Bu haber kez okundu.

Devlet milli bütünlükle korunur

Müslüman Türkler, tarihin her dönem ve devrinde teknikte, sanatta, zanaatta kısaca medeniyette insanlığa örnek olmuştur. Milli benlik ve şuurumuza sahip olduğumuz dönemlerde örnek oluşumuz devam etmiş, onu kaybettiğimiz oranda da zillete düşmüşüzdür.

Hamasi duygularından uzaklaşmış milletlerin ne dini ne de milli davası olabilir. Onun için yetişen neslimize öz benliğimizi, kimliğimizi, tarihimizi, örfümüzü, âdetimizi, geleneğimizi, geçmişimizi ve de dinimizi öğreterek kendine güvenen bir Müslüman Türk genci modeli yetiştirmemiz şarttır. Bu model şüphesiz tarihiyle, dili ve diniyle bütünleşen sanatını, zanaatını, örf ve âdetini seven nesil olacaktır. Milletimiz bu anlayıştaki insanımızın omuzlarında istikbale taşınacaktır.

Dünyada söz sahibi olmak istiyorsak herkesle uyumlu birlik ve beraberliğini temin etmiş Müslüman Türk gencini hep beraber yetiştirelim. Bütün varlığımızı bu insanın omuzlarına yükleyelim. Bu insan önce milletiyle daha sonra Müslüman Türk kardeşleriyle ve de tüm İslam âlemiyle en sonunda bütün insanlıkla barışmış olarak sadece kendinin değil bütün insanlık âleminin huzur ve mutluluk kaynağı olacaktır.

Müslüman Türk kimliğinin özellikleri

Bu bir Müslüman Türk kimliği modelidir. Bu kimlikte ne yok ki? Allah’a; Resulü Hz. Muhammed’e iman var. Ehl-i Beyt’ine ve Resulünün yolunda gidenlere aşk ve sevgi var, ibadet-taat var, insanlığa hizmet var. Milletiyle bir ve beraber olmak var, büyükleri saymak var, düşkünlere el tutmak var, Hak hesabına insanlara ve insanlığa tasarruf etmek var. Hakk’ı sevip O’nu zikretmek var. Hidayetten mahrum olanlara acıyıp onlara Hakk’ı taşıyarak tebliğ etmek var. Sabretmek var. Tevekkül ve tefekkür ehli olmak var. Kısaca inancını iç tabiatında iktidar etmiş Yunuslar, Mevlanalar, Hacı Bektaşlar, Ahmet Yeseviler var. Yani inanmış bir Türk kimliği modeli var. Kısaca geleneğine, örfüne, âdetine, tarihine, diline, dinine bağlı bir Müslüman Türk kimliği var.

Her milleti millet yapan temel değerler vardır. Bunun tersi de doğrudur. Bu değerler zaafa uğratılıp tahrip edildikçe o millet yok olmaya mahkûm olur.

Her millet için asıl olan ve korunması gereken iki önemli değer: Dini ve milli bütünlüktür.

Bunlardan din o milletin harcı gibidir. Milli bütünlük ise; o milletin zahiri teşkilatı ve bekasının gereğidir. Devlet ise milletin teşkilatlanmış halidir. Yani milletin organize olmuş halidir. Bu sebeple milletin korunması devleti, devletin korunması da milleti teminat altına alır. Devlet ile millet ise ancak milli bütünlükle korunur.

Şimdi kısaca milli bütünlüğün temel unsurlarını inceleyelim. Milli bütünlüğün başlıca yedi temel unsuru vardır. Bunlar: 1- Din, 2- Vatan, 3- Bayrak, 4- Dil, Milli kültür ve manevi değerler, 5- Milli gelenek ve görenekler, 6- Milli tarih, 7- Milli ideal (misyon)dir.

Din (İslam):

Yukarıda da belirtildiği üzere, milletimize ait milli bütünlüğün temel ve vazgeçilmez unsuru din, yani İslam’dır. Hatta milli bütünlüğün diğer unsurları dahi mana ve muhtevasını, değer ve yüceliğini dinden yani İslam’dan almaktadır. Bu yönüyle İslam, milletimiz açısından temel unsurlardan biri olmaktan ziyade, temeli, yani kökü ifade etmektedir. Bunun anlamı şudur: Eğer milli bütünlük bir ağaç misali ise, İslam, o ağacın kökü mesabesindedir. Bir bina için temel, bir ağaç için kökün yeri ve önemi açıktır.

