Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, Fransa Cumhurbaşkanı Macron’un “Ruslarla Türkleri ayırdık” sözlerine cevap verirken, Türkiye’nin Suriye politikasının İran, Rusya ve ABD'den farklı olduğuna dikkat çekti ve "Suriye politikamız, herhangi bir ülkenin yanında veya karşısında olma politikası değildir, hakkın ve doğrunun yanında olma politikasıdır" dedi.
“Hakkın ve doğrunun yanında olma politikası” kulağa hoş geliyor ama siyasilerimizin gerçekten duruşu böyle mi? Sayın Bozdağ’ın ifadelerine göre hak ve doğru, bir İslam ülkesi olan Suriye’ye Tomahawk ve cruz füzeleriyle vuranlar oluyor. Yani Hristiyan Batı ülkeleri ABD, İngiltere ve Fransa, bir de onlara vurulacak hedeflerin listesini veren Yahudi İsrail…
Prof. Dr. Haydar Baş’ın dünkü “Suriye vuruldu” başlıklı makalesinde ifade ettiği gibi, “Petrol zengini olmamasına rağmen Suriye, Ortadoğu'da hesabı olan devletler için kilit noktada yer alıyor. Bunda elbette ABD'nin yeni vatan arayışı; İsrail'in Büyük İsrail hevesi, İngiltere'nin ve Fransa'nın bölgedeki kaynakları Amerika'ya bırakmama gayretleri ya da tüm bunların karşısında ‘ben de varım’ diyen Rusya'nın tavrı etkili…”
Demek ki Sayın Bozdağ’ın ifade ettiği hak ve doğruluk, ABD’nin yeni vatan arayışı, İsrail’in büyük İsrail projesi ve de İngiltere ve Fransa’nın kaynakları kaptırmamak için Suriyeli Müslüman kardeşlerimizin üzerine füze yağdırmasının yanında olmakmış.
Hafta sonu Bursa’da gerçekleşen Atatürk Vatandır Sempozyumu’nda konuşan Avukat Lütfullah Önder, çok güzel bir tespit yaptılar.
İmam Şafii’ye soruyorlar, “Fitne zamanı hakkı tutanı nasıl anlarız?” diye, “Düşman okunu takip edin, o sizi Hak ehline götürür” cevabını veriyor.
İşte Sayın Önder bu cevabı günümüze taşıyarak, Hak ehlini tanımamız için bugünün düşmanlarının attığı okları, güncel versiyonuyla Tomahawkları, cruzları takip etmemizi tavsiye ederek, bu füzelerin hedefinin Hak ehli olduğunu vurguluyor.
Prof. Dr. Haydar Baş, yıllardır “Esad, İmam Hüseyin rolündedir” ifadelerini kullanmaktadır. Neden böyle diyor Sayın Baş, çünkü Esad, ABD’nin vatan projesine, İsrail’in ise büyük İsrail devleti projesine hayır dedi, Suriye halkına ait olan toprakları ve madenleri sizlere yedirmem dedi, Filistin halkına desteğimi asla kesmem dedi.
Hangi açıdan bakarsanız bakın, hak ve doğru olan, düşman ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail’in saldırılarına maruz kalan, Suriye halkını ve Filistinlileri sonuna kadar koruyan Esad yönetimidir. Türkiye Bozdağ’ın ifadesiyle gerçekten hak ve doğrunun yanında yer almak istiyorsa, bu, Müslüman Esad’la beraber olmayı gerektirir.
Prof. Dr. Baş, Mart 2011’den sonra ABD eski Başkanı Obama döneminde siyasilerimizi ayıktırmaya çalışmıştı ve “Obama öldüğünde Hıristiyan mezarlığına gömülecek, Esad öldüğünde ise Müslüman mezarlığına gömülecek, siz kimin yanındasınız” demişti.
Maide Suresi 51’inci ayette Cenab-ı Hak bir Müslüman’ın kimlerle dost olacağını, kimlerle de asla olmaması gerektiğini net olarak ortaya koymaktadır ve bu konu Müslümansak, inanıyorsak, deist değilsek tartışma konusu değildir:
“Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirlerinin dostlarıdırlar. Sizden kim onları dost edinirse, kuşkusuz o da onlardandır. Şüphesiz Allah, zalimler topluluğunu asla doğruya iletmez.” (Diyanet meali)
Cenab-ı Hakk’ın buyruğuna göre kimlerle dost olmamalıyız: Yahudiler ve Hıristiyanlarla… Yani haçlı ABD, haçlı İngiltere ve haçlı Fransa ile... Ayrıca Yahudi İsrail ile…
Eğer olursak, Cenab-ı Hak, “Onlardan olursunuz” diyor; yani Müslüman değil, Hıristiyan ve Yahudi olursunuz diyor.
Ve daha da ötesi, onları ve onlarla beraber olanları da “zalimler topluluğu” olarak tanımlayarak, asla hakka ve doğruya ulaşamayacaklarını beyan ediyor.
Cenab-ı Hak diyor ki, bunlarla beraber olursanız hakka doğruya ulaşamazsınız, siyasilerimiz diyor ki bunların yanında olmak, bunların yaptıklarını alkışlamak, desteklemek hakkın ve doğrunun yanında olma politikasıdır. Hangisi doğru?
Bırakın İslam ülkesini füzelerle vurmayı hak ve doğru kabul etmeyi, dinimiz, Müslüman’ın başına en ufak bir bela geldiği zaman, diğer Müslümanların buna sevinmesini bile yasaklıyor. 
Vâsile İbni’l-Eskâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Kardeşinin uğradığı felâketi sevinçle karşılama! Allah onu rahmetiyle o felâketten kurtarır da seni derde uğratır.” (Tirmizî, Kıyâmet 54)
İslam ülkesi Suriye; Haçlı ABD, Fransa ve İngiltere tarafından füzelerle vurulduktan hemen sonra siyasilerimiz memuniyetlerini ifade ettiler hatta daha fazla vurulmasını da istediler, bazıları da “bu kadarı içimizi serinletmedi” diyecek kadar ileri gitti.
Şimdi anlıyor musunuz Türkiye olarak başımıza neden felaketlerin geleceğini…
ABD Irak’ta milyonlarca Müslüman’ı katletti, siyasilerimiz Amerikan askerlerinin sağ salim evlerine dönmeleri için dua etti. Afganistan Haçlı orduları tarafından talan edildi, bizimkiler onların korumalığını yaptı. Haçlı orduları Libya’yı yerle bir etti, Müslüman Kaddafi’yi linç ettiler, bizimkiler destek verdi, alkış tuttu. Şimdi de Suriye’nin haçlılar tarafından talanına memnun olduklarını tüm dünyanın önünde ilan ediyorlar.
Türkiye olarak kardeşimiz Suriye’nin ve diğer İslam ülkelerinin uğradığı felakete sadece sevinmedik, aynı zamanda Haçlı’nın safında desteğimizi sunduk. 
Hz. Peygamber’in hadisi net bir şekilde ifade ediyor ki, işte bu sebeple Allah Suriye’yi rahmetiyle o felâketten kurtaracak ama Türkiye’yi derde uğratacak.
Pişman olup ayıkmazsak, gerçekten hak ve doğrunun yanında yer almazsak…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner131

banner137