Türkiye’de siyasetin rotası ilk defa doğru bir mecraya girdi. 13 yıldır iktidarda bulunan AKP’nin milleti “uyuttuğu” yapay gündemler bitince halk ilk kez çıplak gerçeklerle karşı karşıya kaldı. Bugün Türk siyasetinin gündemi BTP Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş Bey’in Milli Ekonomi Modeli ve Sosyal Devlet projeleri ile belirlenmiş durumda. Kapitalizmin taşeronu durumundaki medya tabandan gelen halk baskısına daha fazla direnememiş gözüküyor. 
Çünkü her türlü manipülasyona açık medya, ülkenin gerçek sahibi gençlerin kontrolündeki ve manipülasyonlara kapalı sosyal medyanın önünde adeta diz çöktü. Sosyal medyada gençlerin patlattığı baraj kapakları, Prof. Dr. Haydar Baş coşkun sularının bir sel gibi patlaması sonucunu beraberinde getirdi.
Bu hususta CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun ve derdini anlatmaktan aciz ekonomi ekibinin Haydar Baş Bey’in projelerini kötü kopyacı birer tembel öğrenci misali aşırmalarının da kısmi etkisi olmuştur. 
Halk, Kılıçdaroğlu ekibinin Sayın Baş’ın 12 yıldır ifade ettiği Milli Ekonomi Modeli projelerinin kenarından köşesinden aşırma vaatlerini duyunca, “ama bunlar Haydar hocanın projeleri” demeye başladı ve doğal olarak “siz bunu nasıl yapacaksınız” sorusunu sordu. 
Bu bağlamda, “Haydar Hoca bunu tüm dünyaya kabul ettirdi, 9 uluslararası kongre ile dünya ilim adamları onayladı, peki siz nasıl yapacaksınız” sorusu CHP ekibinde büyük bir şoka sebep oldu. 
İşte tam bu noktada Haydar Hoca çıkıp Milli Ekonomi Modeli projelerinin kaynaklarını tek tek açıkladı. Türkiye’nin üzerinde oturduğu yeraltı kaynaklarının 3 katrilyon dolarlık bir kaynak olduğunu ve sadece bunun bile ülkeyi 1500 yıl refah içinde yaşatmaya yeteceğini söyledi.
Kaynakların açıklanması Kılıçdaroğlu ekibini yaptıkları “hırsızlıkta” suçüstü yaparken, asıl telaş iktidar kanadında yaşanıyor. Özellikle 13 yıldır sefalet içinde yaşayan halkın iktidara uyguladığı baskı, iktidar kanadına şeytanın bile aklına gelmeyecek işler yaptırtıyor desek yeridir. Ne mi yaptırıyor?
İktidarın aylık maaşını vererek kahvelerde, sohbetlerde gündem saptıran bir fitne ekibinin şu anda şu fitneyi yaydığını duymayan kalmamıştır: 
“Haydar Hoca, yer altı kaynaklarını kullanacağım diyor ama biliyor musunuz bu kaynakları biz kullanamayız. Çünkü bu kaynaklar 1923’te imzalanan Lozan Antlaşması’nın bize açıklanmayan gizli maddelerine göre 100 yıl boyunca kullanılamaz. Haydar Hoca çok haklı ama 2023’e kadar bu kaynaklara dokunamayız.”
Dedik ya, şeytanın bile “yahu bunlar varken bana ne gerek var” dediği cinsten fitne ekibi bunlar. 
Ama tek başına bu fitne bile Haydar Hoca tsunamisinin dalga sesleridir. İktidar cenahındaki panik kilometrelerce öteden bile fark edilir hale gelmiştir. Haydar Hocanın projeleriyle paniğe kapılan, İngiliz pasaportu ve İngiliz sterlini ile on yıllardır bu millete ihanet eden fesli, fessiz bütün ajanlar iyi dinlesin.
Artık oyununuz bozuldu, bu milleti daha fazla kandıramayacaksınız.
Ey vatandaş, iyi dinle!
