Dini ve ahlâkî bir terim olarak ‘infak’ genellikle; Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla kişinin kendi servetinden harcama yapması, ihtiyaç sahiplerine her türlü yardımda bulunması şeklinde açıklanmıştır. Allah yolunda yapılan bütün harcamalar ki bunlar; can, mal, zaman, maddi ve manevi değeri olan her şeydir.
Bu konuda Kur’an-ı Kerim'de Cenab-ı Hak şu şekilde buyurmaktadır:
"Sevdiğiniz şeylerden infak edinceye kadar asla iyiliğe eremezsiniz. Her ne infak ederseniz, şüphesiz Allah onu bilir." (Al-i İmran, 92).
"Allah yolunda infak edin ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. İyilik edin. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever." (Bakara, 195).
İnfak, malın ve canın Allah’a adanışıdır. Verilen her nimeti, O’nun yolunda, O’nun davası uğrunda harcamak ve sarf etmektir. Karşılığı ise Rabbimizin takdir ettiği maddi-manevi mükâfatlardır. Nitekim Kur’an- Kerim'de, "Küçük, büyük infak ettikleri her nafaka ve (Allah yolunda) aştıkları her vadi, mutlaka Allah'ın yaptıklarının daha güzeliyle onlara karşılığını vermesi için, (bunlar) onlar adına yazılmıştır." (Tevbe, 121).
"Mallarını Allah yolunda infak edenlerin örneği yedi başak bitiren, her bir başakta yüz tane bulunan bir tek tanenin örneği gibidir. Allah, dilediğine kat kat arttırır. Allah (ihsanı) bol olandır, bilendir" (Bakara, 261) buyurulmaktadır.
İnfak deyince her daim ilk akla gelen kişi ise hiç şüphesiz Hz. Hatice annemiz olmuştur. Resûlullah Efendimiz (s.a.v) şu şekilde buyurmuştur: "Allah’a and olsun ki, benim için ondan (Hz. Hatice’den) daha hayırlısı yoktu… Halkın çoğunun kâfir olduğu bir zamanda o, Bana iman etti. Halkın çoğunun Beni tekzip ettiği bir zamanda o, Beni tasdik etti. Herkesin Benden yüz çevirdiği bir zamanda o, servetinin tümünü Bana bıraktı. Halkın evlatlarını Benden uzaklaştırdığı bir zamanda Allah, Ondan bana evlat verdi." 
Burada görüyoruz ki hayatta olduğu sürece Hz. Hatice annemiz, her konuda Resûlullah Efendimizin yanında olarak O'nun en büyük yardımcısı ve destekçisi olmuştur. Bizlere de her konuda olduğu gibi infak konusunda da en mükemmel örnektir.
Bir diğer mükemmel örnek ise Hz. Ali Efendimiz ve Hz. Fâtıma annemiz olmuştur. Nitekim Kur’an-ı Kerim'de Ehl-i Beyt için birçok ayet nazil olmuştur:
"Bir kısım insanlar vardır ki, Allah'ın rızası uğruna, canlarını satarlar (O’nun uğrunda feda ederler). Allah ise kullarına çok merhamet edicidir." (Bakara, 207).
"Mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikar hayra harcayanlar vardır ki onların Rableri katındaki ecirleri mahfuzdur. Onlar için hiç bir korku yoktur. Ve onlar hiç bir zaman mahzun olmayacaklardır." (Bakara, 274).
Ehl-i Beyt ile ilgili onlarca ayet inmesiyle birlikte infak konusunda da Kur’an-ı Kerim'de örnek gösterilen kişiler Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin Efendilerimiz olmuştur.
İnfak kalbin katılaşmasını önler; kalbe sevinç, mutluluk ve huzur verir. İnfak insanlardaki şefkat ve merhameti arttırır, dost kazanmaya sebep olur. İnfak, mü’minler arasındaki sevgi ve muhabbeti artırır.
Unutmamalıyız ki bize emanet olarak verilen bedenimiz, canımız ve mallarımız, elimizde ebedî kalacak değildir. Muhakkak her şey bir gün mülkün gerçek sahibi olan Allah’a dönecektir.
"Sizden birinize ölüm gelip de, 'Rabbim, beni yakın bir süreye (ecele) kadar geciktirsen ben de böylece sadaka versem ve salihlerden olsam' demezden önce, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin." (Münafikun, 10).
Dolayısıyla hayatta iken bu emanetleri Allah yolunda yerlerine teslim etmeliyiz ki ebedî mükâfata erişebilelim.
Biz teslim etmesek bile asıl sahibi zaten son nefes anımızda bizden her şeyi geriye teslim alacaktır. Ancak arada büyük bir fark olacak. Birinci şekilde, yâni infak ettiğimiz takdirde Allah (c.c.), bunu kendisine verilmiş bir borç olarak kabul buyuracak: "Kimdir Allah’a güzel bir borç verecek olan ki, Allah da onun verdiğini kat kat artırsın ve onun için şerefli bir mükâfat da versin." (Hadid, 11).
İkinci şekilde, yâni infak etmeyip cimrilik ettiğimizde ise; "Allah’ın kereminden kendilerine verdiğine cimrilik edenler, onu kendileri için hayırlı sanmasınlar. Hayır, bilakis o, kendileri için şerlidir. Cimrilik ettikleri şeyler, Kıyamet günü onların boyunlarına dolandırılacaktır.” (Âl-i İmran, 180).
"Cimriler var ya cimriler. Bunlar öyle insanlardır ki, cimrilik ederler ve insanlara da cimriliği emrederler. Onlar, Allah’ın bol hazinesinden kendilerine verdiğini gizlerler. Biz de o nankörlere alçaltıcı bir azab hazırlamışızdır." (Nisa, 37).
Rabbimizin bize fazla fazla verdiği nimetlerinden hesaba çekileceğiz ve hiç şüphesiz ki öteki alemde cezalandırılacağız.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz de infak ile ilgili şu şekilde buyurmaktadır: 
“Her ümmetin bir fitnesi vardır Benim ümmetimin fitnesi de maldır." (Tirmizi).
“Bu dünya malı yeşil ot gibi çekicidir tatlıdır. Bu dünya malını hakkıyla kazanan ve onu Allah yolunda yetimlere, fakirlere tahsis eden zengin Müslüman ne hayırlı kişidir. Dünya malını hak yoldan kazanmayan kişi de,  daima yiyen ve bir türlü doymayan obur gibidir. Kıyamet günü bu mal kendi sahibinin cimriliğine şahit olacaktır.” (Buhari).
"Kulların sabaha kavuştuğu hiçbir gün yoktur ki, iki melek inip biri, ‘Allah’ım! İnfak eden kimsenin infak ettiği malın yerine daha iyisini ver’, öbürü, ‘Allah’ım! İnfak etmeyip elinde tutanın (cimrinin) malına telef ver’ demesinler." (Buhârî, Müslim).
Rabbim bizlere bahşettiği sonsuz rızık ve nimetleri Hak yolunda harcamayı nasib etsin ve nefsimize uymaktan, cimrilikten bizleri muhafaza eylesin inşaallah.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100