12 Ağustos 2017 Cumartesi 16:25
217 Okunma
Küresel aktörler ne istiyor

SELİM AYANOĞLU / AFYONKARAHİSAR

İcmal Gençlik Derneği tarafından Afyon'da düzenlenen geleneksel yaz kampındaki oturumda konuşan eğitimci-yazar Sabiha Karamustafa, 'küresel güçlerin Türkiye üzerindeki hesapları' konusunda çarpıcı açıklamalarda bulundu. 
2016 yılından bu yana ABD'nin PKK'ya TIR'lar dolusu mühimmat gönderdiğini belirten Karamustafa, "Bu şu demektir: ABD tarafından PKK/PYD/YPG, şimdiye kadar hiç olmadığı ölçüde Türkiye’ye karşı güçlendirilmekte, eğitilmekte, donatılmakta ve silahlandırılmaktadır" ifadelerini kullandı. 
Eğitimci-yazar Sabiha Karamustafa'nın çarpıcı konuşmasını siz Yeni Mesaj okurlarının dikkatine sunuyoruz:
"1. Dünya Savaşı’ndan sonra yeni bir dünya düzeni oluşturulmaya çalışıldı.
İngiltere ve Fransa başta olmak üzere Batılı güçlerin, dağılan Osmanlı'nın yerine Ortadoğu'ya yeni düzen getirme çalışmasının ilk adımı Sykes-Picot antlaşmasıyla atıldı.
Yapay sınırlar çizilerek, İslam coğrafyası üzerinde yüzyıllık hesaplar oluşturuldu. Zira oluşan yeni harita ile krizler çok rahatça çıkarılabilecekti. 
Sınırların cetvellerle çizmesinin, asıl hedefi; “bölmek/parçalamak” ve “yönetmek/sömürmek” idi.
İslam coğrafyasında yaşanan savaş ve krizlerin perde arkasında, Batılı güçlerin, yüzyıllar evvel ortaya koymuş olduğu hep bu amaçlar vardı. 

Büyük Ortadoğu Projesi'nin ortaya çıkışı

ABD'nin 1997'de oluşturduğu 'YENİ AMERİKAN YÜZYILI PROJESİ'nin bir alt unsuru olan YENİ DÜNYA DÜZENİ'nin diğer adı BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP)'dir. Bu proje Amerika'nın küreselleşme sürecinde dünyaya hakim olma hedefi doğrultusunda dünyanın jeopolitik merkezine yönelik bir yeniden yapılanma projesidir. İsrail merkezli olarak ele alınıp değerlendirilirse, o zaman Büyük Ortadoğu Projesi'nin Büyük İsrail projesi ile aynı anlamda olduğu ortaya çıktığı görülmektedir. Zira BOP, İsrail'le Amerika'nın birbiriyle kesişen çıkarları doğrultusunda oluşturulmuştur.
Amerika bu coğrafyada emperyal güç olarak bölgeye sızmak, bölgeye hakim olmak, bölgenin bütün doğal kaynaklarını ele geçirmek, bölgede İsrail'in güvenliğini sağlamak, İsrail'in çıkarları doğrultusunda yeniden düzenlemek amacındadır.
Bunun en açık örneği; bugün Kuzey Irak'taki Türkiye'nin aleyhine yaşanan gelişmelerdir.
Kuzey Irak'ta fiilen bir Kürt Devleti kurulmuştur.
Bu Kürt Devletini Amerika üzerinden aslında, İsrail kuruyor.
Kürdistan ordusunu, İsrailli komutanlar eğitiyor.
Kürdistan Bankasını da Kürt üniversitelerini de İsrail kurmuş durumda. Sözde Kürdistan'ın para banknotlarının dizaynı için çizim çalışmaları yapılıyor.

