Davaya bakan hakimlerin, davadan elini çektikten ve dosya kesinleştikten sonra FETÖ’cü olduğu iddiasıyla açığa alınması, meslekten ihraç edilmesi, tutuklanması, yargılamanın yenilenmesini gerektirir mi?
Konuyu açalım: Mahkemelerin vermiş olduğu kararlara karşı bir üst inceleme yeri olan İstinaf, Yargıtay ve Danıştay gibi yargı yerlerine başvurularak, kararın bozulması istenebilir. Bu istek kabul edilmez, yani mahkeme kararı onanırsa bir yol daha vardır o da, onama kararının düzeltilmesi istemidir. Bu istek onama kararı veren makama yapılır (Yargıtay, Danıştay gibi). Genelde bu makamlar önceki kararlarından dönmezler. Artık yapacak bir şey yoktur ve mahkeme kararı kesinleşmiştir. Tüm bunlara usul hukukunda “kanun yolları” denir.
İç hukukta son bir yol vardır ki bu, olağanüstü kanun yolu olan, yargılamanın yenilenmesidir (iade-i muhakeme).
Kesinleşmiş yargı kararlarına karşı yargılamanın yenilenmesi özetle;
Anayasa Mahkemesi (AYM) veya Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından hak ihlâli tespit edilmesi, belge sahteliği, yalan tanıklık ya da bilirkişilik, hakimin suç teşkil edecek derecedeki kusuru, yeni bir olay veya delilin ortaya çıkması durumlarında konu olabilir.
Şu anahtar soruyu masaya yatıralım:
FETÖ’cü hakim, savcı ihraçları konumuzun neresinde?
Hakimin FETÖ’cü olması ya da başka bir nedenle meslekten ihraç edilmesi, açığa alınması, başlı başına bir iade-i muhakeme sebebi olur mu?
Aşağıdaki olaya bakalım;
Hakkında verilen hapis cezası kesinleşen hükümlünün, kendisini mahkûm eden hakimin 15 Temmuz’dan sonra tutuklandığını gerekçe göstererek yargılamanın yenilenmesi talebi, Kandıra Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 12.08.2016 tarihli kararla kabul edilmiştir.
Mahkeme kararında yer alan ifadeler şöyle:
“15 Temmuz 2016 tarihli darbe girişimi sonrası silahlı terör örgütüne mensubiyet iddiası ile hükümlünün yargılandığı dava dosyasında yargılama aşamasında hükme tesir eden yargı mensuplarının görevinden alınarak bir kısmının tutuklanmış olması durumunun hükümlünün vicdanında oluşturduğu gibi umumun vicdanında da adalete olan güveni sarstığı, Türk milleti adına bağımsız karar veren mahkemelerin ve yargı mensuplarının itibarlarının kazanılmasının yine yargı mensuplarının yapacağı işlemler ile sağlanabileceği gözetilerek ve yeniden yapılacak bir yargılama ile hükümlünün ve toplumun nazarında adalete olan teveccühün arttırılacağı, neticede çıkabilecek her türlü kararın aynı nazarda daha makbul olacağı göz önünde bulundurularak hükümlü müdafiinin talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına, CMK’nın (Ceza Muhakemesi Kanunu) 311/1-c maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesine ilişkin karar verilmiştir.”
Görülüyor ki, yargılamanın yenilenmesine karar veren mahkeme, Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK), madde 311/1-c hükmünü gerekçe göstermiştir. Bu maddeye göre yargılamanın yenilenebilmesinin koşulu,  davaya bakan hakimin suçluluk derecesinde kusurlu bulunmasıdır. Hakimin verdiği kararla kusur arasında bağlantı olmalıdır, hukuk diliyle “illiyet/neden-sonuç ilişkisi” gerekmektedir. Sırf FETÖ’cü olması yargılamanın iadesini gerektirmez. CMK’nın aradığı, hakimin kusurunun verdiği karara tesir etmesidir. FETÖ ya da başka nedenle görevinden alınması ile hakimin verdiği karar arasında bir ilgi/neden kurulamıyor ise muhakeme yenilenmemelidir.
1 milyon 100 bin dosyanın sırf dosyaya bakan hakimler/savcıların FETÖ’cü olduğu iddia edildiği için yeniden ele alınmasının yasal ve mantıklı hiçbir tutar yanı yoktur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100