Bu haber kez okundu.

Diyarbakır’da tarihi kongre
 YENİ MESAJ / DİYARBAKIR
Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Diyarbakır İl Başkanlığı Sur ve Bağlar ilçesini birbirine bağlayan Yenişehir ilçesinde görkemli bir kongreye imza attı. Kongreye çok sayıda vatandaş ilgi gösterirken, BTP lideri Prof. Dr. Haydar Baş da sinevizyon aracılığıyla önemli mesajlar verdi. Kongreye ayrıca, BTP MYK üyesi ve bölge müfettişi Alaaddin Özkar, MYK üyesi Muzaffer Yağmur, İl müfettişi Bayram Kavak da katıldılar. 
Kongrenin açılış ve selamlama konuşmasını yapan İl Başkanı Eyyüp Aslan, ülkemizin ve dünyanın içinde bulunduğu kaos ortamında tek çözümün Prof. Dr. Haydar Baş ve kadrosu olduğu vurgusunu yaparak, konuşmaların ve sunumların can kulağıyla izlenmesini istedi.
BTP, Türkiye’nin her tarafında

teşkilatı olan bir partidir

Kürsüye ilk çıkan BTP MYK üyesi Muzaffer Yağmur, “Şuan Bağımsız Türkiye Partisi önümüzdeki seçimlere hazır ve Türkiye’nin her tarafında teşkilatı olan büyük bir partidir” diye başladığı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Ne yazık ki medya bildiğiniz gibi Bağımsız Türkiye Partisi’nin bu gidişini bir şekilde gölgelemeye çalışıyor. Şuan burada Diyarbakır’da Haydar Baş Bey’in evi olan Diyarbakır teşkilatının yapacakları çalışmalar; hocamızın fikirlerini Milli Ekonomi Modeli’ni, Ehl-i Beyt külliyatını her yere aktarmak, insanlara taşımak birinci elden ulaştıracak ekip olduğu için de onlara çok büyük görev düşüyor. Bu konuda Diyarbakır İl Teşkilatı başta Şeyhmus ve Eyyüp başkanlarım olmak üzere çok büyük hizmetlere imza atmışlardır. Diyarbakır’ın her tarafında gezdiğimiz zaman bunu görüyoruz, onları tebrik ediyorum.”

Gelecek günler daha kötü olacak

Daha sonra söz alan İl Müfettişi Bayram Kavak selamlama konuşmasının ardından, “Ülkemizin geldiği bu noktada bütün bu yaşananlar, yirmi otuz sene öncesinden Prof. Dr. Haydar Baş hocamızın bahsettiği olaylardır. Şimdi bir bir hepsi ortaya çıktı. Zaman onu hep haklı çıkardı” dedi. “Fakat bu haklı çıkarma Türk milletinin lehine olmadı, buradaki insanların lehine olmadı” diyen kavak konuşmasını şöyle sürdürdü: “O, yaşanacak kötü bir kaderden bahsetti ama insanlar onu anlamadı. İnsanlar, ‘siz komplo teorisi kuruyorsunuz böyle bir şey olamayacak, buralar güllük gülistanlık, bize bir şey olmaz’ dediler fakat zaman başta hocamızı ve Bağımsız Türkiye kadrolarını haklı çıkardı.
Artık bu anlayışı terk edip önümüze çıkacak müjdeli günleri yaşamak için Genel Başkanımızı anlamamız lazım. Öncelikle şunu ifade edeyim, Genel Başkanımız Prof. Dr. Haydar Baş, konuştuğu her cümleyi boşuna söylemez. Onun her konuşmasında bir hikmet vardır. Ben onu 25 senedir tanırım, her söylediği bir zaman sonra önümüze mutlaka çıkar. Yakın zamanda iki seçim geçirdik. Bu bölgede yaşanacak olan sıkıntılardan bahsettiğimizde bize kulak asmadılar ve bu kader artık kaçınılmaz hale geldi ve korkarım ki hala bir uyanma söz konusu olmadığı için bu kötü netice daha da katlanarak ilerleyecektir. Yani şunu unutmayalım; yarınımız bugünden daha iyi olmayacak daha da kötü olacak, daha kötü olacak, daha kötü olacak. Ne zamana kadar? Ta ki Prof. Dr. Haydar Baş hocamızı anlayana kadar.”