Oyun büyük: Türkiye'yi bölecekler

1960 yılında ABD büyükelçiliğinde bir Albay'ın başkanlığında 18 kişiden oluşan, KÜRT İŞLERİ BÜROSU kuruldu.
Bu büro aracılığı ile özellikle doğu illerimizde ABD adına görev yapacak çok iyi Kürtçe konuşabilen ve bölge hakkında çok geniş bilgilerle donatılan yeni ajanlar yetiştirilmeye ve hiç vakit kaybetmeden Anadolu'ya yollanmaya başlandı.
Bu ajanlara Paris'te Kürtçe öğretildi.
O zamanlar, Türkiye'de devam eden bir savaş olmamasına rağmen, bölgede görevlendirilen bu ajanlara 'AMERİKAN BARIŞ GÖNÜLLÜLERİ 'denildi.
1969 yılı itibariyle 69 ilimizde 232 barış gönüllüsü bulunmaktaydı.
Doğudaki PKK hareketinin başlangıcı bu projenin bir 10 yıl sonrasına rastlar.
Bu sözde barış gönüllülerinin saçtıkları kin tohumları ile kardeşlerimizle aramız böyle açıldı.
1991 Yılında 1. KÖRFEZ SAVAŞI'nın ardından 1996 yılında 7500 CIA peşmergesi Kürt, ABD'ye eğitim amaçlı getirtildi. 
Aynı yıl ABD tarafından Washington’da bir Kürt Enstitüsü kuruldu, başına da Mike Amitay adlı bir Yahudi getirildi…
İşte Irak’taki bugünkü sözde Kürt Devleti Projesi’nin taslak planları, daha önce
Güneydoğu Anadolu’da defalarca inceleme gezisi süsü verilen istihbarat faaliyetlerinde yöneticilik görevi yapmış olan bu Yahudi ABD ajanı tarafından hazırlandı.
ABD’nin Kuzey Irak’tan kaçırdığı bu Kürtler ile enstitü tarafından, ileride düşünülen işgal sonrası yapılacak operasyonlar için özel olarak yetiştirildiler! 
Bir bölgenin demografik yapısı nasıl değiştirilir, nüfus ve tapu kayıtları nasıl sabote edilir, oylar nasıl değiştirilir ve Kerkük gibi kentlere göçmenler nasıl kaydırılır gibi eğitimler verildi.
Aynı enstitüde başka bir grup ise kurulacak Kürt devletinin ihtiyaç duyacağı bürokrasiyi oluşturmak üzere yetiştirildi.
2002 yılına gelindiğinde ise 24 Temmuz – 15 Ağustos tarihleri arasında Kaliforniya’daki Nevada Çölü’nde, ABD tarihinin en büyük tatbikatı düzenlendi. Tatbikatın adı “Millennium Challenge-2002” yani Türkçesi “Bin Yılın Meydan Okuması-2002” idi. 
Binlerce askerin katıldığı bu tatbikatta; ABD askerlerine, Türkiye'yi işgal eğitimi yaptırılıyordu.
Tatbikatın senaryosu ve başlangıç tarihi ise çok manidardı. Yani ABD, hedef tahtasına Türkiye’yi koyduğu tatbikatın başlangıç tarihi olarak, Lozan Anlaşması’nın imzalandığı 24 Temmuz’u seçiyor ve Türkiye’ye karşı bin yılın meydan okumasını yapıyordu!
Bu, "ABD tarihinin" en büyük askeri tatbikatıydı. ABD'nin yarı resmi ajansı olan ASSOCIATED PRESS, "tatbikatın Türkiye'yi işgal senaryosu üzerine kurulu olduğunu" açık açık yazmıştı.
20 Mart 2003’ü gösterirken “Özgürleştirme Operasyonu” adı altında işgal hareketi başlatıldı!
ABD özel kuvvetleri ve ABD’de yetiştirilen Kürt gruplar 09 Nisan’da Kerkük’e, 10 Nisan’da da Musul’a girdiler ve buraları işgal ettiler.
Türk şehirlerine giren CIA Kürtleri 1. Körfez Savaşında olduğu gibi yine 
Tapu ve Nüfus Dairelerini yağmaladılar!
Türk şehirlerindeki Tapu ve Nüfus kayıtlarının yok edilmesinin asıl sebebi ise, bölgedeki Türk kimliğini yok etmekti.
Asıl amaç bölgede bir Kürt Devleti kurmaktı ve bu nedenle bölge Türksüz ve Arapsız hale getirilmeliydi!
ABD artık Irak’ta hiçbir Türk’ü istemiyordu.
Tarihler 04 Temmuz 2003’ü gösterirken ABD askerleri, Kuzey Irak’ta görev yapan Türk Özel Kuvvetlerine baskın yaptılar 11 askerimizi derdest ederek tutukladılar ve başlarına da ÇUVAL geçirdiler.
Bu çuval bütün Türk milletinin başına geçirilmiş bir çuval idi.
Bundan 7-8 ay önce ABD tarafından, Suriye'nin Afrin bölgesinde bölücü örgüt PKK adına bir ‘TERÖR AKADEMİSİ' kuruldu!
Şu anda birçok ülkeden gelen Kürtçü teröristler bu kampta Türk milletine karşı eğitilmektedir!
PKK'ya verilen silahlar arasında uçaksavarlar, roketatarlar, Dockalar, Kaleşnikof, Zagros, Dragunov ve G-3 otomatik piyade tüfekleri de yer almaktadır!
2016 yılından bu yana PKK'ya 629 TIR mühimmat gönderildi.. 
Bu şu demektir: ABD tarafından PKK/PYD/YPG, şimdiye kadar hiç olmadığı ölçüde Türkiye’ye karşı güçlendirilmekte, eğitilmekte, donatılmakta ve silahlandırılmaktadır.

