04 Ağustos 2016 Perşembe 16:03
1527 Okunma
Maşalarına sahip çıkıyorlar!

 HABER MERKEZİ

15 Temmuz'da darbeye kalkışan Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) en büyük desteğini batıdan ve batı güdümündeki kuklalardan alıyor. Terör örgütü PKK'nın en önemli hamilerinden biri olan Yahudi asıllı Peşmerge lideri Mesut Barzani FETÖ'ye de sahip çıktı.

Barzani, Türkiye'nin FETÖ okullarını kapatın talebine olumsuz cevap verdi.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Eğitim Bakanlığı, bölgede faaliyet gösteren Fetullahçı Terör Örgütü'ne (FETÖ) ait 20 okulun kapatılmayacağını duyurdu. Bakanlık tarafından yapılan yazılı açıklamada, "Birkaç gündür medyada Kürdistan bölgesinde 20 okula sahip 12 bin 719 öğrenciye eğitim veren Işık Okulları’nın kapatılacağına dair iddialar yayınlanıyor" denildi. Açıklamada, söz konusu okulların kapatılması veya ileride nasıl yönetileceklerine dair hükümet tarafından bakanlıklarına herhangi bir resmi kararın gönderilmediğine yer verilerek, "Öğrencilerin genel menfaati her şeyin üstünde tutuluyor ve mevcut durumda okulların kapıları da kapatılmayacaktır" ifadeleri kullanıldı.

FETÖ'nün IKBY'nin Erbil kenti başta olmak üzere Süleymaniye, Duhok ve Halepçe kentlerinde çeşitli eğitim kurumları bulunuyor. Bunun yanında örgütün Erbil merkezli Devran FM adında yayın yapan bir de radyosu var.

Avrupa'dan FETÖ'ye tam destek

FETÖ'nün arkasındaki en önemli destek ise sözde stratejik ortağımız ABD, İsrail ve Avrupa Birliği (AB) ülkeleri. Bu ülkeler maşa olarak kullandıkları FETÖ'yü korumaya devam ediyor. Bu yönde son açıklama İsveç'ten geldi.

Stockholm yönetimi, Türkiye'deki darbe girişimine karışanları Ankara'ya geri vermeyeceğini ilan etti. Teröristbaşı Fethullah Gülen'i 'muhalif lider' olarak tanımlayan göçmen ajansı Migrationsverket, kalkışmayla güçlü bağlantıları dahi olsa FETÖ'cüleri ülkeden göndermeyecek.

Migrationsverket söz konusu kararı darbeden üç gün sonra aldı. Ajans sözcüsü Guna Graufelds, İsveç'in sığınmacıların geldiği ülkeleri güvenli ya da güvensiz şeklinde kategorize etmediğini ancak bunun yerine bireysel başvurularla ilgili karar verdiklerini söyledi. Daha önce de Almanya'dan FETÖ'ye destek açıklaması gelmişti.

Türkiye'nin Almanya'daki FETÖ kurumlarına yönelik inceleme talebi olumsuz karşılık bulmuştu. Baden Württemberg Eyalet Başbakanı Winfried Kretschmmann, "Tabii ki böyle bir şey yapmayacağız" demişti. İsveç ve Almanya örneğinde olduğu gibi Avrupa Birliği'nin tamamı Türkiye'ye karşı FETÖ'nün yanında yer aldı. Uzun süre darbe girişimini kınamaya dahi yanaşmayan AB, bu demokrasi havariliği konusundaki samimiyetsizliğini de bir kez daha ortaya koymuş oldu.

Papa'dan Gülen'e vefa!

FETÖ elebaşı Fethullah Gülen’e dikkat çekici bir destek de Vatikan'dan geldi. Papa Franciscus, FETÖ’nün 15 Temmuz’daki darbe girişimiyle ilgili "Aldığım bilgilere göre orada halen ne olduğundan emin değilim" ifadesini kullanmıştı.

Bu açıklama FETÖ'ye destek olarak değerlendiriliyor. FETÖ lideri Gülen 1998'de Vatikan'a yaptığı ziyarette Vatikan'ın İslam dünyasında Hıristiyanlığı yaymak için geliştirdiği Dinlerarası Diyalog projesinin bir parçası olmuş ve yıllarca bu projenin Türkiye'de uygulanmasını sağlamıştı.

Fethullah Gülen’in Papa'nın Müslümanlar arasında Hıristiyanlığı yayma konusunda büyük çaba gösteren FETÖ'ye destek çıkması sürpriz olmadı.

John Kerry Ankara'ya geliyor

Türkiye bir yandan da FETÖ lideri Gülen'i ABD'den iade etmesini istiyor. ABD ise iadeye yanaşmıyor. Bu kapsamda Türkiye'den delil isteyen ABD adeta ipe un seriyor. ABD'nin FETÖ'ye desteği iki ülke arasında gerilime neden olurken Washington'dan Ankara'ya ziyaretler devam ediyor.

ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford'dan sonra ABD Dışişleri Bakanı John Kerry'nin de Ankara'ya geleceği açıklandı. Kerry'nin ay sonunda Türkiye'yi ziyaret edeceği belirtiliyor. Kerry'nin ziyaretinde görüşmelerin ana unsurunun Gülen'in iadesi olması bekleniyor


Vatikan’ın ‘gizli kardinali’ Gülen

18 Kasım 2013’te vefat eden Türkiye’nin yetiştirdiği en önemli araştırmacılardan olan Aytunç Altındal, 1998 yılında kaleme aldığı, ‘Vatikan ve Tapınak Şövalyeleri’ adlı kitapta şunları kaleme almıştı: “Papa II. John Paul, sessiz sedasız bir atama yaptı. 21 Şubat 1998'de resmiyet kazanarak yürürlüğe giren bu atama olayı ile Kardinaller Koleji'ne (Vatikan'ın Senatosu) 20 yeni Kardinal atandı.

Papa II. John Paul neredeyse 100 yıldır uygulanmayan bir ‘Papalık Hakkını’ da bu atamalarda kullanmıştı. Vatikan terminolojisinde "in pectore" diye bilinen bu uygulamaya göre Papa 20 Kardinaline ek olarak iki de "in pectore" yani ‘gizli Kardinal’ atamıştı. Söz konusu sözcük Latince "Kilisenin bağrına bastığı gizli evladı" anlamına gelmektedir.

Diğer bir anlatımla "in pectore" ile yıllardır Vatikan'ın "gizli" hizmetinde çalışan ve/fakat “kendi ülkesinde kimliğini gizleyen başka dine mensup” iki kişi şu anda Vatikan'da Kardinal yapılmış bulunuyorlar.

Geleneğe göre Papanın bu şahısların kimliklerini ölümünden önce açıklaması gerekiyor, yoksa bu kişilerin "in pectore" statüleri kimlikleri açıklanmadan sürecek.”

 FETÖ lideri Fethullah Gülen’in 9 Şubat 1998’de Vatikan’da görüştüğü II. John Paul’ün bu görüşmeden 12 gün sonra atadığı gizli kardinallerden birinin Fethullah Gülen olduğu iddia edilmişti. Vatikan’da Papa’yla görüşmesinden bu güne kadar Fethullah Gülen ve Şakirtlerinin yaptıkları ‘Gizli Kardinal’ iddialarının gerçek olduğunu gösteriyor.


Son Güncelleme: 05.08.2016 01:50
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100