06 Haziran 2018 Çarşamba 15:21
Saraçoğlu: Haydar Baş'tan başka çıkar yol yok!

YENİ MESAJ/BURSA

Bursa’nın ev sahipliğinde Avrupa ülkeleri, Rusya ve Türk cumhuriyetlerinden üst düzey akademik bir katılımla 27 Mayıs’ta düzenlenen 10. Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’ne İstanbul Üniversitesi emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu da katılarak çarpıcı bir tebliğ sundu.

Kaynaklar sınırlı, ihtiyaçlar sınırsız prensibine dayalı olarak geliştirilen kapitalist ekonomi sisteminde, insanın bizzat kendisinin ve ihtiyaçlarının hiçbir önemi olmadığını vurguladığı konuşmasında Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu şunları söyledi: “Kapitalist sistemde, toplum ve memleketin doğal zenginlikleri, küçük bir yönetici kadro ile bunların yandaşları ve uluslararası yabancı şirketlerin zenginleştirilmeleri için kullanılmaktadır. Yani, toplumun yüzde 90’ına yakın bir kısmının emeği ve memleketin doğal zenginlikleri küçük bir azınlık tarafından sömürülmekte ve bu kesim hiçbir zaman ekonomik olarak refaha kavuşamamaktadır. Refah düzeyi yükselen yöneticiler ise iktidardan ayrılmamak için, toplumu maddi ve manevi oyunlar ve yalanlar ile kandırma yoluna gitmekte ve bir de parlamentoda çoğunluğu ele geçirmeleri halinde, anayasa ve kanunları çıkarları doğrultusunda değiştirerek diktatörlüğe yol açmaktadırlar. Bu göstermektedir ki, kapitalizmde yalnız insanın kendisinin değil, toplumun da önemi yoktur ve toplum yalnız bir sömürü aracıdır.”

Milli Ekonomi Modeli Kapitalizmin karşıtıdır

“Toplumdaki huzursuzluk ve düzensizliğin, kapitalizmin dayandığı prensipten kaynaklandığını gören Prof. Dr. Haydar Baş, bu prensibin tam karşıtı olan “kaynakların sınırsız, ihtiyaçların sınırlı” tespitini öne sürmüş ve bu anlayışa dayalı olarak Milli Ekonomi Modeli’ni geliştirmiş ve de bunu 9 uluslararası sempozyumla dünyaya kabul ettirmiştir” diye konuşan Prof. Dr. Saraçoğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: “Milli Ekonomi Modeli’nde, öncelikle insan ve toplum ile bunların ihtiyaçları ele alınmış ve böylece tüketime dayalı bir üretim politikası geliştirilmiştir. Buradaki üretim, kapitalizmdeki gibi yalnız birkaç yandaş firmaya terk edilme yerine, koşullar dikkate alınarak, toplumun tamamına yaygınlaştırma yoluna gidilmektedir. Emeğin dışında, üretimin asıl kaynağının, memleketin yeraltı ve yerüstü kaynakları olduğu gayet açıktır. Bu nedenle, bu kaynakların devlet ile millet arasında adil bir şekilde kullanılması ve işletilmesinde, devlete yüzde 51 ve millete ise yüzde 49 bir pay verilmektedir.”

Devlet de millet de zengin olacak
 
Milli Ekonomi Modelinin uygulanması halinde, Türkiye’nin en önemli kaynaklarından su ve ormanların korunarak, devlet-millet ortaklığıyla en iyi şekilde işletilmesinin sağlanacağını dile getiren Prof. Dr. Ömer Saraçoğlu şunları söyledi: “Su ve orman kaynakları ile maden kaynaklarının maddi değerleri, bunlardan elde edilen katma değerler ve GSMH ile birlikte, Milli Ekonomi Modeli’nde devlete senyoraj, yani, maliyetsiz para basma hakkını sağlamaktadır. Bu sayede devlet, memlekette üretilen mal ve hizmet karşılığı oluşan para kıtlığını gidermek için, maliyetsiz para basarak piyasaya sürülmekte ve böylece, Sosyal Devlet-Milli Devlet projeleriyle adil gelir dağılımını sağlamaktadır. Bu sayede, ekonomi canlanacak, devlet de millet de zengin olacak ve ordumuz güçlenerek, vatanımızın beka sorunu ortadan kalkacaktır. Bu nedenlerle, ekonomik krizin yaşandığı ülkemizde Milli Ekonomi Modeli’nin uygulanması zorunlu hale gelmiştir. Bu modelin göz ardı edilmesi halinde, umutsuzluk artacak ve daha büyük krizlerin içine girilmesi kaderimiz olacaktır.” 
 

Son Güncelleme: 07.06.2018 14:01
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.