Bu haber kez okundu.

Kıbrıs’ı yutmak için tarihi bile tersyüz ediyorlar
RECEP BAHAR/ANALİZ
Avrupa Parlamentosu (AP) Başkanı Martin Schulz, Salı günü Kıbrıs'ta temaslarda bulundu, Kayıp Şahıslar Komitesi Antropoloji Laboratuvarı’nı ziyaret etti. Burada Kayıp Şahıslar Komitesi üyeleriyle görüşen Schulz çalışmalar hakkında bilgi aldı. Martin Schulz, daha sonra Lefkoşa’da ara bölgede bazı Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum siyasi parti başkan ve temsilcileriyle bir araya geldi. Slovakya'nın Rum kesimindeki büyükelçiliğinin organizasyonuyla Lefkoşa’da ara bölgedeki Ledra Palace Otelde gerçekleşen toplntıya KKTC’den, Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Mehmet Ali Talat, Demokrat Parti-Ulusal Güçler (DP-UG) Genel Başkanı Serdar Denktaş, Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) Genel Başkanı Cemal Özyiğit gibi isimler katıldı. Görüşmenin ardından açıklamalarda bulunan Schulz, "Kıbrıs adasının yeniden birleşmesi mümkün. Adanın yeniden birleşmesi hepimiz için bir umut mesajıdır" ifadesini kullandı. AB'nin mülteci sorunu yanında terörizm tehdidi altında olduğunu, Avrupa’daki bazı bölgelerde genç nüfus arasında işsizliğin yüzde 50-60’larda olduğunu kaydeden Schulz, “Gençler arasında yüzde 60 işsizlik toplumun yapısını bozmaktadır” diye konuştu. 

AP Başkanı'ndan saçma sapan karşılaştırma

Kıbrıs'ta bazı sorunların çözülmesinin da ne kadar zor olduğunun bilincinde olduğunu belirten Schulz, şu saçma sapan karşılaştırmayı yaptı: "Almanya’nın bir gün yeniden birleşmesi, Sovyetler Birliği'nin bir gün çökmesi beklenmiyordu ama bunlar gerçekleşti." Oysa Almanya 2. Dünya Savaşı'nı kaybettiği için galip devletler tarafından parçalanmış, Doğu Almanya da Sovyet Bloku'na dahil olmuştu. Doğu Almanlarla Batı Almanlar arasında etnik köken ve din açısından bir fark bulunmuyor. Sovyetler Birliği ise farklı milletlerden ve dinlerden komünist ideoloji etrafında zorla oluşturulan bir devletti. Sistem çökünce, devlet dağıldı. Benzer bir zorlama 1960 yılında Kıbrıs'ta Rumlarla Türklerin adil olmayan koşullarda kurduğu Kıbrıs Cumhuriyeti'nde de yaşandı. Rumların Ada’yı Yunanistan’a katma ülkülerini pratiğe dökmek istemeleri nedeniyle bu devletin ömrü 1963 yılına kadar sürebildi. Bu durum, silah zoruyla veya dayatmayla kurulan devletlerin ayakta kalamadığını gösteriyor. Kıbrıs'ta dini, etnik kökeni ve dili farklı olan iki halkın yeniden tek bir devlet altında bütünleşmeye zorlanması, milliyetçiliğin ve Hıristiyan fanatizminin zirve yaptığı bir dönemde ya Kıbrıs'ın Rumlar tarafından yutulmasıyla sonuçlanacak, ya da 1974 Barış Harekâtı'ndan çok daha kanlı bir savaşın yeniden çıkmasına yol açacak.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.