Küresel güçler kan ve nefret saçıyor

ABD'nin, petrolleri kontrol altına alabilmesinin tek yolu Ortadoğu'da bütün devletlerin parçalanmasını sağlamaktır. Ortadoğu’da bulunan 22 ülkeyi parçalayıp 220 eyalet haline getirerek bütün kaynakları elinde tutmak istemesidir.
ABD'nin olası hedefi Kuzey Irak'taki yeni devleti Türkiye'nin güneydoğusu, Suriye'nin doğusu ve İran'ın batısından koparacağı parçalarla birleştirerek Büyük Kürdistan'ı, yani ikinci İsrail'i kurmak.

Ülkemizi parçalamaya çalışan küresel güçlere karşı tek çare kardeşlik

“Zifiri karanlık içersindeki İslam dünyası ve Türkiye'nin tek bilek tek yürek olmaktan başka çıkar yolu yoktur.” Prof. Dr. Haydar BAŞ

Türkiye’nin, bütün hazinelerini, zenginliklerini milletle buluşturacak olan, sisteminin merkezine insanı ortaya koyarak her sahada mükemmel projeler ve çözümler sunan, ortaya koyduğu projelerden tüm dünyanın istifade ettiği, bireylere kazandıracağı mükemmel kimlik ve kişilik ile ülkemizi dünyanın bir numarası yapacak olan TEK LİDER Prof. Dr. Haydar Baş’tır.
'Kolumu kesseler KÜRT kanı akar. Beni yetiştiren büyüklerim KÜRT'tür. Seni ancak ben anlarım' diyen basiretli lider Haydar BAŞ Bey’dir ki, milletimizin kardeşliğini yeniden Hünkâr Hacı Bektaş Veli'nin yaşam felsefesi etrafında inşa edebilir. 
Çözümü MİLLİ EKONOMİ MODELİ'nin sahibi Sayın Prof. Dr Haydar BAŞ Bey’in ağzından aktaralım:
“'Terörün çözümü silah değildir' diyoruz.
'Şimdiye kadar dışlanan, hizmetten mahrum kalan bölge insanına sahip çıkmadan terör hallolmaz' ikazında bulunuyoruz.
Bize ait Milli Ekonomi Modeli'nin sosyal devlet projelerinden en önemlisi vatandaşlık maaşıdır. Devlet babanın, her Türk vatandaşına yalnızca vatandaşı olması sebebiyle vereceği para, açlıktan ve işsizlikten dağa çıkan gençleri kurtaracaktır.
Yine kadınlarımıza ev hanımı maaşı, 18 yaş altı çocuklarımıza çocuk maaşı vermek, terörün ana nedeni ekonomik sıkıntıları halledecektir.
Bizler, 5 bin TL asgari ücret derken seçim vaadinde bulunmamıştık.
Milli Ekonomi Modeli'nin sosyal devlet tezinde, devletin gelir kaynakları bu paraları vatandaşa vermeye yeter de artar bile…
Devlet, madenlerinin karşılığında senyorajı devreye koyar, Gayri Safi Milli Hasılanın karşılığı parayı basar ise dediğimiz rakamların da üzerinde vatandaşına sahip çıkabilir. Rusya meclisinde kanunlaşarak uygulanan Milli Ekonomi Modeli, Türkiye'de terörün önüne geçecek tek çözümdür.
Birliğin anahtarı Alevi, Sünni, Bektaşi ayrımı yapmadan 'Türk milleti' diyebilmektir.
Ehl-i Beyt açılımımız ile bunun davasını yıllardır veriyoruz.
Bizler terörün, inanç tahribatının, ekonomik darboğazın çözümünü hiçbir koltuk kaygısı olmadan sunmaya hazırız. Ama gizleniyoruz. Millet gizlendiğimiz gerçeğini görür, bize sahip çıkarsa Türkiye'nin meseleleri hallolur. 
Buna inanması lazımdır.
Gelin bir olalım, bu güzel vatanı, parçalanmadan Türk milletine sunmanın formülünü hayata geçirelim.” (Prof. Dr. Haydar BAŞ)”




Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100