28 Ekim 2016 Cuma 16:38
930 Okunma
Millet artık bu kararı vermelidir

35 yıl önce Prof. Dr. Haydar Baş Bey Türkiye’nin bütün il ve ilçelerinde ‘Milli Birlik ve Beraberliğimiz’ konulu konferanslar verdi. O, bu konferansları verdiğinde milli birlik ve beraberliğimizin önemini ve hassasiyetini anlattığında ülkede bu hususta bir sıkıntı yoktu. Sayın Baş, o zaman herhangi bir devlet yetkilisi değildi. Sade bir vatandaş olarak bir kültür hareketi başlatmıştı. O zaman anlamadık ama bugün geldiğimiz noktada Haydar Baş Bey’in ta o zamandan bugünü işaret ettiğini anlayamadık. O, ta o zamandan oyunu gördüğü için bu ikazı yapıyordu.

Bu konferanslar birkaç yıl devam etti ve bugün gelinen noktada Sayın Baş’ın ne kadar da haklı olduğu çok net görülüyor. Milli birliğimiz ve beraberliğimiz konusunda çalışmaları bugün de devam ediyor.

30 yıl önce iki kez Milli Basın Kurultayı düzenledi. Milli bir basına olan ihtiyacın altını çizdi. O zamanlar Sayın Baş’ın ‘Allah Allah, kardeşim milli olmayan bir basın mı var?’ dedirten çıkışını yıllar sonra bugün, hele de 15 Temmuz’dan sonra, milli basının ne kadar önemli olduğunu ancak anlayabildiler. Gerçekten de bugün %100 milli olan basın kuruluşu görmek isteyen Meltem medya grubuna baksın, Yeni Mesaj gazetesini görsün. Gerisi maalesef…

Ve Sayın Baş haklı çıktı. Bu uyarısı yıllardır devam ediyor.

25 yıl önce 1991’de, ABD Körfez’e çıkarma yaptığında herkes “1 koyup 3 alacağız” dediği bir vasatta Prof. Dr. Haydar Baş, “Önce Irak’ı üçe bölecekler; asıl hedef ise Türkiye’dir” dediğinde, “hadi oradan” diyenler, inanmayanlar bugün gelinen noktada hep bir ağızdan hedefte Türkiye’nin olduğunu anlatıyorlar ama heyhat! Haydar Hoca yine haklı çıktı.

Bu konuda milleti ayıktırmak için yıllardır çaba sarfetmeye devam ediyor.

‘Haydar Hoca’yı gizleyerek FETÖ ile mücadele edemezsiniz’

20 yıl önce Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) konusunda Türkiye’yi, Müslümanları, bütün cemaatleri, devleti ilk uyaran Prof. Dr. Haydar Baş idi. Sayın Baş, Dinlerarası Diyalog fitnesi başta olmak üzere, bu cemaatin söylediklerinin, yaptıklarının Müslüman işi olamayacağını delilleriyle ortaya koyarken, FETÖ ile mücadelesinde, 30.000 sayfalık mahkeme dosyaları ile uğraşırken ve yine bu grup O’nu ve arkadaşlarını satın almak için her yolu denerken; O’na inanmayan ve FETÖ ile bu yollarda beraber yürüyenler, iktidarın nimetlerini FETÖ ile birlikte paylaşıyorlardı. Sayın Baş’ın mücadelesi ve ikazları yıllarca devam etti. Gelinen noktada FETÖ kaybedip Sayın Baş bu hukuk mücadelesini kazanırken 15 Temmuz darbesini yiyenler acıyla O’nun yine haklı çıktığını anladılar.

Ama buna rağmen yine de Haydar Hoca’yı gizlemeye devam ettiler. Şurası bir hakikat ki, Haydar Hoca’yı gizleyerek FETÖ ile mücadele edemezsiniz. 

60 yıldır AB kapısında bekleyen ve AB tarafından oyalanan Türkiye’yi Haydar Baş Bey, 30 yıldır “Avrupa Birliği bir Hıristiyan birliğidir ve bizi almayacaktır” diye uyarıyor. Bugün gelinen noktada bu gerçek görülmeye ve hatta yaşanmaya başlanmıştır.

Sayın Baş, 2000 yılında Euro’ya geçişi sırasında Avrupa Birliği’ni uyardı ve “15 yıl içerisinde Avrupa Birliği dağılacaktır” dedi. O’nu dikkate almayanlar İngiltere‘nin Brexit’i ile yani Avrupa Birliği’nden ayrılma kararı ile soğuk bir duş aldılar.

Yine Haydar Hoca haklı çıkmıştı.

2005’te Milli Ekonomi Modeli tezini uluslararası kongre ile deklare eden Sayın Baş, “Kapitalizm çöktü” dedi. 2008 global ekonomik krizi yaşayan ABD ve Avrupa kapitalizmin çöktüğünü gördüler.

Dünya ekonomisine yön veren insan

27 Şubat 2013 Rus Meclisi Duma‘da konuştu. 2005‘ten beri Haydar Hoca’dan ekonomi tahsil eden Ruslar artık Milli Ekonomi Modeli’ni tam manasıyla uygulama kararı verdiler. Kapitalist sistemi çöken ABD’nin karşısına süper güç olarak çıkan Rusya, başta Suriye’de olmak üzere tüm dünyada inisiyatifi ele aldı. Bugün başta BRICS ülkeleri olmak üzere 4 milyar insan tarafından kabul gören Milli Ekonomi Modeli tezi ile Prof Dr. Haydar Baş dünya ekonomisine yön veren insan oldu.

