Türkiye tipik bir Avrasya (Avrupa+Asya) ülkesidir. Coğrafyası, tarihi, kültürü, toplumsal yapısı itibariyle Avrasyalıdır. Adeta Avrasya’nın kilididir. Hem Türk dünyasının en köklü, güçlü, etkili ülkesidir; hem Avrasya coğrafyasında merkezi konumdadır; hem de enerji koridoru olma iddiasındadır. Orta Asya, Merkezi Asya veya Türkistan olarak bilinen Türk coğrafyası da Avrasya’nın merkezindedir. Özbekistan, Türkmenistan, Kazakistan ve Kırgızistan, bölgedeki Türk Cumhuriyetleridir. Özbekistan, Türkistan’ın merkezindedir. Tüm bölge ülkeleriyle sınırı olan tek Orta Asya ülkesidir. Bölgedeki tüm ülkelerde Özbek azınlık vardır. Türkiye’nin, Türk Cumhuriyetleri dışındaki Orta Asya ülkeleri olan Tacikistan ve Afganistan’la da iyi ilişkileri mevcuttur.

Tüm bunlara karşı Türkiye’nin etkili, kapsamlı bir Avrasya stratejisi henüz yoktur. Batı’ya karşı Avrasya seçeneğini, ŞİÖ’yü (Şanghay İşbirliği Örgütü) taktik bir araç, bir koz olarak görmektedir. ABD ve AB’ye (Avrupa Birliği) ŞİÖ üzerinden blöf yapmaktadır. Avrasya’ya stratejik tercih olarak bakmamaktadır. Kendisini Batı ile Doğu arasında bir bağlantı, bir köprü olarak tanımlayan Türkiye, kendini Avrasyalı bir merkez ülke olarak görmemektedir. Türkiye’nin, Avrasya stratejisi olmadığı gibi, Hazar, Orta Asya ve Kafkasya’ya yönelik özgün, özel, kapsamlı bir stratejisi de yoktur. Kafkasya’da Azerbaycan ve Gürcistan’la ilişkileri güçlüdür.

Diğer taraftan Türkiye, Rus doğalgazına bağımlı olduğundan, Moskova’ya karşı diplomatik düzlemde eli zayıftır. İç ve dış politikasındaki tutarsızlıkları nedeniyle de dış etkilere fazlasıyla açıktır.

Türkiye’nin temel açmazı şudur:

Tarihi kökleri, ekonomik ilişkileri, enerji bağımlılığı Doğu’da, Asya’da, Avrasya’da; politik, diplomatik ve askeri bağımlılıkları Batı’da, Avrupa’da, Atlantik’tedir.

Bu durum 24 Kasım 2015’de Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesi ve 15 Temmuz FETÖ’cü darbe girişimi sonrasında Rusya’yla ilişkilerin hızla düzelmesiyle bir kez daha ortaya çıkmıştır. Son zamanlarda birkaç kez gündeme getirilen ŞİÖ üyeliği de, her ne kadar maddi ve fikri hazırlıktan yoksun, stratejik hedef içermeyen, iç kamuoyuna yönelik mesaj, ABD ve AB’ye karşı taktik bir çıkış, geçici bir koz olsa da, kamuoyunda önemli tartışmaları davet etmiştir.

Prof. Dr. Haydar Baş’ın hem bilge kişiliği, hem de defosuz bir devlet adamı kumaşına sahip oluşu; Türkiye’nin açmazlarını on yıllar öncesinden işaret ederek, çözüm projeleri sunması; AB’nin çöküşünü ve dahi Atlantik (NATO) örgütünün çözülüşünü öngörerek Avrasya’nın yakınlaştığını ve Asya Birliği’nin öne çıkacağını, geçici bir taktik olarak değil, denge politikasını içeren kapsamlı bir strateji olarak ortaya koymuştur.

Batı emperyalizminden kaynaklanan bölünme tehdidinin artması, bölgedeki diğer gelişmelerle birlikte dünyanın ekonomik ve politik ağırlık merkezinin Atlantik’ten Avrasya’ya kayması, Türkiye’nin Avrasya’yla politikasını geliştirmesini gerekli kılmaktadır.

Maddi ve fikri hazırlıklarını kapsayan projelerini başta Rusya olmak üzere önemli ülkelere kabul ettirerek başarılı uygulamalarına dünyanın tanık olduğu Haydar Baş, Türkiye’nin Avrasya ile siyasetinin biricik garantisidir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100