Paralı ajanların yaydığı gibi Lozan’ın Türkiye’nin yeraltı kaynaklarını kullanamayacağına dair hiçbir gizli maddesi yoktur. 
Lozan, 24 Temmuz 1923'te Türkiye Cumhuriyeti ile mütte¬fik devletler arasında imzalanan barış ant¬laşmasıdır. Türk Kurtuluş Savaşı’nda Haçlı güçlerine karşı verilen mücadelenin sonucunda alınmış bir tapu senedidir.
Lozan Barış Antlaşması olarak adlandı¬rılan belge, 143 maddelik ana belgeye ek olarak hazırlanmış 15 belgeyi içermekte¬dir. Ana belge Türkiye ile İngiltere, Fran¬sa, Japonya, Yunanistan, Romanya, Rus¬ya, Yugoslavya arasında imzalanmış, da¬ha sonra buna, Belçika ve Portekiz de ka¬tılmıştır. Ek belgeler ise Boğazlar Sözleş¬mesi, Trakya Sınırları Sözleşmesi, Yerleş¬me ve Yargı Yetkisi Sözleşmesi ile bazı tu¬tanak ve bildirilerden İbarettir. Bu antlaşma ile belge, bildiri ve tutanak¬ların yanı sıra, Türkiye ile Yunanistan ara¬sında "Türk ve Rum halkının Karşılıklı Değiştirilmesine İlişkin" bir sözleşme de imzalanmıştır. 
Lozan bir uluslararası antlaşmadır. Uluslararası antlaşmalar hukukuna göre 24 Temmuz 1923’te İsviçre’nin Lozan (Lausanne) şehrinde imzalanan ve devletimizin kuruluş belgesi niteliği olan bu antlaşmanın o gün orada hazırlanan balmumu mühürlü nüshası, Fransa Dışişleri Bakanlığı arşivinde bulunmaktadır. Antlaşmanın aslını saklayan ülke, uluslararası hukukta “Depoziter” ülke olarak tanımlanmış olup, bu antlaşmanın kopya nüshaları da taraf ülkelerin arşivlerinde yer almaktadır. Bugün Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı arşivinde bulunan nüsha da o kopya nüshadır.
Bu kadar teknik bilgiyi verme sebebimiz, saf ve masum halkımızı aldatmaya çalışan İngiliz ajanlarının halkımızı nasıl kandırdığını anlatmak içindir. Hayatında Lozan Antlaşması’nın tek bir maddesini okumamış ajanların uydurduklarına değil, tüm maddeleri tek tek okuyan bu kardeşinize güvenebilirsiniz.
Lozan’da bırakın yeraltı kaynaklarımızı kullanmayı engellemeyi, yüzyıllardır Osmanlı’yı sömüren Kapitülasyonlar kaldırılmış ve ülke bağımsız hale gelmiştir. Batılı ülkelerin ‘azınlık tanımı’ndan sonra en çok direndikleri husus kapitülasyonların kaldırılması bölümüdür. Bu konuda Mustafa Kemal masayı devirecek kadar kararlı bir duruş sergilemiştir.
Özetle, Lozan Antlaşması’nın yeraltı kaynaklarımızı engellemeye dönük hiçbir gizli maddesi yoktur. Ama şunu da hatırlatalım, Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bu milleti arkalarına alarak yok ettikleri kapitülasyonları, çıkardıkları petrol yasaları ve maden kanunlarıyla geriye getirmek isteyenler hep var olmuştur. Bugün eğer Gümüşhane’deki altın madenlerini Cumhurbaşkanının damadının bir dönem CEO’luğunu yaptığı şirketle beraber Yahudi maden şirketleri çıkartıyorsa buradaki kabahat ve ihaneti yanlış adreste aramayınız.
Aradan 13 yıl geçti ama Haydar Baş mayası, aşısı tuttu. Halk artık hakkını istemeye başladı. Halktan gelen bu taban baskısı ve hak arayışı iktidarı ve onda nemalananların uykularını kaçırmaya başladı bile.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100