Bu haber kez okundu.

Hukuk devleti anayasanın teminatındadır

 Devlet anlayışı, üç aşamadan geçerek günümüze gelmiştir:

1- Polis devleti,

2- Yasa devleti,

3- Hukuk devleti.

Polis Devleti:

Toplumlar yüzyıllarca polis devleti koşulları içinde yaşamışlar ve yönetilmişlerdir. Polis devletinde siyasal iktidar tek kişinin ya da bir grup insanın elindedir. Bir kişi veya grup, ekonomik ve siyasal gücü elinde bulunduran sınıfın temsilcisidir. İster şef, kral ya hükümdar, isterse imparator adını taşısın, bu sınıf adına yönetimi elinde bulundurmaktadır. Emir ve fermanları yasa hükmündedir. Bunlar için bir denetim söz konusu değildir. Yasama, yürütme ve hatta yargı gücü tek elde toplanmıştır.

Yasa Devleti:

Polis devleti asırlar boyu uygulamasını sürdürdü. Ona karşı kanlı mücadeleler verildi. Özgürlük, eşitlik sloganları altında verilen bu mücadelelerin hedefi temelde sömürü sistemi idi. Ekonomik yönden güçlü olan egemen sınıfların sömürüsü değişik adlar ve şekiller altında sürüyordu. İnsanlar uyanmaya, bilinçlenmeye başladılar. Tek kişi ya da kişiler tarafından buyruklarla, fermanlarla sürdürülen yönetime karşı çıktılar. Keyfi nitelikte emirlerle insanlar yönetilemezdi. Meclisler kurulmalı, yasalar çıkarılmalı, bu yasalar halkın yararını gözetmeli, haklarını göz önüne almalıydı. Bu düşünce ve amaçlarla verilen mücadeleler sonunda, değişik adlar altında meclisler kuruldu. Yasaları bu meclisler çıkardı. Emir ve fermanların yerini yasalar aldı.

İşte bu tür devletlere “yasa devleti” denildi.

Ancak yasalar da haksız olabiliyordu. Halkın değil, belli bir kesimin çıkarları için düzenlenebiliyordu. Demek ki, yasa devleti de sorunu çözmüyordu.

Yasa devletinin halk zararına ortaya çıkan yönleri hukuk devleti kavramına itibar sağladı.

Hukuk Devleti:

“Yasa” ve “hukuk” kavramları ayrı ayrı kavramlardır. Hukuk, hakkın çoğuludur. “Hukuk” kavramında, hangi koşullarda olursa olsun “haklılık” anlamı vardır.

Haklılık, hukukun özünden ayrılamaz. Hak, haksızlığın her türlüsüne karşıdır. Eğer bir yasa haksızsa hukuk bu yasaya da karşıdır, bu yasanın hukuka uygun hale dönüştürülmesini savunur.

Sırf yasaya değil, “hukuka uygun yasalara” değer verilmelidir. Böylece hukuk devleti ve hukukun üstünlüğü kavramları kamu hukuku alanında en yüce yeri almış olur.

Devletin hukuki yapısını gösteren ve kamu hukukunun en üst noktasında ve de tüm yasaların üzerinde bulunan temel belgenin adı “anayasa”dır.

Birinci Dünya Savaşı sonunda barış sözleşmeleri yapılmıştır. Türkiye ile yapılan barış antlaşması Lozan, nasıl ki Prof. Dr. Haydar Baş’ın deyimiyle ülkemizin tapu senedi ise; anayasamız da devletin kuruluş projesidir. Devletin şeklini, niteliklerini, organlarını, temel hak ve özgürlükleri gösterir ve güvencesini oluşturur.

Anayasanın 1. maddesi devlet şeklinin “cumhuriyet” olduğunu belirlerken, 2. maddesi de bu Cumhuriyetin niteliklerini tespit eder:

“Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”

‘Hukuk devleti, hukuka bağlı devlet demektir’

Devletin hukuk devleti olduğu hususu anayasanın teminatı altındadır.