Eğer milli bütünlük bir insan bünyesine benzetilirse, İslam o bünyedeki kalp ve beyin gibidir. Bu misalleri çoğaltabiliriz, önemli olan maksadı anlatmaktır.

Milli bütünlüğün temelinde de insan vardır

Tevhidin, tabiatıyla dinin (İslam’ın) milli bütünlüğe etkisi evveliyetle insanla olmaktadır. Zaten her şeyde olduğu gibi milli bütünlüğün temelinde de insan vardır. Her zaman ifade ettiğimiz gibi, insan “kendi yararına ve Hak adına kazanıldığı” zaman o, öncelikle milli bütünlük binasının sağlam bir taşı olacaktır.

Birlik önce insanda başlamalı, maksat ve gaye olarak tekrar insana dönmelidir. Birlikten önce o birliğin mimarı olacak insanın yetiştirilmesi, olgun vasıflı hale getirilmesi hayatiyet arz etmektedir. Öyle ki, bu insan nefsini terbiye ile ahlak-ı zemimeyi izale etmiş ve ahlak-ı hamideyi kazanmış olmalıdır.

Önce insan olgun vasıflı, bilgili, becerikli, basiret ve feraset sahibi olmalıdır. Ta ki onun elinden kendisine, ailesine ve milletine ve de tüm insanlığa faydalı, hayırlı işler çıksın.

Bu sebeple, İslam’ın tevhid akidesini insana hâkim kılmakla sorunların çözümüne ve milli bütünlüğe en büyük katkıyı yaptığını görmüş olacağız.

Evveliyetle insan kalbinde tevhid inancını barındırdığında can evinden fethedilmiş olur. Zira tevhidle müşerref olmuş bir kalbin sahibi Yüce Allah’ın gözetim ve denetimi altında olduğunu bilir, bu muhasebe ve murakabe ile yaşar. Böyle bir insan insanlara, millete sadece hizmet eder, hayırlı katkılarda bulunur. Mü’min barışçıdır, sulh ve sükûnu ister ve onu telkin eder. Hikmet ve ispat ile fikrini ortaya koyar, ama kavgacı değildir; zorlama yapmaz, yapılmasına müsaade etmez ve yaptırmaz. Bu Müslümanın tabii halidir. Bunu politik bir maksat için de yapmaz. Yaptığı hep Allah için ve Allah adınadır. Korkusu Allah’tan ümidi de Allah’adır.

Fikri ve tefekkürü tevhidle buluşmuş insan her hususta ölçü sahibi ve adil olur. Hak ve haklıyı tutar, zalime ve bâtıla prim vermez.

Mü’min birlik bütünlüğün mimarıdır

Kalbine ve fikrine tevhid hakim olmuş bir mü’minin ahlakı yanında amel ve hareketlerinde birlik ve bütünlüğe hizmet eder. Onun hayatı ibadet, sulh (barış) ve istikrarla kuşatılmıştır. O birlik–bütünlük mimarıdır; kendinde o vardır, topluma da onu hediye eder.

Bu bakımdan dine yönelen tahripkâr ellerin milli bütünlüğü hedef aldığından şüphe yoktur. Buna en bariz örnek Endülüs’ün parçalanmasıdır.

Endülüs’ü yok etmek isteyen güçler direkt Endülüs’ün milli bütünlüğünü hedef almadılar. Dini tahrip etmeyi denediler, bunu da teferruat konularından başlattılar. Akıl-nakil münasebetini irdelediler. İslam’la felsefeyi taktik, metot ve muhteva ve hatta gaye olarak iç içe göstermeye çalıştılar. Sistemli, planlı çalışmanın sonucu; 8 asırlık bir devletten ve medeniyetten hiçbir eser kalmadı.

Daha yakına gelelim: İşte Osmanlı’nın parçalanması… İslami hassasiyetin zedelenmesinden kültürel yozlaşmadan ve neticede insan özünün çürümesinden kaynaklanmış değil mi yıkım?

İngiliz Churchill’in dediği gibi; “Türkleri yenmek mümkün değildir, Kur’an ellerinde bulundukça; ya Kur’an’ı ellerinden almak ya da Kur’an’dan soğutmak gerekir” tespitinin ikinci şıkkı tercih edilip tatbik edilmek isteniyor.

