Amerika, Saddam’ı devirmeye karar verdiğinde yoğun bir biçimde Saddam’ın kimyasal silahı olduğu propagandasını yaptı. O günlerde kimyasal silahla yatıp, kimyasal silahla kalktık. Türkiye’deki televizyon kanalları bile Irak’tan atılan kimyasal başlıklı füzelerin hangi şehirlerimizi vuracağına dair haberler yapıyor, ödümüzü patlatıyordu.
Sonuçta Amerika işgale başladı, ortalık kan gölüne döndü, Irak’a huzur ve istikrar gelecek, barış ve demokrasi gelecek yalanıyla camiler, mescitler dahi bombalandı.
Sonuçta, Saddam devrildi, yargılandı, idam edildi, ama Irak daha beter durumda.
Irak halkı eski günleri, Saddamlı günleri arıyor.
Saddam gitti, ABD geldi, o gitti, IŞİD geldi, Musul’a kondu!
Bela devam ediyor.
Oysa;
Irak'ın devrik lideri Saddam Hüseyin'in devrilmesinden sonra, onu ilk sorgulayan eski ABD Merkezi Haber Alma Teşkilatı (CIA) Ajanı John Nixon, iki aydan fazla süren sorgulamalardan sonra bu ülkede kimyasal silah olmadığı sonucuna vardıklarını söylüyor.
Ne zaman söylüyor?
Geçtiğimiz aralık ayında söylüyor. 
Nixon, geçen aralık ayında ilk baskısı yayımlanan Başkanı Sorgulama (Debriefing the President) adlı kitabıyla ilgili olarak Washington merkezli Brookings Enstitüsü’nde bir konuşma yaptı.
Irak'ın işgalinden 8 ay sonra Irak'a gittiğini aktaran Nixon, CIA'ya girmeden önce Georgetown Üniversitesi’nde ulusal güvenlik üzerine çalışmalar yaptığını ve ağırlıklı olarak Saddam Hüseyin'le ilgili çalıştığını anlattı.
Emekli ajan, Saddam'a kendisinin devrildiğini, yeni bir hükümetin kurulacağını ifade söylediğinde Saddam onun şu cevabı veriyor:
 “ABD'nin Irak'ta başarısız olacak. Siz bu ülkeyi tanımıyorsunuz. Ben gidersem benden sonra bu ülke terör yuvasına döner ve birçok grup adeta ülkeyi savaş alanına çevirir. Bu durum ise gerek  Irak toplumunda ve daha geniş Arap coğrafyasında ciddi sonuçları olacaktır.”
Nixon, “Saddam haklı çıktı” diyor, konuşmasının sonunda.
Neticede Saddam’ın dedikleri bir bir gerçekleşti. Irak bir terör yuvasına döndü, bu durum Arap coğrafyasına sıçradı, Ortadoğu perişan oldu.
Yetmedi, Irak’a kimyasal silah bahanesiyle giren ABD, Libya’yı ve Suriye’yi de insan hakları bahanesiyle karıştırdı, kaos dalga dalga bütün İslam dünyasını sardı.
Amerika’nın telkini ve baskısıyla komşuları yangın yerine çevrilirken ellerini sevinçle ovuşturan, bu yangına destek veren, sözde cihatçı terör gruplarına silah aktaran İslam ülkeleri, bu acı akıbetin bir gün kapılarını çalacağını fark etmediler.
Bugün Katar krizi merkezli bir Ortadoğu savaşının ayak sesleri geliyor.
Amerika, daha çok kan daha çok kaos daha çok ceset istiyor.
Bunun için de daha çok yalana, daha çok komploya ihtiyaç var.
“Uşak” çok olunca hepsi gerçekleşiyor.
Dünün uşakları bugün imha ediliyor, yerlerine başka uşaklar geliyor. 
Gaflet derinleşince, Haçlı’nın sinsi planı tıkır tıkır işliyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Misafir Yurtsever 2017-06-08 18:07:59

Doğru, ama zaten Saddam sonrasında Irak'ın, (şimdi de Esad sonrası Suriye'nin) istikrarlaştırılması isteniyordu. BOP projesinin temel ayağı budur. Bir tür laik devlet, şeyhlerin, şıhların oyuncağı oldu. Şii ve Sünni mezhep çatışmaları, yüzlerde aşiret birbirine girmiş durumda. Buradan bir Kürt devleti, İsrail ile çatışmayacak, Suudi Arabistan gibi bir sünni devlet ve bir de iyice izole edilmiş şii devleti çıkıyor. Aynı tezgah Suriye'de var. Medeniyetler çatışması denilen şey, İslamı Vahabi-Selefi eksenine çekerek barbar konuma çekmek ve tüm yapılacakları haklı göstermek amaçlı. Belki CIA uzmanı pek düşünmüyorum ya, bunlardan habersizdi.