Sinevizyon gösterimine büyük ilgi

Diyarbakırlıların yoğun ilgiyle izlediği 20 dakikalık sinevizyon gösteriminde BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli anlatıldı. Birçok devletin bilim adamlarının Milli Ekonomi Modeli hakkındaki görüşlerine de yer verilen sinevizyonda vatandaşlık maaşı, doğum ikramiyesi ve asgari ücret gibi projelerin nasıl hayata geçirileceği anlatıldı. Sinevizyonda ayrıca Prof. Dr. Haydar Baş’ın Rus Meclisi Duma’da yaptığı tarihi konuşmadan bazı bölümler ve Rusların “Ne Mutlu Türküm Diyene” sözleri de gösterildi. 
Sinevizyon gösteriminin ardından delegeler oy kullanmak üzere sandık başına gitti.

Diyarbakır’ın özel bir yeri var

Delegelerin oylarını kullanmalarının ardından BTP MYK üyesi Alaaddin Özkar konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edildi. Diyarbakır’ın 6. Olağan Kongresinin milletimiz adına, nefsimiz adına ve Diyarbakır halkı adına hayırlara vesile olmasını dileyen Özkar, konuşmasına “Diyarbakır’ın benim gönlümde özel yeri vardır” cümlesiyle başladı.
Özkar “Buraya geldiğim zaman ne hikmetse ayrı bir haz duyuyorum çünkü insanlık burası, medeniyetin beşiği burası, tarihte peygamberlerin gezdiği yer burası, Selahattin Eyyubi’nin at koşturduğu yer burası” dedi. 
Bölgeyle ilgili bir hatırasını anlatan Özkar, “Bir gün Şırnak’ta, Gabar’da misafir olduğum bir evde insanların sıcaklığına şahit oldum. Misafir olduğum hane halkı, dışarı çıkmak, abdest almak için müsaade istediğimizde gencinden yaşlısına hepsi birden ayağa kalkıyor, 65 yaşındaki hane sahibi amcamız bir elinde havlu bir elinde ibrikle seni bekliyor, odaya giriyorsun hepsi birden ayağa kalkıyor seni ayakta karşılıyor. İşte böyle farklı bir bölge yahu bu medeniyet nerede var. Bizim medeniyetimiz hiçbir yerde yok fakat bizi ne hale getirdiler.
Şuan ülkemiz ne halde Müslüman’ın Müslüman’ı vurduğu etnik milliyetçiliğin ön plana çıkarıldığı Alevilik Sünnilik davasının körüklendiği bir hal aldık” ifadelerini kullandı. 

Bu millet kendisinden olanı seçmek zorundadır

Özkar konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bunu kimler yaptı! 13 yılda ne hale geldik. Dış politikada bütün ülkelere düşman olduk. Ben Suriye’ye 10 km’lik uzaklıkta oturuyorum. Çıplak gözle Suriye’nin köylerini görüyorum ve Suriye’ye sık sık gidip gelen bir insanım. Bir devlet, insanının inancıyla uğraşmıyorsa o devletle senin bir işin yoktur. Orda bazı camilerde gece gündüz Kur’an okunur. İslam inancına göre ticaret yapılır, isteyen de gider Halep’in başka bir semtinde içki içer. Devlet bir şeye karışmazdı. Bizim ülkeden bir farkı yoktu yani. Suriye’yi bu hale biz getirdik, bu hükümet getirdi. Esad’ı devirmek adına Suriye’yi bu hale bu hükümet getirdi. Bugün oradaki terör döndü bizi vuruyor.
Genel Başkanımız o zaman ne dedi ‘Şam’ın düşmesi Ankara’nın düşmesi demektir, Suriye’nin bölünmesi Türkiye’nin bölünmesidir.’” 

Suriye’ye girmek için fetvalar verdiler

BTP sevdalılarına bir hatırlatma yapan Özkar, “Fakat Türkiye’de cüppelisi, sarıklısı, o’su, bu’su Suriye’ye girmeyi meşru göstermek için fetvalar verdi. Ben Suriyelilerle iç içe yaşıyorum. Suriye’den kaçan bir genç, tavukçu dükkanı açmış. Altı yedi tane de eleman yanında çalışıyor inanır mısınız cüppelinin öldürülmesine fetva verdiği bu Suriyeli, Cuma namazı vakti işlerin en yoğun olduğu saatte dükkanını kapatarak küçük çocuğuna varıncaya kadar Cuma namazına gidiyor. Benim Sünni kardeşim tavukçu da tavuğunu satıyor, fırıncı küreğini sallıyor, galerici galerisinde oturuyor cumaya gitmiyor. Cumaya gitmeyenlerin cumaya gidenleri öldürmeleri hak gibi gösteriliyor. Allahın haram dediği her şeyi yapıyor bu hükümet. Faiz doğal hale geldi, zina serbet oldu, besmeleyle kilise evi açıldı. Bu millettin bereketi mi kalır, bu millettin doğruyu yanlışı ayırma kabiliyeti mi kalır! Tüm sorunlardan kurtulmak için bu millet kendisiyle beraber olanı seçmek zorundadır. Bu ülkede Kürdü, Lazı, Çerkezi, Arabı, Acemi bir bilek bir yürek yapacak  tek irade Prof. Dr. Haydar Baş ve Bağımsız Türkiye Partisi’dir” şeklinde konuştu.

