Bu haber kez okundu.

İsrail’e hizmette sınır yok!
HABER MERKEZİ
Başkanlık sistemi yolunda Ahmet avutoğlu'nun tasfiye edilmesi, Güneydoğu'da devam eden çatışmalar, Suriye'den Gaziantep ve Kilis'e atılan roketler, piyasalardaki büyük dalgalanma... Türkiye her biri diğerinden kritik gündemlerle boğuşurken el altından da çok kritik adımlar atılıyor. Tüm komşularıyla köprüleri atarken İsrail ile ilişkileri düzeltmeye çalışan Ankara, Telaviv yönetimine jest üstüne jest yapıyor.
Hükümet bu kapsamda İsrail'e büyük bir jest daha yaptı ve İsrail’e yönelik NATO vetosunu kaldırdı. Vetonun kaldırılmasıyla birlikte İsrail, NATO’da daimi temsilcilik açma ve askeri tatbikatlara katılma hakkı kazandı. Bu gelişme İsrail’e aynı zamanda NATO üyeliği yolunu da açacak. NATO üyesi bir İsrail ise Türkiye'nin tüm imkânlarını (özellikle de İsrail) kullanma hakkına sahip olacak. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Türkiye toprakları aynı zamanda NATO topraklarıdır" sözü dikkate alındığında dikkat çekici bir tablo çıkıyor. Türkiye'nin vetosunu kaldırmasıyla NATO yolu açılan İsrail memnun. Konuyla ilgili olarak İsrail Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, NATO’nun, İsrailli delegelerin ofis açmasına izin verdiği belirtildi. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu da ‘Bu İsrail’in güvenliğine yardımcı olması adına önemli bir adımdır’ dedi.

İsrail’e 2010’da da OECD’de jest yapılmıştı

Özellikle seçim dönemlerinde ağırlık verdiği İsrail karşıtı politikalarına rağmen AKP hükümeti, bu ülkeye en büyük imtiyazları sağlayan iktidar durumunda. AKP hükümeti 2010 yılında da İsrail'in Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) üyeliğine onay de vermişti. OECD’de tüm üye ülkelerin, yeni üye kabul sürecinde veto hakkı bulunuyor. Ancak Türkiye, İsrail’in üyeliğinin görüşüldüğü o toplantıda, bu hakkını kullanmadı ve İsrail OECD üyesi oldu. Ankara’nın İsrail’e yönelik OECD jesti, Filistinlilerin “veto edin” mektubuna rağmen gelmişti. İsrail’in Filistin topraklarını işgal ettiği, bu işgal sürecince de “tüm OECD değerlerine aykırı hareket ettiği” vurgulanan o mektupta, İsrail’in Gazze’ye yönelik ambargosunun ise, bu bölgede yaşayan sivillerin “insanlık onurunu ayaklar altına aldığı” mesajı verildi. O dönem Ankara'ya gelen İslami İnsan Hakları Komisyonu (IHRC) Genel Başkanı Mesud Şadcare de AKP hükümetinden İsrail'in OECD üyeliğini veto etmesini istemişti. Ancak hükümet tüm bu uyarıları dikkate almadı ve veto hakkını kullanmayarak İsrail'e tarihi bir jest yaptı.

Numan Kurtulmuş çok sert eleştirmişti ama..!

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’ne (OECD) İsrail’in üyeliğe kabul edilmesi, ülkede "tarihi başarı" olarak değerlendirilmişti. O dönem Saadet Partisi Genel Başkanı olan bugünün Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, AKP hükümetine sert eleştirilerde bulunmuş ve "Hükümet bir yandan "one minute" dedi bir yandan da İsrail yanlısı iki tane adım attı. İsrail yanlısı lafını bilerek kullanıyorum. Bizim oğlan karakolda doğru söyler mahkemede şaşar diye bir laf var. AKP İsrail'in OECD üyeliğine onay verdi. Bunu yaparak siz İsrail'e 1967'den bu yana kazandığı ilk uluslararası başarıyı vermişsiniz. Artı İsrail'e OECD'ye bundan sonra üye olacak tüm ülkeleri veto etme hakkı vermişsiniz" şeklinde açıklama yapmıştı. Muhalefette iken AKP hükümetinin İsrail'e yaptığı OECD jestine sert tepki gösteren Kurtulmuş, kendisinin önemli bir parçası olduğu AKP hükümetinin OECD'den daha büyük bir jest olan NATO jesti konusunda ise sessiz. Şu anda Başbakan Yardımcısı ve hükümet sözcüsü olan Kurtulmuş, İsrail ile ilişkilerin düzeltilmesi için gizlice yürütülen görüşmelere destek veren açıklamalarda bulunmuştu.

Taviz üstüne taviz

AKP dönemi özellikle seçim dönemlerinde artan İsrail karşıtı açıklamalara karşın Türkiye'nin İsrail'e en büyük tavizleri verdiği dönem oldu. Doğu Akdeniz'de Türkiye ve KKTC'nin de hak sahibi olduğu doğalgaz yataklarının bu ülkeye terk edilmesi dahası buradan çıkarılan doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa'ya taşınması hazırlığı, askeri ve istihbarat işbirliği anlaşmaları, Kürecik'e İsrail'in Davut yıldızı projesinin bir parçası olan radar sisteminin kurulması, Türk askerinin İsrail ile Hizbullah arasında tampon görevi görmek üzere Lübnan'a gönderilmesi, Barzani'nin Türkiye üzerinden petrol gönderilmesine izin verilmesi, Gazze'yi bombalayan uçakların yakıtlarının Türkiye üzerinden gönderilmesi ve daha birçok kritik hamle bu dönemde gerçekleşti.

AKP’nin İsrail’e jestlerinden örnekler

AKP döneminde Türkiye – İsrail ilişkilerinde birçok ilk yaşandı. O ilklerden bazıları da şu şekilde:
1-Başbakan Erdoğan (Mayıs 2005) İsrail'in kurucusu Teodor Herz'in mezarını ziyaret etti, çelenk koydu ve saygı duruşunda bulundu. Böylece Herz'in mezarını ziyaret eden ilk Türk başbakan oldu.
2- Başbakan Erdoğan (Haziran 2005) ABD'ye yaptığı ziyarette Yahudi kuruluşu ADL'den üstün cesaret madalyası aldı. Yahudi cesaret ödülü töreninde konuşan Erdoğan, "Şahsıma gösterilmiş olan konukseverlik ve tevdi edilen bu anlamlı ödül dolayısıyla huzurunuzda Amerikan Musevi Komitesi'ne içten teşekkürlerimi sunmak isterim" dedi. Daha önce hiç bir Türk yetkili bu ödülü almamıştı.
3- İsrail Cumhurbaşkanı Simon Perez (Kasım 2007) TBMM'de konuşturuldu ve ayakta alkışlandı. Böylece TBMM'de ilk kez bir İsrailli konuşturulmuş oldu.
4- Ankara-Telaviv arasında ticaret sürekli gelişti. AKP'nin iktidara geldiği 2002 yılında İsrail ile 1.4 milyar dolar olan ticaret hacmi 2009'da 2.6 milyar dolara 2014'te de 5.8 milyar dolara çıktı.
5 - Devlet bütçesinden kaynak aktarılarak restore ettirilen (Mart 2015) Edirne sinagogu, dönemin Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın da katıldığı ayinle açıldı.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.