Bütün hayatı boyunca Sayın Baş, ABD ile Türkiye’nin stratejik ortaklığının yanlış olduğunu söyledi. Çünkü O’na göre topraklarımızın üzerinde gözü olanlarla stratejik ortaklık yapılamazdı. “ABD kendine vatan arıyor ve vatan olarak bizim coğrafyamızı seçti” diyen Sayın Baş, çözüm olarak topraklarımızda gözü olmayan komşularımızla stratejik ilişkiler geliştirmek gerektiğini ifade ediyordu.

Güney sınırımızda, güneydoğumuzda yaşanan gelişmeler ve 15 Temmuz süreci Sayın Baş’ın bir kez daha ne kadar haklı çıktığını ortaya koymuştur. Bizzat hükümet yetkilileri Batı’nın, ABD’nin Türkiye’yi işgal amacında olduğunu ifade etmişlerdir. Rusların Haydar Hoca’cı olduklarını bildikleri halde, “Haydar Hoca Rusçu oldu” diyenler çareyi Rusya ile ortaklıkta bulmuşlar ama yine de stratejik ortaklarından, yani ABD’den vazgeçmemektedirler. Tarih, olaylar hep Sayın Baş’ı haklı çıkarmıştır.

2011’de başlayan Suriye iç savaşında Prof. Dr. Haydar Baş, “Esad Hz. Hüseyin rolünde” diyerek hiç kimsenin diyemediğini demiştir. Zaman ve yaşananlar kendisini ne kadar da haklı çıkarmış. Bizzat iktidar çevreleri hatalı Suriye politikasının Türkiye’nin yaşadığı kaosun sebebi olduğunu itiraf etmişlerdir.

Yine haklı çıkan Prof. Dr. Baş’tır.

‘Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt’tir’

2007-2008’li yıllardan beri son 10 yıldır ülkemizi ve İslam dünyasını Alevi–Sünni diye bölmek isteyenlere karşı Prof. Dr. Haydar Baş, “Tevhidin Merkezi Ehl-i Beyt’tir” çıkışıyla birliğin adresini göstererek büyük bir fitneye engel olmuştur.

Atatürk düşmanlığının revaçta olduğu son yıllarda toplumda Atatürk’ün gerçek dindar kimliğini anlatan Prof. Dr. Haydar Baş Ehl-i Beyt’in soyundan gelen, hem mübarek annesi Molla Zübeyde Hanım, hem de babası Ali Rıza Bey tarafından soyu Hz. Ali’ye dayanan hafız Mustafa Kemal’i anlatırken kurtuluş mücadelesinin Ehl-i Beyt nefesi ile verildiği gerçeğini bu millete haykırdı. Bugün ise özellikle 15 Temmuz sonrası Atatürk, kurtulmak için tutulan bir dal oldu.

Dini ve milli bütünlüğümüze yönelik tehditlerimizi hayatı boyunca hep anlattı. “Dini bütünlüğümüz milli bütünlüğümüzdür, milli bütünlüğümüz de dini bütünlüğümüzdür” dedi. Ne kadar da haklı çıktı değil mi?

2016’dan bugüne kadar her dediği çıkan, adı “her şeyi bilen adam”a çıkan Prof. Dr. Haydar Baş Bey’i Türk milleti olarak dinlemedik, dikkate almadık. Ama buna rağmen O uyarmaya devam etti.

7 Haziran seçimlerinden sonra “Ülkemizi karanlık günler bekliyor” dedi yine dinlemedik karanlık günler geçirdik, her yerde bombalar patladı. Terör iyice azdı.

1 Kasım’dan sonra “Ülkemizi zifiri karanlık günler bekliyor” dedi. Yine bir defa daha dinlemedik. Başımıza gelmeyen kalmadı. Kaosu yaşıyoruz.

“Çocuklarımızın tabutları düzine düzine gelecek” dedi. Maalesef yine haklı çıktı, biz millet olarak yine dinlemedik.

Bütün şu ana kadar anlattığımız olaylar, tespitler ve görüşler çok net olarak Türk milletinin bilmesi gereken gerçekler olarak ortaya koyuyor ki; Türkiye’de vatanını, milletini, dinini, devletini, devletimizin kurucusu büyük önderimiz M. Kemal Atatürk’ü, millete ait değerleri tam anlamıyla hiçbir karşılık beklemeden, hiçbir maddi menfaat beklentisi olmadan karşılıksız seven, “söz konusu vatansa gerisi teferruattır” anlayışında; aklıyla, ilmiyle, fikriyle, basiretiyle, ferasetiyle, gönlüyle, imanıyla tek insan, tek lider Prof. Dr. Haydar Baş’tır.

Dolayısıyla, Türk Milleti olarak, huzurlu bir Türkiye için atmamız gereken başlıca ve en anlamlı adım, geçmişten günümüze her dediği çıkan ve çıkacak olan büyük insan Prof. Dr. Haydar Baş’ı ülkemizin başına getirmektir. Artık bu şart olmuştur.

(Bu konuşma, araştırmacı-yazar Nihat Hekimoğlu tarafından, Milli ve Dini Bütünlüğümüze Yönelik Tehditler Sempozyumu’nda yapılmıştır).

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100