Sorunların sebebi Haydar Baş’ı gizlemeleridir

Sayın Özkar’ın konuşmasının ardından yapılan oy sayımında Eyyüp Aslan’dan bayrağı devralan Şeyhmus Elçi Diyarbakır İl Başkanı oldu. Kürsüye gelen Şeyhmus Elçi selamlama ve teşekkürün ardından ülkemizde ve dünyada yaşanan sorunların temel kaynağının Prof. Dr. Haydar Baş’ı setretmekten ibaret olduğunu dile getirdi.
“Kıymetli misafirler, bağımsızlık sevdalıları… Burada anlatılan meseleleri, sinevizyon sunumundaki gösterilen konuları başka hiçbir TV kanalında, basın yayın organında duydunuz mu?” sorusuyla konuşmasına başlayan Elçi, “hayır” karşılığını aldı. Elçi konuşmasını şöyle sürdürdü: “Rusya’da dağıtılan vatandaşlık maaşının, 15 bin dolar doğum ikramiyesinin Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli’nden verildiğini duydunuz mu? Hayır. Müthiş bir karartma operasyonu var ülkemizde. Bu karartmayı da yine milletimizi kullanarak hayata geçiriyorlar. Millet bilerek ya da bilmeyerek bu karartmaya ortak olarak kendisine sağlanacak imkanlardan oluyor. Millet kaybediyor ve millet kendisini kullananları, kaynaklarını sömürenleri yok pahasına peşkeş çeken Meclis’teki partileri baş göz ediyor.

Silvan ve Sur’da tarihi arka planı görmek lazım

Bakın dünya üzerinde her tarafta kan var gözyaşı var. Analar ağlamasın denildi, analar ağlıyor hem de Ortadoğu ve İslam ülkelerinde analar ağlıyor. Ama İslam coğrafyasına baktığımızda müthiş kaynaklar var. Bu bağlamda Diyarbakır’a baktığımızda ne buyurdular meclise giren partiler ‘Avrupa Birliği’nin yolu Diyarbakır’dan geçer’, bir diğeri de ‘Diyarbakır bölgenin bir merkez olabilir, yıldız şehir olabilir’ dedi. Gördük yıldız şehrin nasıl olduğunu.
Geliyoruz Diyarbakır’ın Sur ilçesinde, Silvan ilçesinde seçimlerde 6 ay önce bir dizi çalışmalar yaptık, halkımızı uyardık dedik ki; Genel Başkanımız setrediliyor, Genel Başkanımız iktidar olmazsa bir gecede Diyarbakır’ı karıştıracaklar. Silvan ve Sur’daki olayların tarihi arka planı var. Mustafa Kemal 1916’da Silvan ilçesine geliyor bir yıl burada ikamet ediyor Silvan’da Atatürk’ün evi var. 16. Kolordu komutanlığı döneminde burada müthiş icraatlara imza atıyor, birliği tesis ediyor. Silvanlı Kürt âlim şeyh Selim Efendi’nin 14 yaşından büyük talebeleriyle, Sadık Üstün, Mehmet Budak dönemin müftüsü Abdurahman el Hüseyni ve birçok Silvanlı, Kulp’lu ve Hazrolu gençlerle Rus kılığına girmiş Ermeni çetelerini kulp ovasında etkisiz hale getiriyor. Doğu Kafkas cephesini savaşmadan kapatıyor. 1917 yılında Sur ilçesinde bugün hazreti Süleyman diye anılan caminin üst kısmında Mustafa Kemal’in evi vardır, şuan müze.
1917 yılında da bir yıl burada kalıyor 2. Ordu komutanlığını kuruyor. 1. Dünya Savaşı’na çıkarmalar yapıyor, halkın birliğini tesis ediyor. İzmir’de hükümet konağına İngiliz ve Yunan bayrakları asılmış o dönemde. O bayrakları indirip Türk bayrağını göndere çeken Mustafa Kemal’le beraber savaşan Kürt Reşo’dur. Bir Kürt yapıyor bunu. Şimdi o günlerden bugüne bakarsak yeni bir Atatürk’ün Diyarbakır’a gelmesi gerekiyor. İşte o Atatürk, hoca Atatürk Prof. Dr. Haydar Baş Bey’dir.
O yüzden bu bölgede insanların Haydar Baş Bey’in arkasında olmaması için fitneler zuhur ediliyor. Şuana kadar 100 yıl içerisinde 2 insan hakkında müthiş iftira ve karalama kampanyası başlatılmıştır. Biri Mustafa Kemal Atatürk diğeri Prof. Dr. Haydar Baş’tır. Özelikle bu fitneleri de İslami cihetten olan insanlar hayata geçiriyor. Genel başkanımız hakkında ekilen fitneler, milletimizi, Diyarbakırlıları haklarından, kaynaklarından etme, liderinden uzak tutma mantıklıdır.”