Şark meselesi henüz bitmiş değil.

Vatan:

Milli bütünlüğün unsurlarından olan vatan kavramı, köken ve mahiyet olarak İslami muhtevalıdır. Zira vatan esasen sınırları belli bir toprak parçasıdır, ancak her toprak vatan değildir.

Şair ne güzel özetlemiş:

“Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”

Toprağın vatan olması, haklı bir mücadeleyi, vefayı, fedakârlığı hatta en değerli varlığı olan canını vermeyi gerektirir. İşte bu verilen can ve akan kan toprağı vatan yapan hikmet ve manayı taşıyor.

Ve vatan inancın yaşandığı mekândır. İnancın yaşanma mahalli olması vatana mukaddeslik vermiştir. Vatanı olmayan inançların yaşayamadıkları da tarihten sabittir.

Ve bu sebeple bizim inancımıza göre; “vatan sevgisi imandandır.” Bu hadis-i şerif şu gerçeği vurgular ki; vatan sevgisi iman ile doğru orantılıdır. Yani iman kemale erdikçe vatan sevgisi de güçlenip kemale erecek demektir.

Bayrak:

Bayrak görünüşte üzerinde ay ve yıldız resmi olan bir bez parçası, hakikatte ise, milleti temsil eden bir semboldür. Bir bez parçasını milleti sembolize eden bir unsur haline getiren mana yine din kaynaklıdır.

Şair ne güzel demiş:

“Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır.” O halde, bayrak uğrunda ölmek, Allah için millete ve onun davası uğruna feda-i can etmek demektir.

Nasıl ki, haç Hıristiyanlığı temsil ederse, Hilal de İslam’ı temsil eder.

Bayraktaki yıldız ise, İslam’ı yücelik ve yüksekliğini ifade eder.

Şimdi soruyoruz: Milli bütünlüğün sembolleri ve teminatı olan bayrak, sancak, şehitlik, gazilik gibi mana ve mefhumları İslami muhtevanın dışında tutmaya imkan var mıdır?

Milli Kültür, Dil ve Manevi Değerler:

Milli bütünlüğün unsurlarından biri de ortak milli kültür, dil ve manevi değerlerdir.

Milli kültür, medeniyetin bir tezahürü olarak tarih boyunca kökleşmiş kültürdür. Milli kültürü taşıyan vasıta ise dildir ki, milli eserlerin manası onunla anlaşılır.

Dil, millet fertlerinin ortak anlaşma vasıtasıdır. İnsanlardaki duygular ve fikirler kelimelerin sırtına yüklenmiştir. Dilden dökülen o kelimeler vasıtasıyladır ki sevinçler ve hüzünler paylaşılır, heyecanlar yaşanır.

Bir de manevi değerler cümlesinden manevi otoriteler, millete ruh  ve mana aşılayan ana dinamikler vardır. Mevlana’lar, Yunus’lar, Akşemseddin’ler, Hacı Bektaş Veliler, Hacı Bayram Veli’ler, Emir Sultan’lar, Ahi Evren’ler gibi… Bunlar milletimizin manevi harcı mesabesindedirler. Bu millet sevgiyi, saygıyı, kardeşliği, birlik ve beraberliği, milli heyecanı, cömertliği, merhameti, misafirperverliği, yardımseverliği, tasada ve kıvançta beraber olmayı hep bu mana büyükleriyle tatmıştır ve yaşamıştır.

Bu büyüklere ve bunların seleflerine ve vârislerine daima hürmet etmiş, sahip çıkmış olan insanımız ve milletimiz bu büyükler ve manevi değerlere bağlılığı sebebiyle hep aziz olmuştur.

Bizi millet olarak dünyanın efendisi yapan sır burada. Bizi dünyada geçmişte söz ve kudret sahibi yapan hikmet burada.

Esasen milli ve manevi değerlerin muhtevasını İslam’dan bağımsız düşünmek mümkün değildir.

Milli Tarih ve Milli Misyon:

Bu unsurlar olmadığı zaman ne millet varlığını devam ettirebilir, ne de milli bütünlük korunabilir.

Unutmayalım ki, milletimiz milli ve dini değerlere sahip çıktıkça yücelecek, hem kendi aziz olacak, hem de insanlığa hizmet edecektir.

(Bu sunum, Sabri Terzi tarafından, Milli ve Dini Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler Sempozyumu’nda yapılmıştır).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100