Hiç şüphesiz, hayata gelişimiz bizim şahsi tercihimizle olmadığı gibi bu hayattan gidişimiz de kendi tercihimizle olmayacaktır.
Bu gerçek, doğum ile ölüm arasındaki hayatı da kendi kafamıza göre  tanzim edemeyeceğimiz hakikatini haykırmaktadır aynı zamanda.
Hayat ile memat arasında tercihten kastımız şu; Allah ve Resulü bizi, bize hayat verecek şeylere davet ediyor, hayat ile memat bir birinin zıddı olduğu gibi, hayat verecek şeylerin zıddı da ölüme götürecek şeyler demektir.
Ya davet edildiğimiz ve bize hayat verecek olan şeylere doğru koşup hayat bulacağız, her iki dünyamızı da mamur edeceğiz ya da tersi istikamette bir yol tutup her iki dünyamızı da berbat edeceğiz.
“Ey iman edenler! Sizi canlandıracak, size hayat verecek, sizi düzeltecek mesajlara çağırdığı zaman, Allah ve Elçisinin mesajına uyun ve bilin ki Allah, kişi ile kalbi arasına girer ve kişinin yöneleceği yöne göre kalbini o tarafa çevirir veya kişinin arzu ve eğilimlerinin yaptırmaya yönelttiği şeylerden alıkoyup caydırabilir. Sonuçta hepiniz O’nun yanında toplanacaksınız.” (Enfal: 24).
Israrla adil olmaya, adalete çağrılıyoruz, zıddı adaletsizliktir ki toplumların ölümünü çabuklaştıran amansız bir hastalıktır.
“Allah adaleti, hatta adaletten de fazla olarak ihsanı, en güzel davranışı ve muhtaç oldukları şeyleri yakınlara vermeyi emreder. Hayasızlığı, çirkin işleri, zulüm ve tecavüzü yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.” (Nahl: 90).
“Ey iman edenler! Adaleti titizlikle ayakta tutunuz; kendiniz, anne babanız ve akrabanız aleyhinde de olsa, Allah için şahitlik eden kimseler olunuz. Haklarında şahitlik ettikleriniz zengin olsunlar, fakir olsunlar, Allah onlara sizden daha yakındır. İğreti arzularınıza uyup adaletten sapmayınız. Eğer şahitlik ederken dilinizi eğip bükerseniz ya da doğruyu söylemezseniz, muhakkak ki Allah yaptıklarınızı bilir.” (Nisa: 135).
Israrla hakka-hukuka davet ediliyoruz ki zıddı haksızlık ve hukuksuzluktur ve milletleri baş aşağı eden, devletlerin altını üstüne getiren yayılmacı bir mikroptur.
Emanetlerin ehline verilmesi sürekli tembih ediliyor, ‘ehliyet ve liyakat’ esası asla unutulmasın deniyor ki, bu durumun zıddı adam kayırmadır, ehil olmadıkları halde devletin makamlarını eşe-dosta, akrabalara peşkeş çekmektir ve ehliyetsiz birine arabayı teslim etmenin sonucu o arabanın kıyametini beklemektir.
“Allah size, mutlaka emanetleri ehil olanlara vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah, her şeyi işitendir; her şeyi görendir.” (Nisa: 58).
Ferdi ibadetlerden toplumu ilgilendiren bütün gayretlere kadar bütün emirler hem ferde hem de topluma hayat veren şeyler olduğu gibi, aynı şekilde yasaklanan bütün haramlar da fertleri ve toplumları ölüme götüren sebeplerdir.
Hem fertler olarak hem topyekun Türk milleti olarak hem de devletin yönetim kadrosunda bulunanlar olarak ya bize hayat veren mesajlara kulak verip, teslim olup hayat bulacağız ya da, tersini düşünmek bile istemiyoruz.
“Onun önünde ve arkasında Allah’ın emriyle onu koruyan takipçiler/melekler vardır. Bir toplumu oluşturan fertler kendi iç dünyalarındakini değiştirinceye kadar, Allah onların oluşturduğu toplumu değiştirmez. Allah bir topluma kötülük diledi mi, artık onun için geri çevrilme diye bir şey yoktur. Onların Allah’tan başka yardımcıları da yoktur.” (R’ad: 11).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121