Bugün 29 Ekim. Cumhuriyet Bayramı. Cumhuriyetin ilanının üzerinden 94 yıl geçti. Atatürk’ün, halkın iradesinin yönetimde hâkim olmasını temin için millete verdiği en büyük armağanlardan biri.
Bu nedenle bütün Cumhuriyet âşıkları, büyük bir sevinçle, büyük bir minnetle kutlarlar bu bayramı.
Cumhuriyet Bayramını taa 55-60 yıl önce Anadolu’nun bir şirin ilçesinde büyük bir coşkuyla kutlayan “bir gönül dostunun” değişik sohbet ortamlarından bir kaç kez anlattığı hatıralardan bir demet aktarmak istiyorum sizlere.
Aynen şöyle anlatmıştı:
“O zamanlar henüz çocuktuk, ilk mektep ya da ortaokul öğrencisi hatta lise öğrencisi olduğumuz yıllar. Cumhuriyet Bayramı geldiğinde içimiz kıpır kıpır olur, yerimizde duramazdık. Köyümüz, ilçe merkezine 4 kilometre mesafede idi. Akşamları ilçe merkezinde Cumhuriyet Bayramı kutlamaları olurdu. Bu kutlamalara katılmak benim için eşsiz bir coşku kaynağı, devlete, millete, bayrağa olan saygımızın nişanesi idi.
En güzel kıyafetlerimi giyer, en yeni ayakkabılarımı ayağıma geçirir, saçımı başımı tarar, “Ben bayrama gidiyorum” diyerek annemin, babamın elini öper, yola koyulurdum. 
Köyden ilçeye giden yollar dar ve patika idi. Hava henüz kararmadan yola çıkardım. Yürüyor muydum, koşuyor muydum bilmem. Yollar toz toprak içinde olurdu. Yukarıdan denizi bütün ihtişamıyla gören Sarıtaş Köyü’nün kıvrım kıvrım bükülen yollarını yarım saati aşan yolculuğun sonunda bitirip ilçeye geldiğimde, aşıkın maşukuna kavuştuğu bir haleti ruhiye içinde olurdum.
Artık Cumhuriyet Bayramı’nı, Atatürk’ün bize armağan ettiği bir bayramı kutlayacaktık.
Ne güzel günlerdi o günler, ne güzel kutlamalardı onlar.
Askerler bando eşliğinde yürüyüş yapar, fener alayları düzenlenirdi.
Kemençeler, davullar birbiri ardına çalmaya başlar, meydanda toplanan binlerce vatandaş coşkuya seyrederdi.
Şehrin meydanında geniş halkalı horonlar başlar, yüzlerce kişi bu halkaya girer, saatlerce horon teperdi.
Cumhuriyetin önemini anlatan konuşmalar yapılırdı.
Yağmur olsun, çamur olsun, fırtına olsun, boran olsun mutlaka bu kutlamalara katılırdım.
Törenler geç saatte bitip de zifiri karanlıkta köyün yolunu tuttuğumda, o karanlık yollar bana Cumhuriyetin aydınlattığı ışık saçan yollar gibi görünürdü.
Toza toprağa, yağmura çamura aldırmadan Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamanın verdiği sonsuz coşku ve heyecan içinde köye doğru yürürdüm.”

“Yukarıdaki hatıralar kime ait” diye soracaksınız kuşkusuz.
Söyleyeyim; Prof. Dr. Haydar Baş’a ait.
Çocukluk ve gençlik yıllarında Akçaabat’ın bir köyünden nasıl büyük bir coşku ile ve saatler süren yolcuk sonucu Cumhuriyet Bayramı’nı kutlamaya gittiğine, o heyecanı nasıl hala bugünkü gibi yaşadığına ait bu hatıraları ben ondan dinledim.
Bugün Cumhuriyet kavramının ve kutlamalarının ne hale geldiğini görünce, günümüz nesillerinin ibret alması için geçmişten bir demet aktardım.
Ve bugün,
Bu Cumhuriyet Bayramı’nda, O’nun genel başkanı olduğu Bağımsız Türkiye Partisi, O’nun talimatıyla, tıpkı 55-60 yıl öncesinde olduğu gibi “coşkulu bir Cumhuriyet Bayramı kutlaması için harekete geçti.
Başta Akçabaat’ta (evet, Akçaabat’ta!), İstanbul’da, Ankara’da ve Türkiye’nin her yerinde bugün “Bağımsız Türkiye sevdalıları” Cumhuriyeti kutlamak için meydanlarda olacak.
Eline bayrağı alan, alanlara koşsun.
Çünkü Haydar Hoca’nın Cumhuriyet Bayramı coşkusu ne kadar güçlü dalgalanırsa ülkenin çimentosu da o kadar güçlü olacaktır.
Buna emin olun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
mersinli yusuf 2017-10-29 14:14:16

CUMHURIYET BAYRAMIMIz kutlu olsun sevgili hocam

Avatar
mihriban 2017-10-30 13:53:31

yaşasın cumhuriyet

banner100