01 Temmuz 2017 Cumartesi 16:56
525 Okunma
Crans-Montana’da EOKA ruhu hortladı

ORHAN DEDE/İSTANBUL

50 yılı aşkın bir süredir defalarca kurulan müzakere masaları, Kıbrıs’ın tamamını isteyen Rumların ihtirası yüzünden hiçbir ilerleme sağlanmadan dağıldı. Rumların inadı bitmediği halde Birleşmiş Milletler (BM) başta olmak üzere AB ve ABD gibi Batılı devletlerin perde arkasındaki baskıları yüzünden anlamsız müzakereler yine de devam ediyor.

Son olarak Kıbrıs’ta taraflar, ‘Kıbrıs Sorunu’nu görüşmek için İsviçre’nin Crans-Montana kasabasında toplandı. Crans-Montana’da dördüncü günü de tamamlanan Kıbrıs Konferansı’nda 5'li toplantı dün yapıldı. Kıbrıs Konferansı'nın dördüncü günü, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri'nin Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide başkanlığında gerçekleştirilen dar kapsamlı toplantı ile başladı.

Toplantıya Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Yunanistan Dışişleri Bakanı Nikos Kotzias, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi lideri Nikos Anastasiades, İngiltere'nin Avrupa ve Amerika'dan Sorumlu Devlet Bakanı Alan Duncan katıldı.

Kıbrıs’taki tarafların hem kendi aralarında, hem de garantörlerle gerçekleştirdiği toplantıların ardından 30 Haziran’da BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in gelmesiyle, “Mülkiyet”, “Yönetim ve Güç Paylaşımı”, “Toprak”, “AB İlişkileri” ve “Ekonomi” başlıklarıyla “Güvenlik ve Garantiler” konularında açıkta kalan hususların paket şeklinde birbirleriyle bağlantılı olarak eş zamanlı ele alınması anlayışı gündeme geldi.

Dün liderler ve müzakere heyetlerinin yaptıkları toplantıların ardından konferansa pazartesi gününe kadar ara verildi. Müzakerelerde ilerleme olması halinde önümüzdeki hafta başbakanların da Crans Montana’ya gelmesi öngörülüyor.

Müzakere enkazı

Son 50 yıldır çeşitli dönemlerde gerçekleşen her toplantıda olduğu gibi Crans-Montana’da devam eden son toplantıda da Rumların inadı anlaşmaya engel olacak gibi görünüyor. Kıbrıs Türk halkına ‘azınlık’ olarak bakan ve eşit haklar sağlamaya yanaşmayan Rum tarafının, KKTC ve Türkiye taviz vermeye hazır olana kadar anlamsız müzakereleri sürdürmekten başka amacı olmadığı bir kez daha anlaşılmış oldu. Aslında Türkiye ve KKTC açısından Kıbrıs’ta çok büyük bir sorun yok.

Rumların 43 yıl önce Kıbrıs’ı kan gölüne çeviren katliamları, Türkiye tarafından Barış Harekâtı’nın gerçekleştirildiği 1974’den bugüne yaşanmadı. Sadece Kıbrıs Türk halkı için değil, Rumlar için de huzurlu yaşam o tarihten bu yana sürüyor. Mevcut durumun Kıbrıs Türk tarafı açısından istenmeyen tek yönü, KKTC’ye yönelik kısıtlamalar.

Avrupa Birliği (AB) üyelik müzakerelerinde Kıbrıs’ın durumunun sürekli gündeme getirilmesi ise konjonktürün Türkiye’yi rahatsız eden en önemli yönü. Bu ve bağlantılı bazı durumların haricinde mevcut konjonktür Türkiye ve KKTC açısından dayanılmaz bir sorun teşkil etmiyor. Kıbrıs’ta ‘sorun’ çığırtkanlığı yapan çevrelerin başında Rumlar ve AB başta olmak üzere Batılı devlet ve bunlarla bağlantılı uluslararası kurumlar geliyor.

1974 öncesi EOKA terörüyle elde edemediklerini Rumlar ve destekçileri, müzakere masalarında elde etmek istiyorlar. Sırf bundan dolayı Kıbrıs konusu, başlar başlamaz anlamını yitiren ‘müzakereler enkazına’ dönüşmüş durumda.

Ya anlaşma olmazsa…

Anlaşma olsa da olmasa da kazanan taraf Rumlar oluyor. Neden mi? Çünkü anlaşma olmaması durumunda Türkiye ve KKTC'nin ne yapacaklarını kimse dile getirmiyor. Türkiye ve KKTC’nin sanki anlaşmadan başka çaresi yokmuş, Rumların şartlarını kabul etmeye mahkûmmuş gibi bir izlenim veriliyor.

Crans-Montana’da konuşan Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun “Bu son konferanstır ve bir anlaşmaya ulaşmamız gerekiyor. Hala çözüme ulaşılamamış konularda anlaşmaya varmamız gerekiyor" şeklindeki ifadeleri de Türkiye’nin çözümden başka bir çaresi olmadığı kanaatini güçlendiriyor.

Bu durumda Rumların davranışlarında şımarıklık olarak kendini gösteriyor. Müzakere masası dağılsa bile eninde sonunda yeniden kurulacağını bilen Rumlar, hiçbir taviz vermeden tek taraflı taviz talep etmekten ve kabul edilemez şartları dayatmaktan asla geri durmuyorlar.

Oysa Türkiye çözüm sağlanmadığı takdirde atılacak adımları net bir şekilde ortaya koyması gerekiyor. Ama bu gereken tavır bugüne kadar ortaya koyulamadı. 2004 yılında Annan Planı referanduma sunulurken Türkiye, KKTC halkına ‘Annan Planı’nı Rumlar reddederse KKTC’nin tanınması için kapı kapı dolaşma’ sözü vermişti. Bu söz tutulmadı.

 

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100