Diyarbakır’ın her ilçesinde bir maden var

Konuşmasına Prof. Dr. Haydar Baş’ın sözlerini hatırlatarak devam eden Elçi, “Genel başkanımız ‘Türkiye’de 3 katrilyon dolarlık yer altında servetimiz var’ dedi. Bakın ülkemizin her ilinde bir maden rezervi var ancak Diyarbakır’da her ilçede farklı maden rezervleri mevcut. Şura Karacadağ, buradan Diyarbakır’a varıncaya kadar titanyum var, petrol var, asfaltit var, taşı toprağı altın Diyarbakır’ın. Ergani ilçesi Güney Kırtepe’de 1405 metrede 28 graviteli dünyanın en kaliteli petrolü çıkarılıyor. Lice ilçemizin mermer köyünde, geçen bombanın patladığı yer. 35 yıldır orada petrol çıkarılıyor.
Bakın Genel Başkanımız ne buyurdu! 1500 sene yetecek kadar kaynağımız var demişti. Bu kaynağa üşüşenler hocamızı ekranlarda gösterir mi, tabi ki setredecekler. ‘5000 TL asgari ücret vereceğim’ dedi. Biz millet olarak ağzımızı kıvırdık kendimizi 5000 TL’ye layık görmedik. Sen kendini layık görmezsen elinden bütün imkânları alırlar, seni 500 TL’ye mahkûm ve muhtaç ederler.
Sen devlet olarak vatandaşlarına 5000 TL verirsen Sur ilçesinde, Silvan’da bu olaylar tezahür eder miydi? Mümkün değil. Bakın, ülkemizde sadece bir maden rezervinden bahsedeyim, toryum 360 trilyon değerinde. Toryumumuz var 77 milyonun tamamına 935 ay boyunca 5000 TL dağıtırız. Bu kaynaklar yabancılara peşkeş çekildi. İşte Haydar Hoca bu sülüklere dur dediği içindir tüm bu setretme ve iftiralar. 

Bugünle 1400 sene öncesi aynı

1400 sene önce Muhammed Mustafa (s.a.v.) Allah’ın emriyle meydana çıktığında insanlar 300 küsur tanrıya tapıyor… Yol tanrısı, kervan tanrısı, para tanrısı, şu tanrı bu tanrı… Helvadan, tunçtan, demirden, keresteden yapılan tanrılara tapıyorlar. Bu tanrıları birkaç aile üretiyor, satıyor para kazanıyor. Acıktıkların da ise bu tanrıları yiyorlar, satıyorlar. Şimdi Muhammed Mustafa’nın bir tek Allah’ını kabul eder mi, insanları sömüren birkaç aileden ibaret topluluk? Tabi ki onunla mücadele edecekler, karalayacaklar hatta suikast bile düzenlediler. 
Şimdi bugüne gelelim. 1 ton odun kaç para bilen var mı? Adam Amerika’da 1.5 ton çam ağacını kesiyor 875 TL maliyeti. Kağıda dönüştürüyor, mürekkeple boyayıp 50 milyar doları çantasına koyup gelip, madenlerimizi topraklarımızı kağıtla mürekkeple ele geçiriyor. İşte Haydar Hocamız bu sömürüye dur diyor. Ülkemizi sömürenler hocamızı ekranlarında gösterirler mi? 1400 sene önce hak ile batılın savaşı neyse bugün de aynısı yaşanıyor.
Bu manada hepimize çok görevler düşüyor bu haksızlığa dur demek zorundayız. Hepimizin hocamızın safında safımızı alarak bu mücadeleye kayıtsız kalmamamız lazım. Bakın Prof. Dr. Haydar Baş’ın setredilişi, bu millettin yok oluşuna da vesiledir. Sizleri vatancüda edecekler” dedi.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100