Bu Pazar İstanbul’da, “Bağımsız Türkiye” heyecanı vardı.
Farklı bir pazardı.
Hem güneşli, hem yağmurlu bir gündü.
Hava güneşli iken salona girdik, çıktığımızda yağmur yağıyordu. Tabi içerdeyken, asıl güneşimizleydik.
Bağımsız Türkiye’nin Baş güneşi ile…
Yarasalara inat, güneşi içimize çektik.
Ehl-i Beyt kokuyordu. “Eyüp Sultan’a gidin nispet kokuları alırsınız” demişti ama o kokuları sanki salona getirmişti. 
Ehl-i Beyt böyle bir şey, anarsınız, size varlıklarını adeta yaşatırlar. “Âşıklar ölmez, ölse çürümez” diye, Yunus ne güzel söylemiş. Ölmek aslında hayvana ait bir şey…
Gerçi bunu da Yunus söylemiş “ölen hayvan imiş âşıklar ölmez” diye…
Şahsen ben, çağdaşı olup da, Prof. Dr. Haydar Baş’ı tanımadan şu dünyadan gidenlere acırım.
Hele bazılarının atmaya çalıştıkları çamuru, kendi gözlerine sürmüleri yok mu, o çamurlu gözlerle bakmalarına gerçekten sinir olurum. 
Ne demiş âşık: Bu nimeti haktan bilmek gerektir/ Çeşm-i hubarını silmek gerektir…
Nimeti görmek için, gözdeki tozu, toprağı silmek şart…
Neyse, çok derin konulara girmeyelim!
Dostlarla özel ortamlarda yaparız, bu özel muhabbeti. Mevlana’yı, Şemsi, güneşi, o vakit çok konuşuruz. Hele de bir de demli çay olursa, muhabbetin anasını ağlatırız!
Biz şimdi işin, ülkemizi ilgilendiren boyutunu konuşalım:
Dünya, bir Türk’ten, yep yeni bir ekonomi modeli duydu. Dünya da tüketim eksenli tek model…
Duymakla kalmadı, yüzlerce ülke bunu parçalar halinde kullandı. Rusya bu işin bayraktarlığını yaptı.
Bu model ile BRICS’i kurdu. ABD başına türlü türlü çoraplar ördü fakat Rusya hiç tınmadı. “Milli Paralarla ticaret” dedi. “BRICS’i kurmada, Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli, ilham kaynağımız oldu” diye, BRICS ülkeleri İş Geliştirme Merkezi Başkan Vekili Prof. Dr. Vladimir Gorbanovsky bizzat açıkladı. 
Üstelik de İstanbul’da yapılan 9.Uluslararası Milli Ekonomi Modeli Kongresi’nde söyledi.
İktisadın babaları “Haydar Baş bizim güneşimiz” dediler. Bazıları Müslüman oldular. Yarasalar güneşten haz etmez diye, güneşi kıskanmak, yok saymak, görmezden gelmek olmaz.
Hele güneşe karşı duymak, hiç olmaz. Karşı gelseniz de güneş size ışığını ve sıcaklığını gönderir. Ama özel bir izolasyona sahipseniz, güneş ne yapsın.
“5 bin lira asgari ücret” inanmayanlara da verilecek mesela. Çünkü sistem kazmalara bile para vermeyi gerektiriyor. O beş bin lira bir yılda 16 kez el değiştirecek ve devlete gelir getirecek. Alım gücü kazanan tüketici, plastik para ile değil, gerçek para ile helalinden tüketecek. Bankaya borçlanmayacak. Yani para tüketimi, tüketim üretimi tetikleyecek, üretim ise işsizliği sonlandıracak. Bir çark gibi birbirini harekete geçirecek.
Yoksa bana kalsa, bazı kazmalara değil “vatandaşlık maaşı” veya “5 bin lira asgari ücret” bir damla su bile vermem!
O kadar merhametsiz değilim ama bazılarını gerçekten rüyamda görsem sinirlenir uyanırım. 
Geçtik ekonomiyi, geçtik parayı: Bana bir değer söyleyin ki, onu Haydar Baş savunmasın.
Haydar Baş’ın iki Mustafa’sı var: Biri, dinimizin sahibi Peygamberimiz Mustafa, öteki, ülkemizin kurtarıcısı asker Mustafa…
Bu milleti yıllardır kamplara ayırdılar. Yüz yıllık İngiliz oyununu Prof. Dr. Haydar Baş bozdu.
İki Mustafa’yı sevmek gerektiğini, bu ülkede ilk o hayata geçirdi. Birincisini sevmek iman ve inancımız gereği, ikincisini sevmek ise birliğimiz gereği…
Birincisine düşmanlık adamı dinsiz yapar, ikincisine düşmanlık ise hain yapar.
Müslüman’ı Atatürk’le barıştırdı Baş Hoca, şimdi Müslüman’ı Ehl-i Beyt’le buluşturuyor. Şii ve Sünni’yi Ehl-i Beyt gemisinde buluşturuyor. Vatikan gemisinde, sarıklarıyla oturanlar, oradan atış yapıyorlar.
“Sen Ali’yi öne çıkaramazsın” diyorlar. Ali’yi Haydar Hoca değil, Allah öne çıkarmış oğlum!
Ehl-i Beyt’i sevmeyen peygamberi sevemez, kimse kendini kandırmasın.
Tövbe ki dertleri, Ebubekir, Ömer ise… 
Tek dertleri var: ABD’nin istediği Şii- Sünni savaşını çıkarmak…
Pazar günü, bir defa daha suçüstü oldular. 
Bu Pazar, başka Pazar!
Eminim şeytan, yine azar!
Ama bende taş bitti!
Kalın sağlıcakla…
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Memduh TOPRAK 1 yıl önce

Her iki sinide ne kadar ifade etmeye çalışsak, kelimeler yetersiz kalır.

Avatar
serap Şahin 1 yıl önce

Harika bir yazı olmuş kaleminize sağlık

banner100