yani kendi kıta sahanlığı saydığı yerlerde (ki bazı Yunan adalarının batısına düşüyorsa) petrol arama ruhsatı verdi. Yunanistan bunu bir notayla protesto etti ve böylece sorun tırmandı.

3- FIR hattı sorunu

Yunanistan, 1931'de bir kararname ile hava kontrol sahasını 3 milden 10 mile çıkarmış ve Türkiye o dönemdeki iyi ilişkiler nedeni ile herhangi bir itirazda bulunmamıştır. Ancak Yunanistan'ın hava sahasını 10 mil olarak kabul etmesini yarattığı sorunlar halen devam etmektedir.

4- Adaların silahlandırılması sorunu

1960 sonrasında Ege Denizi üzerindeki adalarda taraflar arasında egemenlik, denetim ve güvenliği sağlamaya yönelik anlaşmazlık başlamıştır. Yunanistan, askeri amaçlarla da kullanılabilecek havaalanı ve diğer tesislerin ilkini 1952'de Leros adasında kurmuştur. Lozan Barış Andlaşması'nın 12. maddesi anılan adaların 1914'te silahsızlandırıldığını doğrulamaktadır.

Son Güncelleme: 04.02.2017 18:41
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100