Hukuk devleti, hukuka bağlı devlet demektir. Devlet yönetimi ve yetkilerinin sınırını hukuk belirler. Deyim yerindeyse buna “devletin anayasallaşması” diyebiliriz.

Siyasal iktidarın keyfiliği ve hukuk dışına çıkması nasıl önlenecektir? Kuvvetler ayrılığı ile… Devlet gücünün tek elde toplanmasını ve rejimin diktaya dönüşmemesi için yasama, yürütme ve yargı güçleri ayrı organlara verilmiştir. Bu organlar birbirlerine hasım değil ülke ve millete hizmet için koordineli biçimde çalışma durumundadırlar. Aynı zamanda hukuk devleti adına denetim mekanizmasını da sağlarlar.

Şöyle ki:

Yasama yetkisine sahip TBMM, güven oylaması, gensoru gibi yöntemlerle yürütme organı Hükûmeti denetler. Bu siyasal denetimdir. Ancak siyasal iktidar Meclis çoğunluğuna sahipse denetimin sağlıklı işlemesi mümkün olmayabilir.

Bir de yargısal denetim vardır; Yargı organı İdari Yargı kanadıyla (İdare Mahkemeleri ve Danıştay) Yürütme organını denetlerken, Anayasal Yargı adına Anayasa Mahkemesi de Yasama organını denetler; yasaların hukuka uygunluğu, dolayısıyla hukuk devleti ilkesinin uygulaması bu denetim kapsamındadır.

Hukuk devletinin özellikleri nelerdir?

Anayasa Mahkemesi hukuk devletini şöyle tanımlıyor:

“Hukuk devleti demek, insan haklarına saygı gösteren ve bu hakları koruyucu, adil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendisini yükümlü sayan, bütün davranışlarında hukuk ve anayasaya uyan, bütün işlem ve eylemleri yargı denetimine bağlı bulunan bir devlet demektir. İnsan hak ve hürriyetlerinin ve toplumun huzur ve refahının güvenlik altına alınması ise ancak ve ancak hukuki durumlarda kararlılık sağlamakla olabilir.” (Anayasa Mahkemesi’nin 25.2.1966 gün ve 751 sayılı kararı).

Hukuk devleti kavramının özellik ve koşullarını özetlersek:

1- Yasalar, hukuka, anayasaya ve evrensel hukuk ilkelerine uygun olarak düzenlenecektir.

2- Anayasa hükümleri de hukuka, temel hak ve özgürlükleri güvence atına alan uluslararası antlaşmalara uygun olacaktır.

3- Yasaların hukuka, anayasaya ve evrensel hukuk ilkelerine uygunluğu “yargı yoluyla” denetlenecektir.

4- Yargı organları bağımsız olacak ve kararları uygulanacaktır. Olağanüstü ve özel mahkemelere yer verilmeyecektir.

5- İşkencelerin önlenmesi için her türlü önlem alınacaktır.

6- İdarenin tarafsızlığı sağlanacaktır.

Hukuk devleti yaralanıyor ise bu toplumun yara alması olur ve sonucunda huzursuzluk, insanlar arasında kamplaşma, şiddet, dahası terör alır başını gider. İnsanlara eşit davranılmaz, ayrım gözetilirse, haksızlıklar yapılırsa neticesi bu olur. Haksızlığı önleyecek, adaleti sağlayacak hukuk devletidir. Milletin bütünlüğünün, birlik ve beraberliğinin ortak paydası hukuktur. Hukuk milletin namusu ve bayrağıdır. Hak ve hukuktan sapıldığında haksızlığa uğrayan yurttaşlar devletine küsmekte hatta evini köyünü terk etmek zorunda kalmaktadır. Örneğin Alevi kardeşlerimize yönelik nefret eylemleri, siyasilerin nefret söylemlerinden kaynaklanmaktadır. Hukuk devleti her türlü ayrımcılığa karşıdır.

Milli bütünlüğümüz ve toplumsal namusumuzun teminatı hukuk devletidir.

(Bu metin, Prof. Dr. Ünal Emiroğlu’nun, 9 Ekim’de İstanbul’da yapılan Milli ve Dini Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler Sempozyumu’nda yaptığı konuşmadır).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.